Medya Günlüğü
06 Nis 2020 16:48 Son Güncelleme: 06 Nis 2020 16:53

Ahmet Kekeç'ten İmamoğlu'na yaylım ateşi: Halkı böyle kazıklıyor

Akşam yazarı Ahmet Kekeç'in hedefinde İBB Başkanı İmamoğlu ve sözcüsü Murat Ongun vardı. İmamoğlu'nun hiçbir sözünün arkasında durmadığını ve tutarsız görünmeyi de umursamadığını söyleyen Kekeç, art arda sorularını sıraladı.

Google Haberlere Abone ol

Ekrem İmamoğlu'nun ilk zamanlarda 'tasarruf' diyerek bazı seçmenlerin buna inanmasını sağladığını ve işi şova döktüğünü söyleyen Ahmet Kekeç, dezenfektandan yardım kolilerine son günlerde tartışılan meselere yönelik sorularını sıraladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sözcüsü Murat Ongun'u da es geçmeyen Kekeç, "Utanmıyor musunuz halkı kazıklamaya? " diye yazdı.

Tasarruf diyen zat halkı böyle kazıklıyor

Ekrem İmamoğlu’na sormuşlardı: “İstanbul’u nasıl yöneteceksin? Yeterli kaynak var mı?”

Nasıl mı yönetecekti?

Kolaydı...

Tasarrufla...

Çünkü belediyede öyle savurganlık varmış ki, bunu önlemek yeterliymiş... Yani “ek kaynak”a (hele İller Bankası’ndan gelecek ödeneğe) hiç ihtiyaç yokmuş.

O günlerde “tasarruf” edebiyatı yaparak epey kafa şişirdi. Bazı saf seçmenlerin buna (tasarrufun yeterli olduğuna) inanmalarını sağladı.

Söylediği her şey yalandı...

Utanmadı, işi bir de şova döktü.

Belediyede ne kadar hizmet aracı varsa (ambulans, cenaze nakil aracı, kamyonet) Yenikapı alanına yığarak, “İşte eski yönetimin kullandığı makam araçları” diyerek kendi kendini iptizale uğrattı.

Sonra mı ne yaptı?

Mevcut “hizmet araçları”nı “pahalı” olduğu gerekçesiyle geri yollayarak, üç misli fiyata yeni “hizmet araçları”nın ihalesini yaptı.

Ekrem İmamoğlu böyle bir adam işte...

Hayır, sözlerinde ve davranışlarında bir “tutarlılık” aramıyorum.

Mevcut “tutarsızlığını” ne kadar sürdürdüğünü, yani tutarsızlığının arkasında durup durmadığını merak ediyorum.

Durmuyor.

Hiçbir sözünün arkasında durmuyor.

Tutarsız görünmeyi de o kadar umursamıyor.

Nasılsa arkasında yaptığı her saçmalığı alkışlayan hazır bir kitle var...

Olabilir...

Biz yine de sorularımızı soracağız ve cevap arayacağız.

Birincisi, “dezenfektan” konusu...

İmamoğlu, İstanbul sokaklarını dezenfektanlarla yıkayıp paklayıp pırıl pırıl hale getirdiklerini söylüyor. Daha doğrusu bununla övünüyor.

İyi yapıyor da...

Daha göreve gelmeden “tasarruf” diye ortalığı yıkan Ekrem İmamoğlu, bu dezenfektanları kaç liraya mal ediyor?

Ben söyleyeyim:

Litresi 73 lira.

Sorum şu:

Ümraniye Belediyesi (onlar da Ümraniye sokaklarını dezenfektanlarla yıkayıp paklayıp pırıl pırıl hale getirdiler) aynı dezenfektanın litresine 14 TL ödüyor.

Bu nasıl oluyor?

Daha göreve gelmeden “tasarruf da tasarruf” diye inleyen Ekrem İmamoğlu bu farkı (59 liralık farkı) nasıl açıklıyor?

İkincisi...

İmamoğlu, halka satmak üzere 150 TL değerinde bir “yardım kolisi” hazırlatmıştı.

En pahalıcı markette bile 80-85 liraya dolan “yardım kolisi”nden (!) elde edilecek 70 TL’lik kâr hangi alanlarda kullanılacaktı?

Dahası, ayıp değil miydi?

Birçok valiliğin (hatta il ve ilçe belediyesinin) bedava dağıttığı erzağı 150 lira gibi fahiş bir fiyatla halka “kakalamak” ayıp değil miydi?

Hem “yardım kolisi” demek, hem de bunun üzerinde tüccar pazarlığı yapmak (efendim, bunlar “prototip” koli çalışmasıymış; yeni kolilere ekstradan makarna, şeker, yağ ilave edilmiş) ayıp değil miydi?

Üçüncü soruyu da, izninizle, İmamoğlu’nun “yancısı” ve “toparlayıcısı” olan Otobüs AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’a sormak istiyorum. (Kendisi aynı zamanda üç yerden birden maaş alan en zengin gazetecilerimiz arasında yer almaktadır.)

Murat Efendi...

Buyurmuştun ki, AK Parti’liler İstanbul Belediyesi’ni zaaf içinde göstermek için bazı duraklarda otobüslere “kasten toplu biniş” gerçekleştiriyor.

Bir de durak ismi vermiştin: “Bu durakta tam 47 kişi kasten toplu biniş yaptı.”

Senden görüntü istediler.

Sunamadın.

Daha doğrusu çamura yattın.

Senin “esirgediğin” görüntü dün çıktı ortaya... Söz konusu durakta 47 kişi değil, tam üç kişi otobüse binmiş.

Utanmadın mı?

Daha doğrusu sen ve “toparlayıcılığını” yaptığın zat utanmıyor musunuz halka yalan söylemeye?

Dahası, utanmıyor musunuz halkı kazıklamaya?