Zemheri: Kadrosu sağlam, ölü doğmuş proje!

Dizi sektörünü yönetenlerin, kanal patronlarının ve yapımcıların aklına gelen en iyi fikir bu muydu gerçekten? Tutmayan dizilerin yerini tutmaması muhtemel başka dizilerle doldurma ve bir şekilde sezonu geçirme hali yani...

Farkında mısınız bilmiyorum ama çoğu dizinin ilk bölümü dahi merak edilip izlenmiyor ya da daha ikinci bölümde reyting yerlerde sürünmeye başlıyor. TRT’nin yayınladığı, Leyla ile Mecnun replikası Tutunamayanlar dizisi ilk bölümde ekran başına çektiği seyirciyi 2. haftaya dahi taşıyamadı. Bu dizi sezon sonunu görebilecekse eğer TRT’de yayınlandığı için olacak bu.

Show TV’nin yeni dizisi Zemheri ise ilk haftaya bile kötü başlayanlardan, totalde ilk 10 içerisinde yok, AB’de 6. sırada... Böyle açıp sonradan seyircisini arttıracak bir iş gibi de durmuyor. Arkasındaki yapım firması ve kadrodaki sağlam oyunculara rağmen ölü doğmuş bir proje izlenimi uyandırıyor.

Reyting bir dizinin iyiliğini kötülüğünü göstermez elbette ama insan ister istemez soruyor, her hafta 2.5 saat boyunca Zemheri’yi izletecek olan şey nedir diye... Açıkçası, ben bulamadım. Zerrin Tekindor ya da Müfit Kayacan gibi usta oyuncuların varlığı ya da inşaatlardaki iş kazaları ve insan canının değeri üzerine kafa yoran sekanslara sahip olması yeterli mi?

Hayır çünkü inşaatta geçen sahneler ilk bölüm yeminden fazlası değil. İlerleyen bölümlerde ilk bölümde doz aşımı seviyesinde aldığımız aşk hikayesinden gayrısı olmayacak ve o da daha önce görmediğimiz bir şey değil. Aksine artık ezberledik, inanmıyoruz. Kartpostal gençleri etrafında dönen aşk hikayelerine tutunmak da bir yere kadar! Çok sevgili bir büyüğümün benzetmesidir; “çiğnenmiş, çeneyi yorunca da çıkarılıp duvara yapıştırılmış sakız”.

Bir formül dizisi olduğunu ilk bölümden belli eden Zemheri’de de aynı şey; Yakışıklı erkek ve güzel kadından oluşan iki alfa karakter birbirlerine aşık olurlar ve onlara da aşık olan başka betalar, omegalar vardır. Olaylar gelişir ya da karışır mı demeli?

İtiraf ediyorum ki Zemheri’nin ilk bölümünü zor getirdim. Ay Yapım gibi güçlü bir firmanın bu kadar cepten yazılmış bir hikayeye tutunmasına da şaşırdım. Seyirciye bu aşık gençleri “acaba kavuşacaklar mı” diye bilmem kaç bölüm izleteceklerini sanıyorlarsa yanılırlar.

Bakın, sinema ve dizi sektöründe yolunda gitmeyen şeyler var. Genel seyirci baskısı ve otosansür yüzünden bir sürü iyi fikir çöpe gidiyor ama su akar yolunu bulur. Bir Youtube projesi olarak başlayan Sıfır Bir, BluTV’de yayınlanmasının ardından sinema filmine dönüştü tamamen dolu salonlarda izleniyor. Yıllar boyunca kitle sineması/dizisi yapmadınız, seyirci  kendisi yapar hale geldi. Sonra da elinizdeki ünlü oyunculara Adanalı mafya taklidi yaptırıp Ramo falan çekmek zorunda kalıyorsunuz.

Zemheri ve benzeri dizileri çekenlere tavsiyem; bir dizinin tutmasıyla ilgili bildiğiniz ne varsa unutun ve işe sıfırdan başlayın, ancak öyle yeni ve izlenecek şeyler yapabilirsiniz. Kolay gelsin.

Murat Tolga Şen - murattolga@gmail.com / sosyal medya: murattolga