Hep siyasi ayak gündemde ama… FETÖ’nün medya ayağı da korunuyor!

Her ne kadar Zaman Gazetesi, Samanyolu TV ve Bugün Gazetesi yöneticileriyle yazarları hakkında davalar açıldıysa ve bir bölümü cezaya çarptırıldıysa da; bazı FETÖ dostlarına hiç dokunulmadı.

On binlerce öğretmenin, öğrencinin, devlet memurunun,esnafın, hatta ev hanımının hakkında FETÖ Terör Örgütü’ne üye olmak ya da üye olmadan destek vermek suçlamasıyla soruşturma açıldı.
Binlercesi yargılandı, bir kısmı mahkum edildi.
Bırakın örgütle doğrudan ya da dolaylı ilişkide bulunmayı, açılışını devlet yetkililerinin yaptığı Bank Asya’ya para yatıranlar bile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile memurluktan atıldı.
Emniyette, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, yargıda, milli eğitimde; yani aklınıza gelebilecek her yerde adeta bir cadı avı başlatıldı…
İki yer hariç...
Birincisini biliyorsunuz; FETÖ’nün siyasi ayağı…
Her fırsatta Fethullah Gülen’e bağlılıklarını bildiren ve saygılar sunan çoğu AKP’li olmak üzere milletvekilleri, bakanlar hakkında en küçük bir soruşturma bile açılmadı.
Meclis kürsüsünden Fethullah Gülen’e övgüler yağdıran Adalet Bakanı’ndan da bundan başka bir tavır sergilemesi beklenemezdi zaten…
FETÖ destekçisi siyasetçilerden “kandırılmış saf çocuklar” yaratılmaya çalışıldı.
Bugün bir çoğu, o zamanlar methiyeler düzdükleri Fethullah Gülen’i yerin dibine sokuyor.
Böyle olunca da hiçbir güç onların yargılanmasını sağlayamıyor!
*
FETÖ’nün ikinci dokunulmaz ayağı ise medya… Her ne kadar Zaman Gazetesi, Samanyolu TV ve Bugün Gazetesi yöneticileriyle yazarları hakkında davalar açıldıysa ve bir bölümü cezaya çarptırıldıysa da; bazı FETÖ dostlarına hiç dokunulmadı.
Abdullah Gül’ün can dostu olan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Fethullah Gülen’e arabulucu olarak gönderildiği söylenen Fehmi Koru mesela!
Oğlunu, kızını bilmeden FETÖ’nün dershanesine gönderdi diye bazı annelerin bile sanık yapıldığı bu ülkede, bu arkadaşın nasıl yırttığını gerçekten merak ediyorum.
Ya da Gülen’e ait Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın her yıl Abant’ta düzenlediği toplantılara katılan bilim insanları, yazarlar, gazeteciler…
Bazıları hakkın rahmetine kavuştu ama ben yine de sıralayayım:
Prof. Dr. Mehmet S. Aydın, Prof. Dr. Hayreddin Karaman, Prof. Dr. Ö. Faruk Harman, Prof. Dr. M. Akif Aydın, Prof. Dr. Mehmet Paçacı, Prof. Dr. Toktamış Ateş, Burhan Kuzu, Ali Bardakoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Prof. Dr.Niyazi Öktem, Prof. Dr.Bekir Karlığa, Prof. Dr. A. Yüksel Özemre…Av. Kezban Hatemi… Dr. Cüneyt Ülsever… Gündüz. S. Aktan, Latif Erdoğan, Ruşen Çakır, Mehmet Bozdemir, Avni Özgürel, Beşir Ayvazoğlu, Yahya Akengin, Şeref Oğuz, Nevval Sevindi…
*
Yine aynı vakfın Pensilvanya’ya gütürüp Fethullah Gülen’le görüştürdüğü gazeteciler ve yazarlar…
Mahmut Övür, Amberin Zaman, Harun Tokak, Ardan Zentürk, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Yavuz Oğhan!
Sorsanız; hepsi röportaj yapmak için gitmiştir!
İnanırsan tabii…
Çünkü görüşmeden sonra yazdıkları; röportajdan daha çok “güzelleme”yi andırıyor.
Bir isim daha var:
Söyleyenlerin yalancısıyım; Atatürkçü kimliğiyle bilinen ve o günlerde VATAN Gazetesi’nde çalışan, bugün Korkusuz Gazetesi’nde yazan Can Ataklı’nın da Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından o ziyaretlere götürüldüğü iddia ediliyor.
Gerçeği açıklasa da öğrensek…
*
FETÖ soruşturmaları yürüten emniyet müdürlerine, açılan davalarda görev yapan Cumhuriyet savcılarına, hakimlere soruyorum:
Bunca sene geçti…
Neden kimse bu arkadaşlara “FETÖ’yle ilişkiniz nedir?” diye sormuyor.
Sahi; yüzbinlerce suçsuz insanın mağdur edildiği bir dönemde, bu beyefendilerin ya da hanımefendilerin ayrıcalığı ne?