Medya Günlüğü
22 Haz 2014 10:53 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 16:20

Yılmaz Özdil cezaevine girdi! İçeride hangi fotoğrafı çektirdi?

Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, Balyoz davasından mahkum olan ve "kardeşlerim" dediği askerler ile birlikte çektirdiği fotoğrafta bakın ne yapıyor?

Google Haberlere Abone ol
"Hayata küsmediler hayatı yeşerttiler" başlıklı yazısında Ataol Behramoğlu'nun bir şiirine yer veren Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, Balyoz davasından mahkum olan ve "kardeşlerim" dediği askerler ile birlikte diktiği çam fidesinin önünde çektiği fotoğrafı paylaştı.

Tahliye günü, Maltepe Askeri Cezaevi'ne Genelkurmay Başkanlığı'ndan aldığı özel izin ile giren, içerdekilerin tahliye sevincine ortak olan Özdil, köşesinde o ağacın nasıl dikildiğini de yazdı:

Ve tahliye günü... Genelkurmay'ın özel izniyle, son kez Maltepe'ye girdim. Askeri savcılıktan fakslanan tahliye evrakını getirdiler, arkadaşlarım tek tek imzaladı. İşte nihayet çile bitmişti. Kucaklaştık. "E hadi gari, sallanmayın çıkalım" dedim. İsmet gülümsedi, "son bi işimiz var" dedi. Fotoğrafta gördüğünüz erin ismi Muhammed, ona seslendi, "getir" dedi. Hayrola dememe kalmadı ki, vaziyet anlaşıldı.
*
Umutla beklediğimiz tahliye günü için önceden hazırlık yapmışlar, çam fidanı satın almışlardı. Anayasa Mahkemesi'nden karar çıkınca da, yan bahçeyi bizzat kendi elleriyle kazıp, savcılıktan gelecek nihai kararı beklemişlerdi. "Boşverin ağacı mağacı, buraya alışveriş merkezi dikelim" dedim, kabul etmediler!
İŞTE O FOTOĞRAF VE BEHRAMOĞLU'NUN DİZELERİ



Maltepe askeri cezaevinin avlusunda, sisler içindeki Büyükada’nın karşısında, oturmuş yazarım bu şiiri. / Eylül başlarında bir cumartesi sabahı, lodos titretiyor ağaçları, yağmur geceden yıkamış çiçekleri / gökyüzü mavi, bulutlar beyaz, ardından baharın geçti koca bir yaz, hapisteyiz hâlâ ve güzün ilk serinlikleri / avlunun dört yanı dikenli teller, tellerin gerisinde nöbetçiler bekler, kapanır uykusuzluktan gözleri / on gündür çocuk sesi duymadım, özledim “baba” deyişini kızımın, özledim beni görünceki sevincini / hayatım benim, kırk yıllık hayatım, seni başarabildiğimce dürüst yaşadım, içim burada da pırıl pırıl şimdi / geçer, güzelim, bu günler de geçer, sökülüp atılır dikenli teller, koparır halk bir gün zincirlerini.