Zafer Algöz kaç boyoz parasına Gibi’de oynar?

Zafer Algöz bir zamanlar Okan Bayülgen’i çok severdi, sonra hakkında epey bir atıp tuttu. Umarım Cem Yılmaz’la olan ilişkisinde daha özenli davranıyordur ama överken bile zarar vermeyi başarıyor.

Dertsiz başımıza dert arıyoruz. Her gün başka bir bela… Şimdi de meselemiz Zafer Algöz’ün, Gibi dizisini aşağıladığı tweetleri oldu.

Erşan Kuneri ile ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan bir kullanıcı, "Erşan Kuneri'yi resmen sıfır beklenti ile açtım ama resmen her bölümde durdurup 1-2 dakika gülmek zorunda kaldım. 6. bölüme geldim efsane gerçekten. Şu ana kadar Kooperatif Kemal favori bölümüm. İçinde bir tık Gibi esintisi hissettim gibi" deyince, dizinin oyuncularından Zafer Algöz bu paylaşıma cevap vererek, "Gibi'nin bu seviyeye gelmesi için, 2 fırın ekmek, 4 fırın da İzmir boyozu yemesi gerek" yanıtını verdi ve ortalık karıştı. Bu sefer de, Erşancılar ve Gibiciler olarak bölündük. Daha kaç bin parçaya bölünebilir diye mi merak ediyoruz, onun deneyi mi bu?

Teşekkür et geç Zafer ağabeyim, neyin gazı bu?

TV tarihinin en sevdiğim işlerinden biri olan How I Met Your Mother dizisinde bir motto vardır, “Gece saat 00:02’den sonra iyi şeyler olmaz, git evine, yat uyu” denir. Zafer Algöz’ün attığı tweet biraz o hesap, gece geç saatlerde duygular, olmuşluklar, olmamışlıklar, kibirler ve hasetler tavan yapmışken ağızdan çıkan, tweet olup milyonlara ulaşan talihsiz cümleler.

Cem Yılmaz’ın devri bitiyor mu?

Cem Yılmaz’la ve kendine has mizahıyla 90’ların ortalarında yaptığı stand-up gösterilerinden birinde tanıştım. Askerden yeni dönmüştüm. Doğu göreviydi ve Türklerle Kürtlerin hiç anlaşamadığı zamanlara denk geldiği için uzatmışlardı üstelik. Hırpalanmış ve keyifsizdim. Arkadaşlarım, “Cem Yılmaz geliyor, çok komik, mutlaka gidelim” dediler, gittik. Gerçekten de öyleydi, çok güldüm, eğlendim, hafifledim. Daha önce izlediklerime benzemiyordu, başka bir tat, bir doku hissettim.

Cem Yılmaz ortalarda yeni yeni boy gösterirken Türkiye’de mizahın zirvesinde Levent Kırca ve onun Olacak O Kadar adındaki TV işi duruyordu. Cem Yılmaz ülkeye yeni bir şey getirdi ve birkaç yıl içinde onun zamanına kadar yapılan mizahı modası geçmiş bir hale soktu. Levent Kırca, hep ondan beklediğimizi yaparak popülist bir mizahla yola devam ederek kendini tüketti.

Levent Kırca üstadın Ne Olacak Şimdi, Mavi Muammer filmlerini izleyerek büyüdüm. Olacak O Kadar, ustanın en popüler işi ama aynı zamanda da tuzağıdır. Olacak O Kadar, Levent Kırca’yı güldürürken düşündürme motivasyonuyla donattı ve orada sıkıştırdı. Cem Yılmaz kariyerinin başında bu tür komedi ile alay ediyor “mesaj kaygısız” bir mizahın savunuculuğunu yapıyordu.

Her şey yorulur, Cem Yılmaz dediğiniz zaman bu ülkeyi son 30 yılında güldürmeyi başarmış birinden bahsediyorsunuz ki bu çok az kişinin boyunun ölçüsüdür.

Gençlerin artık Levent Kırca’ya gülmediği bir dönemde Cem Yılmaz nesli yakalamayı başardı. 30 yıldır da komedisini tüketmeyip, yanına da başka şeyler katabildi. Cem Yılmaz, gönlümüzü alıyor ve gençleri güldürüyor. Gibi de Z Kuşağını yakalayan, saran iş… O da zaten bu işi beğendiğini samimi bir şekilde açıkladı. Kavga edecek bir şey yok ama Cem Yılmaz, “kendisi iyi ama çevresi kötü” cümlesine hızlıca yürüyor. Zafer Algöz’ün tweetlerini onayladığını düşünmüyorum ama kendisi dahil tüm Erşan Kuneri ekibi seyirci ile Twitter üzerinden dalaşmaya bir son vermeli.

Erşan Kuneri mi, Gibi mi?

Bu sabah telefon bağlantısı ile katıldığım 2. Sayfa programında, Müge ve Gülşen, “Erşan mı yoksa Gibi mi, hangisini seçersin” diye sordular. Bu konuda bir karar vermeyi reddediyorum esasen. İki çocuğundan birini seçmek zorunda kalan baba gibi hissettim ve şu da var; ekranda çok fazla güldüren iş yok. Bu kıtlıkta birinden birini seçmek yerine hepsini bağrımıza bassak olmaz mı?

Bir Yeşilçam arkeoloğu gibi çalışan ve üreten Cem Yılmaz’ı da, sosyolojik mizah yapan Feyyaz Yiğit’i de seviyorum. Cem’in tiplemelerine Feyyaz’ın absürt tespitlerine bayılıyorum.

İşin daha da ilginç bir tarafı var; Zafer Algöz, Feyyaz Yiğit ve Aziz Kedi… Hepsinin yolu bir noktada Okan Bayülgen’le kesişti. Ondan çok şey öğrendiklerini, onun açtığı mizah pencerelerini genişlettiklerini düşünüyorum. Okan Bayülgen’i Z Kuşağı ile uğraşan sinirli bir adam sanıyorsunuz ama aslında o absürdün dağlarında dolanan müthiş bir mizah kabiliyeti ve şu an izleyip güldüğümüz bir sürü şeyin tohumlayıcısıdır.

Zafer Algöz bir zamanlar Okan Bayülgen’i çok severdi, sonra hakkında epey bir atıp tuttu. Umarım Cem Yılmaz’la olan ilişkisinde daha özenli davranıyordur ama överken bile zarar vermeyi başarıyor.

Cem Yılmaz ekibinde bir oyuncu değişikliği daha gelir mi?

Zafer Algöz, bedavaya müthiş bir Gibi PR’ı yaptı. Erşan Kuneri daha yeni seyirci karşısına çıkmışken o insanlara Gibi’yi merak ettirdi. İzlemeyen varsa da Zafer abiden sonra izler. Erşan’ı değil ama Gibi’yi!

Şunu da itiraf edeyim; ben Cem Yılmaz’a çok güldüm ama Zafer Algöz’e hiç gülmedim. Ozan Güven için yazıldığını düşündüğüm rollerde Uraz Kaygılaroğlu çok daha iyi bir iş çıkarmış. Özellikle Kötü Mal’da harika, iyi ki Ozan gitmiş Uraz gelmiş dedirtiyor ve sanıyorum ki bir oyuncu değişikliğine daha gerek var.

Son cümle; mizah insanlarımız üretsin, hepsini izleyelim, istediğimize gülelim. İzlerken de boyoz falan yeriz, öylesi daha da güzel.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com