Medya Günlüğü
26 Mayıs 2017 09:06 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 22:42

Ertuğrul Özkök'ten Akif Emre paylaşımına tepki: Karşı 'mahalle'nin de çok güzel çocukları var!

Ertuğrul Özkök, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Yeni Şafak yazarı Akif Emre hakkında bir yazı kaleme aldı.

Ertuğrul Özkök'ten Akif Emre paylaşımına tepki: Karşı 'mahalle'nin de çok güzel çocukları var!
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Yeni Şafak yazarı Akif Emre ile ilgili olarak sosyal medyada yapılan "Yeni Şafak gazetesinden bir tetikçi eksilmiş” paylaşımına tepki gösterdi.

Özkök, "Bizim mahallenin güzel çocukları var. Ama artık biliyoruz ki, karşı mahallenin de güzel çocukları var. Hem de çok güzel çocukları" diye yazdı.

Akif Emre...Ertuğrul Özkök'ün "Demek ki bir yandaş daha eksildi öyle mi" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

Bizim mahallenin güzel çocukları var. Ama artık biliyoruz ki, karşı mahallenin de güzel çocukları var. Hem de çok güzel çocukları...

*

Şunu da biliyoruz.

Bu güzel çocuklar artık birbirini buluyor.

Birbirini kolluyor.

*

İşte en güzel örneği, Soner Yalçın’ın dünkü yazısı...

Yeni Şafak gazetesi yazarı Akif Emre’nin ölümü üzerine atılan acımasız bir tweet’e karşı yazdığı yazı, bir insanlık manifestosu gibi...

*

O pis ruhlu adam, kararmış vicdanının ifadesi olan tweet’inde “Yeni Şafak gazetesinden bir tetikçi eksilmiş” diye yazmış.

Oysa pek de iyi tanımadığımız o mahallenin en vicdanlı insanlarından biriydi Akif Emre.

*

Soner Yalçın diyor ki...

“Demek, ‘mahalleler’ bu derece birbirinden koptu!

Demek, insanlar bu derece kin dolu! Yazık.

Demek, ‘tetikçi’ öyle mi? Günah.

Oysa ani ölümünü duyduğumda, ‘ah keşke tanışsaydım; sohbet etseydim; ne eksiklik’ dedim içimden.”

*

Ve bakın öteki mahallenin güzel ve 60 yaşında masasının başına yığılıp kalan kayıp çocuğunu nasıl anlatıyor.

Soner yazıyor:

CİP KÜLTÜRÜNE YENİLMEYEN BİR ARKADAŞIMIZDI AKİF EMRE

- “Evet, yazardı.

Evet, gazeteciydi.

Evet, belgeselciydi.

Bana sorarsanız hepsinin üstündeydi...

Sufi idi; nefsine hıkim.

Hâlâ süren iktidar sarhoşluğu döneminde nemalanma nedir bilmedi.

Basitliğe tamah etmedi; cip kültürüne yenilmedi; eşyanın kölesi olmadı yani.

Tamahkârları sevmedi. O hep Üsküdar’ın dolmuş müşterisi.

Hep mütevazı.”

*

Soner Yalçın, “Kâbe’sini kaybedenlerden değildi” deyip devam ediyor:

“Siyasi muktedirlere hep muhalif.

Ne ‘hırkası’ Cemaat’ten, ne ‘lokması’ parti’den.

‘İslamcı’ değil; samimi Müslüman.

Mahallesi kalabalıklaştıkça, o yalnızlaştı.

İktidarın getirdiği yozlaşmadan, kibirden utandı.

Hiç bozulmadı. İnsan kaldı.

İktidarda iken yenilgiyi gören ilk kişi oldu!

Sebat eden, akif...

Davasına âşık, emre...”

*

Ne diyeyim....

Allah gani gani rahmet eylesin kardeşim...