Mikrofonun şakası olmaz!

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ile Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk arasındaki konuşmalar açık kalan mikrofona yansımış, Atalay iktidarın düşük zam teklifini kabul etmesini “Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle” sözleriyle açıklamıştı.

Daha önce sayısız kişinin başına gelen açık mikrofon (daha doğrusu mikrofonun kapalı olduğunun sanılması) olayını son olarak Türk-İş Genel Başkanı Ergun Atalay yaşadı.

Atalay, aslında bu konudaki tecrübesini toplantı salonundaki masa mikrofonunu eliyle kapatarak gösterse de unuttuğu şey kameraların açık olan mikrofonlarıydı…

Bakan Selçuk ise, Atalay'ın aksine sıkıntılı herhangi bir cümle kurmadı.

Çünkü Bakan hanımın deneyimli basın müşaviri önlerindeki mikrofonların kayıt yaptığını kendisine anlatmıştı…

Bizim işimiz siyaset değil, o yüzden Atalay'ı eleştirmemiz söz konusu da değil.. Çünkü sayın Başkanın deneyimi ve tecrübesi tartışılmaz…

Olayın kamuoyuna mal olmasına neden olan o sözleri Atalay’ın hangi konu ya da ne için söylediğinin peşine düşmek bizim işimiz değil. Ama yaşanan olayın sektörümüzü ilgilendiren kısmından da bahsetmek gerekir.

Bu olay bize kamuoyunca tanınan kişilerin kameralar önünde nasıl davranması ve konuşması gerektiği ile basın müşavirliğinin önemini bir daha göstermiş oldu.

30 yılı aşan meslek yaşamımda, farklı kurum ve kuruluşlarda onlarca basın müşaviriyle yakın mesaim oldu. Kimileri hem işini iyi yapardı, hem de iyi insandı. Kimisi ise ne iş bilirdi ne de iyi insandı.

***

Bildiğim kadarıyla Türk-İş Genel Başkanı Atalay’ın basınla iletişim kuran gayretli birkaç personeli var ama sürekli yanında olan bir basın müşaviri yok.

Atalay’ın eğer iyi bir basın müşaviri olsaydı açık mikrofon olayını belki de yaşamayacaktı. Hadi mikrofon olayı oldu ya sonrasına ne demeli. Atalay, kendisini eleştirenlere yönelik ağır ithamlarda bulunan açıklamalarda bulundu ve bu da en az mikrofon olayı kadar tepki çekti. Atalay’ın iyi bir basın müşaviri olsaydı ve ona sözünü dinletebilseydi belki de tepkileri daha da artıran ikinci hadise de yaşanmayacaktı.

***

Ben, iyi bir basın müşavirinin; iletişim kazalarının, gafların ve itibar kayıplarının büyük oranda önüne geçilebileceğini düşünüyorum. Hatta işi iyi bilen bir basın müşaviri, gaf yapan birisinin bile kısa sürede durumu toparlamasını sağlayabilir.

Dikkat ederseniz, iyi bir basın müşaviri diyorum. Çalıştığı kişinin çantasını ya da telefonunu taşıyıp “basın müşaviriyim” diye gezen demiyorum.

İş bilen diyorum, ömrü hayatında haber yazmamış, fotoğraf ya da görüntü çekmemiş demiyorum.

Basın müşavirliği önemli bir müessesedir. Basın müşavirleri çalıştıkları kurum ya da kişilerin gözü, kulağı ve dilidir. Bakın etrafınıza, iyi bir basın müşaviri çalıştıran kişi ya da kurumlar, basınla her zaman doğru ilişkiler kuran ve iletişimi doğru yürütenlerdir.

Basın müşavirliği olsa da olur olmazsa da olur diye görülecek bir şey değildir. En az çaycı, şoför ve sekreter kadar gerekli ve önemli bir iştir.

Şunu bilir şunu söylerim; mikrofon gibi basın müşavirliği de şakaya ve ihmale gelemez