Türk askerini Gazze'ye göndermek isteyen Bahçeli'ye bir soru: Misak-ı Milli diye bir şey duydun mu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Gazze ile ilgili dikkat çeken bir çıkış yapmış, “24 saat içinde ateşkes sağlanmazsa Türkiye devreye girmeli.” demişti. Bahçeli, bugün partisinin TBMM’deki grup toplantısında bu açıklamalarının devamını getirdi. “24 saat dolmuştur.” diyen Bahçeli, “Türkiye her türlü mücadeleye hazır ve kararlı olmalıdır” ifadelerini kullandı. Bu sözlere Medyaradar yazarı Varol Ersoy'dan itiraz geldi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kendi kendine süreler vererek Türkiye’nin Gazze’deki İsrail zulmüne müdahale etmesini istiyor.
Bunun doğru olmayacağını ve Türkiye’nin yeni bir bataklığa gömülüp kalacağını savunanlar ise kendisine, “Önden sen buyur” diye karşılık veriyor.
Bahçeli, bugün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada o çevrelere yanıt verdi ve “ “Milletim istesin, devletim istesin Gazze’deki çocuklara kol kanat germek için yola revan olmazsam namerdim” dedi. Sonra ekledi:
“Bu vatanın çocuklarını ateşe atmak istiyormuşuz, ne işimiz varmış Gazze’de, çatışma bizim meselemiz değilmiş. Bu ifade sahipleri kalpleri küle dönmüş bir avuç çapulcudur. Gazze’yi koruma kollama misyonu Türkiye’nin üzerindedir.”
*
Sayın Bahçeli…
Yine yapıştırmışsınız “Çapulcu” damgasını… Canınız sağolsun diyemeyeciğim, desem desem haddinizi bilin derim!
Sizin gibi düşünmeyen herkesi çapulcu, terrorist, alçak, vatan haini ilan etmenizden bıktık artık!
Öncelikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin asla “Gazze’yi koruma kollama” gibi böyle bir misyonu yoktur!
Filistin’e her fırsatta destek verdik, veririz…
Ama gerek Kıbrıs gerekse diğer uluslararası konularda bir kez bile yanımızda taraf almamış dinci bir yapının fedaisi olmayız.
*
Gazze’ye gitmek için devletten ve milletten izin istemişsiniz!
Devletin görüşünü en iyi siz bilirsiniz…
Çünkü devlet AKP falan değil, asıl devlet sizsiniz!
İktidarın gizli ve güçlü ortağısınız.
Siz olmasanız, AKP bir dakika bile iktidarda kalamaz yani “devlet” olamaz!
Üstelik öyle bir ortaksınız ki hem sırtınıza hiçbir küfeyi almıyor; dolayısıyla riske girmiyorsunuz…
Hem de her yere partinizin kadrolarını yerleştirip, devlette dilediğiniz gibi at koşturuyorsunuz…
Emniyette sizsiniz!
Mülkiyede sizsiniz!
Adliyede sizsiniz!
Askeriyede sizsiniz!
Dışişlerinde sizsiniz!
Sağlıkta sizsiniz!
Eğitimde sizsiniz!
Yerel yönetimlerde sizsiniz!
Demem o ki; devletin herhangi bir konuda harekete geçmesi gerekiyorsa, gizli koalisyon ortağınız ve müttefikiniz Sayın Erdoğan’a bir ziyaret yapmanız yeterli…
Kaldı ki siz Alaattin Çakıcı isimli dostunuz, kardeşiniz için özel af bile çıkartmış bir insansınız; bunu mu yapamayacaksınız?
*
Ha; ille de “millet”ten de yetki istiyorsanız, bütün içtenliğimle söylüyorum ki bu konuda bir referandum yapın ve milletimize “Partili arkadaşlarımla birlikte Gazze’ye gideyim mi?” diye sorun… Eğer o sandıktan yüzde 90 “Evet” oyu çıkmazsa sizin yerinize ben gideceğim Gazze’ye…
Kısacası… Gidin Sayın Bahçeli…
İkide bir yoksul Türk halkının tüyü bitmemiş çocuklarını cepheden cepheye göndereceğinize…
Afrika, Balkanlar, Kafkasya, Afganistan, Libya, Irak ve Suriye’de sizin “olurunuz”la tarafı olmadıkları nice savaşta can veren çocuklarımızın anısına…
Bir sefer de siz gidin!
Mitilinizi de alın gidin…
*
Elbette… Sadece Gazze’de değil, dünyanın her köşesinde savaş mağduru olan kadınlar ve çocuklar için yardım eli uzatmak insanlık görevidir.
Bunu yapmayan şerefsizdir, alçaktır, kalleştir.
Ancak yardım etmekle “yerlerine ölmek” farklı şeylerdir.
Yardım edelim.
Çalışalım, didinelim, kazandığımız üç kuruşu da onlara ulaştıralım.
Hatta getirelim; ülkemizde ağırlayalım. Hep Suriyeliler’i, Afgan’ları mı ağırlayacağız, biraz da onları misafir edelim.
Ama bu saatten sonra Gazze’deki masumlar da dahil, kimsenin yerine çocuklarımızı ölüme göndermeyelim.
*
Bu halkın, Cumhuriyetimiz’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde çizdiği Misak-ı Milli’yi hala hatırlıyorsunuz değil mi Sayın Bahçeli?
İşte; biz ve çocuklarımız doğuştan yeminli doğduk…
Kimsenin bir karış toprağımıza göz dikmesine izin vermeyiz… Bu uğurda gerekirse ölürüz…
Ama kimsenin de topraklarında işimiz olmaz!
İşimiz; insani yardımdır.
Başkalarının yerine ölmek ve çocuklarımızı ölüme göndermek değil…
*
Evet Sayın Bahçeli; madem Türk askerini bu bataklığa göndermek konusunda kararlısınız; o zaman ben de tüm kalbimle söylüyorum… Sakın kulak arkası etmeyin:
Önden buyrun lütfen… Bir kere de sizi görelim ateş hattında… Ha mümkünse giderken bütün ortaklarınızı da alın…