Medya Günlüğü
19 Haz 2019 09:40 Son Güncelleme: 19 Haz 2019 10:09

Yılman'dan dikkat çeken yazı! "Sen bu tongaya nasıl düştün İsmail?"

Habertürk yazarı Sevilay Yılman, gazeteci İsmail Küçükkaya'nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'na önceden soruları verdiği iddiasına inanmadığını belirtti.

Yılman'dan dikkat çeken yazı! "Sen bu tongaya nasıl düştün İsmail?"

Sevilay Yılman, "Sen bu tongaya nasıl düştün İsmail?" başlığıyla yayımlanan yazısında "Üzerinize afiyet biraz üşütmüşüm herhalde. O nedenle de pazartesi gecesi Habertürk TV’de, Didem Arslan Yılmaz’ın programında olup bitenlerden ancak sabah uyanınca haberdar olabildim" ifadesini kullandı.

Yılman şöyle devam etti:

"Söz konusu yayında Nagehan Alçı meşhur düellonun moderatörlüğünü yapan İsmail Küçükkaya’nın yayından birkaç gün önce aday Ekrem İmamoğlu ile bir otelde buluştuğu bilgisini ortaya atınca ortalık bayağı bir sallanmış.

Nagehan’ın bu iddiası üzerine önce İsmail yayına bağlanmış… Ve İmamoğlu ile buluşmasını tarafların görüşmesini yürüten AK Partili Mahir Ünal ve CHP’li Engin Altay’ın istekleri ve bilgisi dahilinde gerçekleştirdiğini… Aynı görüşmeyi Binali Yıldırım ile de yapmalarını istediğini ancak Binali Bey’in yoğunluğundan dolayı bu görüşmenin yüz yüze değil, telefonda gerçekleştirebildiğini söylemiş.

Ancak Küçükkaya’nın bu açıklamalarından hemen sonra da Habertürk TV yayınına Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş bağlanmış ve; ‘İsmail’in Ekrem İmamoğlu ile görüşeceği bilgisi bizde yoktu. Ancak ben sonradan İsmail’in otele gidip buluştuğu bilgisini alınca aradım kendisini ve o da bana İmamoğlu ile değil, danışmanları ile görüştüğünü söyledi…’ diyerek İsmail’in söylediklerini bir anlamda yalanlamış.

 Sonra İsmail bir kez daha bağlanmış Habertürk TV’ye ve olayın seyrinin Sertbaş’ın anlattığı gibi olmadığını… Görüşmeyi Mahir Ünal’ın ve Engin Altay’ın istediğini… Kabul etseydi aynı şeyi Binali Yıldırım ile de yapmış olacağını filan söylemiş.

Neyse…

Uzatmayayım…

Asıl demek istediğim konuya geleyim.

Bir kere şunu peşin peşin söyleyeyim…

İsmail’in yayın öncesi Mahir Ünal ya da Engin Altay istemiş dahi olsa… Bırakın adaylarla yüz yüze… Telefonda dahi görüşme yapmayı kesinlikle kabul etmemesi lazımdı bu BİRRR!

İKİ… Onlar siyasetçi bilmez. Anlamazlar ama yayıncılık, gazetecilik açısından bu tür bir görüşmenin etik olmayacağını, bu görüşmelerin kamuoyunda duyulması durumunda yanlış anlaşılmalara yol açacağını söyleyip kesinlikle Ünal ve Altay’a bu konuda ret vermeliydi.

ÜÇ… Eğer onların arzusu doğrultusunda İmamoğlu ile yüz yüze görüşme yaptı ise en azından eşitliğin sağlanması bakımından kesinlikle ne yapıp edip Binali Yıldırım ile de yüz yüze görüşmeliydi.

DÖRT… Sertbaş diyor ki; ‘O bize görüştüm diye haber vermedi… Bize görüştüğü bilgisi gelince ben aradım ve serzenişlerimi ilettim!’ diyor…

Tanırım ben Ömer Bey’i. Ve bu aktardığının da yüzde yüz doğru olduğundan zerre-i miskal şüphem olmaz.

Belki Mahir Ünal ve Engin Altay’ın bu görüşmeleri yapması yönünde yaptıkları talepten haberi yoktur Sertbaş’ın ama olayın seyrinin onun anlattığı gibi olduğu kanaatindeyim.

Sertbaş ve İsmail arasında bir iletişim kazası mı var yoksa başka bir şey mi bilmiyorum ama ne olursa olsun... İsmail’in İmamoğlu ile görüşmesine dair yapılan yorumlara ve ortaya atılan tezlere katılmıyorum.

Neden?

Ee çünkü İsmail’in sırf bu tür spekülasyonlara meydan vermemek adına yayın öncesi tüm özel ve iş görüşmelerini iptal ettiğini biliyorum.

Mesela onlardan biri Fenerbahçe’nin efsanevi Başkanı Aziz Yıldırım ve benim de olduğum bir gruplaydı.

Ancak belirteyim randevumuz İsmail’in programın moderatörü olarak belirlenmesinden birkaç gün önce konuşulmuştu...  O, Aziz Başkan, ben ve birkaç dostla yayından önceki Perşembe akşamı yemekli buluşma için sözleşmiştik.

Hatta mekanı da söyleyeyim… Sultanahmet’teki And Otel’in Ayasofya manzaralı terasında oturacaktık.

Rezervasyon dahi yapılmıştı.

Ancak buluşmanın olduğu gün yani Perşembe günü... Sabah erkenden İsmail aradı ve aynen şöyle dedi; ‘Sevilay… Samimiyetle söylüyorum… Pazar gününe kadar olan tüm görüşmelerimi iptal ettim. Bizim milleti biliyorsun. Görürler bizleri bir arada. Hiç olmayacak dedikodular üretirler ve hem ben hem başkan hem sen zor duruma düşeriz. Lütfen Aziz Başkan’dan benim adıma özür dile. Biz bu buluşmayı yayından sonra yapalım…Kafamız rahat, keyfimiz yerinde olsun!’

Gerekçesi o kadar haklıydı ki tabii… Hiç itiraz etmedim ve mesajını Aziz Başkan’a da aynen bu biçimde ilettim.

O da onay verdi bu duruma ve; ‘Ee haklı adam! Doğru bir karar! Gereksiz laf söz olmasına olanak vermemek lazım!’ dedi.

Özetle yani değerli okurlarım…

Onun moderatör sorumluluğu almadan çok önce planladığımız bir yemek, buluşma olmasına rağmen sırf İsmail’in tarafsızlığına, objektifliğine halel gelmesin diyerek ortak kararla o yemek programımızı iptal ettik.

O nedenle şoka girdim İsmail’in Taksim’in göbeğindeki bir otele gidip İmamoğlu ve ekibiyle görüşme yapmış olmasına.

Basireti mi bağlandı…

Yoksa İmamoğlu ile yüz yüze görüşme için araya birileri girdi de fazlasıyla ısrarcı mı oldular ve o da onları kıramadı mı bilmiyorum.

Ama her ne olduysa oldu İsmail açısından yanlış oldu.

Ben kesinlikle bazılarının iddia ettiği gibi program öncesi soruları verip, İmamoğlu’yla prova yapmak amacıyla bu görüşmeyi gerçekleştirdiğine inanmıyorum.

Böyle bir niyeti olsa idi bunu kalkıp da İstanbul’un en işlek meydanı olan Taksim’deki en bilinen otellerden birinde  yapmazdı.

Kaldı ki o prova yapılmış olsaydı eğer...

Yani İmamoğlu’na; ‘Haberiniz olsun... Sizi şuradan buradan sıkıştıracağım!’ demiş olsaydı…

İmamoğlu Ordu VIP'de Vali'yle ilgili ettiği ayan beyan ortada o fena söze dair; ‘Hayır ben öyle bir söz söylemedim! Zaten bu İstanbul’un konusu da değil’ deyip kem küm etmezdi. 

Daha açık yazayım… Eğer İsmail soracağı soruları vermiş olsaydı İmamoğlu’na!

İmamoğlu’nun şov yapmış olması lazımdı o programda!

Peki biz böyle bir şov mu izledik?

Tabii ki hayır!

Hayır... İşin komik yanı... Eğer Ekrem Bey İsmail’den soruları aldı ise önceden...

O zaman vah haline! Çünkü dün de yazdım ya! Beklenen performansı sergileyemedi İmamoğlu ve hatta genel halinin altında bir profil çizdi.

Sözün özü…

Bence deyim yerindeyse tongaya düşmüş İsmail ama kim ya da kimler onun bu tongaya düşmesine sebep oldu işte onu bilmiyorum.

Bilmemiz için bunu İsmail’in tek tek, tane tane anlatması ve gazetecilik kariyeri açısından pek hoş olmayan bu durumu kamuoyuna açıklıkla izah etmesi lazım."