Polemik & Kulis
01 Şub 2018 11:35 Son Güncelleme: 24 Kas 2018 01:59

Duayen gazeteciden Can Ataklı'ya çarpıcı sorular! Şirin Payzın çıkıp konuşmalıdır! (Medyaradar/Özel)

CNN Türk sunucusu Şirin Payzın'ın önce işten kovulduğu, ardından Saray'la temas kurup işe geri döndüğü iddiası gündemdeki yerini koruyor.

Duayen gazeteciden Can Ataklı'ya çarpıcı sorular! Şirin Payzın çıkıp konuşmalıdır! (Medyaradar/Özel)
CNN Türk ekranlarında "Ne oluyor?" adlı programı sunan Şirin Payzın'ın "Erdoğan'ı kızdırdığı" gerekçesiyle kovulduğu, daha sonra Saray'la temas kurarak görevine geri döndüğü iddia edilmişti.

İddiayı ortaya atan isim ise Korkusuz gazetesi köşe yazarı Can Ataklı'ydi.

Bu iddiaya önce CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş itiraz etti. Ataklı'yı telefonla arayan Aktaş, "Saray'a yakın kaynakların olayın böyle gerçekleştiğine dair kanıt sunarsa sarı basın kartımı imha edeceğim" açıklamasında bulundu.

HANDE FIRAT: "BU KASITLI İFTİRALARI YAZDIRANLAR..."

Ardından da Şirin Payzın'ın gerçek dışı bilgilerle işine son verilmesini sağlamaya çalıştıkları iddia edilen Hande Fırat ve Hakan Çelik'ten yalanlama geldi. Konuyla ilgili olarak isim vermeden kişisel Twitter hesabından açıklamada bulunan Fırat, "Son günlerde bazı internet sitelerine yazdırılan ve bazı köşe yazarlarının kaleme aldığı şahsımla ilgili iddialar tamamen gerçek dışı, yalan ve iftiradır. Bu kasıtlı iftiraları yazdıranlar asıl kumpası kuranlardır. Zaman gerçekleri ortaya çıkarır” dedi.

HAKAN ÇELİK: "HİÇ KİMSENİN İŞTEN ATILMASI İÇİN TALEPTE BULUNMADIM" 

Hakan Çelik de konuyla ilgili Twitter’dan yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"İddia edildiği gibi CNN Türk programcısı Şirin Payzın'ın işten çıkarılması ya da kendisiyle ilgili herhangi bir tasarrufta bulunulması yönünde hiçbir girişimim olmamıştır. 1992 yılından bu yana Doğan Grubu'nda çalışıyorum ve yöneticilik yapıyorum. Hiç kimseyi işten atmadım ya da atılması için talepte bulunmadım. İddia edilen ve yazılıp çizilenlerin tamamı çirkin birer iftiradır."

ZAFER ARAPKİRLİ'DEN CAN ATAKLI'YA: "BÜTÜN SUÇ SENİN ÜZERİNE Mİ KALDI?"

RS FM'de Seyr-ü Sabah isimli programı hazırlayıp sunan gazeteciliğin duayen isimlerinden Zafer Arapkirli, Şirin Payzın hakkında yazdığı yazı nedeniyle Korkusuz yazarı Can Ataklı’ya çarpıcı sorular yöneltti. 

Zafer Arapkirli’nin Facebook hesabından paylaştığı Can Ataklı’ya soruları şöyle;

CAN ATAKLI (yazıyor)

"..........Dün sabah CNN Genel Müdürü Erdoğan Aktaş aradı. “Yazdıkların doğru değil, Şirin Payzın'ın işine son verilmedi” dedi. Ardından da “Saraydaki kaynağın ya da kaynakların olayın böyle geçtiğini kanıtlarsa önce sarı basın kartımı imha edeceğim ve mesleği bırakacağım” diye ekledi. Sanıyorum Aktaş yazımda geçen “Erdoğan Aktaş'ın da yüzü kızarmıştır” cümlesine alınmış. Öncelikle bu cümle için “Özür dilerim” dedim ve ekledim; “Aslında hedef asla sen değildin, ben giderek yaygınlaşan bir anlayışa karşı yazdım o yazıyı”dedim. Erdoğan Aktaş çok eski ve kaliteli bir gazeteci. Kırmak da üzmek de istemem. Ayrıntılarını yazmayacağım sonraki sohbetimizde “işin aslı nedir?” diye sormadım. Muhtemelen “Şirin Payzın işten atılmadı” cümlesi doğrudur. İş o aşamaya gelmeden çözülmüş de olabilir. Ama şunu anlıyorum ki Doğan Grubu'nda gerçekten çok tatsız şeyler yaşanmış ve belki de yaşanmaya devam ediyor......"

Şimdi ben de, sevgili kardeşim CAN ATAKLI'ya soruyorum buradan:

- Yazdıkların doğru mu, değil mi?
- Erdoğan'dan (üslubun ve ifaden nedeniyle) özür dilemişsin ama. Yazdıklarının arkasında mısın, değil misin?
- Erdoğan'a "Şirin çıkıp, bir şeyden korkmadan olayın doğrusunu anlatsın ve başına da bir şey gelmesin o zaman" dedin mi demedin mi? Niye demedin?
- Olayı Şirin Payzın'dan doğrulattın mı? En azından teşebbüs ettin mi?
- Erdoğan'ın "Şirin'in işine son verilmedi" sözleri (şu an itibarı ile) tabii ki doğru. Ama, Şirin "gidip-geldi" mi gelmedi mi?
- Yukarıdaki yazıyı yazmakla "Bütün suç senin üzerine" mi kaldı yani?
Sen de bunlara yanıt ver, bir zahmet.

KENDİ SÖKÜĞÜMÜZÜ DİKEMEDİĞİMİZ MÜDDETÇE.......

Az önce sevgili meslektaşım Can Ataklı'nın, "CNN Genel Müdürü Erdoğan Aktaş'la aralarında geçen konuşmayı" aktardığı yazısını paylaştım.

Bu olayın son noktasını koyarken, görüşlerimi bir kez daha kayda geçirmek istiyorum:

1. Medya olarak, toplumda ve siyasette şeffaflık talebinde bulunmaya hakkımız olabilmesi için, önce bizim kendimiz şeffaf olmamız gerekiyor.

2. Bizim karnımızdan konuşmamamız ve kapalı kapılar ardında olan biteni açık yüreklilikle yazabilmek ve itiraf edebilmemiz gerekiyor.

3. Ataklı'nın İki gün önce aktardığı, ve içinde çok sayıda insanın ismi geçen (Şirin Payzın, Erdoğan Aktaş, Aydın Doğan, İbrahim Kalın, Mehmet Uçum, Recep Tayyip Erdoğan, Hande Fırat ve Hakan Çelik) öykü ile ilgili olarak bir tek Erdoğan Aktaş çıkmış ve diyor ki : "Yalan yazmışsın. Dedikodu bunlar ve doğru değil." 

4. Bu durumda, olay kapanıyor mu? Olmamış mı yani? Biz dedikoduya mı alet olmuşuz? Ötekilerden bir Allah'ın kulunun söyleyecek lafı yok mu?

5. Gazetecilik bu mu? Herkesin gıyabında (ve herkes gıyapta) konuşulup sonra hiçbir şey olmamış gibi hayat devam mı edecek?

6. Nasıl aydınlanacağız?

7. Bundan sonra "Demokrasi açıklık ve şeffaflık rejimidir" diye başkalarına fetva verirken, inandırıcı olabilecek miyiz?

Geçiniz dostlar.... 

Son olarak buradan açık bir çağrı yapıyorum:

ŞİRİN PAYZIN ÇIKIP KONUŞMALIDIR.
Ya "Yazılanlar yalan. olmadı böyle bir şey" demelidir..
Ya da "Evet (kısmen? tamamen?) doğru ve yaşandı bunlar" deyip ardından istifa etmelidir..
ONURUYLA...

Gerisi hikayedir benim için.