Youtube, TRT’den etkili mi? Siyasetin gölgesinde medya savaşları!

Medya-siyasetçi ilişkileri yüzünden herkes tedirgin. 20 yıldır giden arabanın bir lastiği patladı ve durmadan değiştirilmek zorunda. Bakalım kaç kişi (Hadi Özışık gibi) harcanacak?

18 yaşındaydım, ABD’nin Irak’a saldırdığı Birinci Körfez Savaşı’nı sabaha karşı kalkıp ailecek televizyondan izlemiştik. ABD uçakları bombalar bırakıyor, Iraklılar uçaksavar ateşiyle füzeleri ve uçakları vurmaya çalışıyordu. Binalar yanıyor, insanlar ölüyordu ve biz izliyorduk.

Televizyonculuk o gün değişti ve her zamankinden daha önemli oldu. Televizyon salonun ortasındaki eğlence aygıtı olmaktan çok etkili bir araca dönüştü. Haberlerin televizyonda (CNN tarafından) eşzamanlı olarak verildiği Birinci Körfez Savaşı yayınları, ABD’nin başını çektiği koalisyon güçlerinin propaganda aracıydı. Seyirci zalim Saddam, yanan petrol kuyuları ve şehirlere atılan bombalar dışında bir şey görmüyordu, görmek de istemiyordu. CNN ve diğerleri düşman askerlerinin parçalanmış vücutlarını, yerlerinden olan insanların çektiklerini göstermediler. Bu savaşta, yeni bir iliştirilmiş habercilik anlayışı oluştu ve günümüze kadar geldi.

1991 yılında bana göre yazılı basını internetten önce tehdit eden ve eskisinden önemsiz hale getiren bu olaydır. O zamanlar televizyonun gazetelere yaptığını şimdi de internet üslü yayınlar televizyona yapıyor.

Farklı arenalarda savaşan gladyatörler

Ülke dışına çıkan ve Youtube kanalından yayınlar yapan Sedat Peker’in hedefindeki İçişleri Bakanından televizyon aracılığıyla cevap geldi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sedat Peker’in kendisi hakkındaki iddialara TRT’de katıldığı programda cevap verdi ve Sedat Peker'i "karısının iç çamaşırına sığınan aciz, edepsiz" olarak niteleyerek tansiyonu yükseltti. Şimdi herkes, Sedat Peker’in Pazar günü yayınlayacağını açıkladığı cevap videosunu bekliyor olacak. Gazetecilerin sorularını cevaplayan ve hodri meydan diyen bakan aslında bir medya savaşı başlattığının farkında olmayabilir.

Bu savaşın cepheleri, internet üslü yayınlar, televizyon kanalları olacak. Gazetelerden takip edebileceğiniz bir savaş değil çünkü gazeteciler ya bu yana ya da öbür yana ya da Hadi Özışık skandalında anlaşıldığı gibi iki tarafa da yaslanmış görünüyor. Sözcü ve Karar gazeteleri dışında bu çatışmayı konu edinen yok, köşesinde yazan da yok denecek kadar az. Şu an hiç kimse bir yazı ile dikkat çekmek istemiyor. Pozisyonlanmak için talimat bekliyorlar. Ahmet Hakan’ın bugün yayınlanan yazısına bakın, o da diğerleri gibi Filistin’deki insanlık dramını can simidi yapıp sarılmış. Güzel bahane!

Reklamverenler açısından hala en verimli platform klasik televizyon yayıncılığı ve bu yüzden artık pek gerekmediği halde bu yayıncılık sistemi devam ediyor. Kitleye ulaşmak için en basit ve hızlı yolun bu olduğu düşünülüyor. İnternetin gücü görmezden geliniyor ama şimdi iki medya er meydanında. Youtube’da ve Twitter’da Sedat Peker, televizyonda Süleyman Soylu… Hangisi daha çok izlenecek, halk hangisine hak verecek?

Bu durumu iki farklı arenada birbiriyle savaşan gladyatörlere benzetebiliriz ve bu gladyatörlerin olduğu kadar arenaların da savaşı olacak ve belki de bu savaşın sonucu televizyon yayıncılığını Roma’daki Kolezyum gibi turistik bir anı yapacak.

Youtube, TRT’den daha mı etkili?

Şu anda avantaj Youtube tarafında. Sedat Peker, yeni video tarihini önceden duyurarak beklenti yaratıyor. Bizim dizicilerin yıllardır öğrenemediği şeyi Sedat Peker ustalıkla yapıyor. Olayları yavaşça açıyor ve anlatıya yeni karakterler ekliyor. Bugünkü yayında “Pambıkören” adında bir “guest star” vardı mesela. Bildiğiniz gibi medya patronu. Medya-siyasetçi ilişkileri yüzünden herkes tedirgin. 20 yıldır giden arabanın bir lastiği patladı ve durmadan değiştirilmek zorunda. Bakalım kaç kişi (Hadi Özışık gibi) harcanacak? Her bölüm bir öncekinden daha fazla izleniyor. Serinin 6. Bölümü henüz yayınlanıyor ve çok erken saatte yayınlanan bu videoyu 110 bin kişi izliyor. Bu arada dikkatimi çekti, bölüm süreleri de uzuyor.

Ülkedeki tüm yapılar ve yayınlar birbirine girmiş durumda. Gazetecilik yapmadıkları iddia edilerek hapis yatırılan onca insan var ve şimdi görüyoruz ki onların yerine gazetecilik yapanlar bambaşka ilişkiler ağı içindeymiş. 

Sedat Peker'in Twitter'da gazeteci Hadi Özışık'la olan FaceTime görüşmelerinin yayınlamasının ardından tepki toplayan İnternethaber'in kurucusu Özışık'ın tv100'de yayınlanan "Sağlı Sollu" programındaki görevinin sonlandırıldığı iddia edildi. Habertürk TV'nin de Özışık'ın yorumculuk görevine son verdiği ileri sürüldü. Hadi Özışık’ın inkârı sebebiyle şimdilik bunlar iddia ancak ispatlanması an meselesi. Ben bu TV kanallarının Özışık’ın ilişkilerinden habersiz olduğunu düşünmüyorum. Gündem bu kadar yoğun olmasa iki yayıncı kuruluş açısından da büyük skandal. Kadrolarına kimleri, kimlerin ricasıyla yerleştirdikleri merak konusu!

MURAT TOLGA ŞEN