Yeni “Mısır Savaşı” başlamak üzere! Dijital Platformları Sinema salonlarıyla barıştırabilir miyiz?

Platformda para da izlenme de garantili iş, yapımcı risk almak istemez ama ya sinema, sinema salonları?

Netflix’e Aşkın Kıyameti gelmiş. Boran Kuzum, Pınar Deniz, Yiğit Kirazcı, Seda Türkmen oynuyor, Yılmaz Erdoğan senaryosu, Hilal Saral yönetmiş. Buradan iyi bir şey çıkar sanıp fragmanına baktım önce. Filmi izletecek hevesi vermedi ama oturdum izledim. Filmi sevmedim, ne aşkına inandım ne de kıyametine şaşırdım. Olmasa da olur bir iş, o kadar yetenekli insan boşuna bir araya gelip emek vermiş. Henüz tatile çıkmadıysanız filmdeki Ege manzaraları iyi gelir ama onun da alası Youtube’daki gezgin kanallarında var. Benim en sevdiklerim; Yolcuların Dikkatine, TravelComic ve Rotasız Seyyah kanalları.

Konuyu dağıtmayalım, tam da “Televizyonda yazacak bir şey kalmadı, sinema ve dijital platform yazayım” derken yine ulusal kanallarda gösterilen işlerin platform versiyonlarına maruz kaldım. Hepsi patates, hep patates yemeği!

Emeğe saygı deyip geçsem, hiç kalem oynatmasam mı diye düşündüm ama aklımda hep aynı sorular; bu yıl bitmeden daha kaç filmde-dizide Pınar Deniz’i izleyeceğiz, başka oyuncu mu yok, niye bu kadar formül işler ve Yılmaz Abi, ne oldu da televizyona yaptığının bile fersah fersah gerisine düştün?

İlk taşı Yılmaz Erdoğan attı!

Lafı açılmışken, Yılmaz Erdoğan’dan konuşalım biraz. Yeteneklidir, onu ve yazdıklarını izlemeyi severim ama artık cepten yediği zamanlardayız. Kendisi tiyatrodan televizyona oradan sinemaya en sonunda da dijital platformlara geçti. Salonda izlediğimiz son filmi, Organize İşler Sazan Sarmalı… Sahne şovu Münaşaka’yı BluTV’ye vermişti ama ekseriyetle Netflix’e iş yapıyor. Şu an geldiğimiz noktanın da müsebbibi sayılabilir. Hatırlarsınız, Organize İşler 2 filmini sinemalarda gösterilirken Netflix’e satıp ortalığı karıştırmış ve çıkan kavga yüzünden yeni bir sinema yasası oluşturulmuştu.

Barut fıçılarından barikat: Yeni Sinema Yasası

O yasada bir madde var. Barut fıçılarından barikat gibi bir madde. Felaketi engelleyebilir ama ateş alırsa daha büyük felakete yol açabilir.

“Sinema salonlarında ilk kez ticari dolaşıma girecek değerlendirme ve sınıflandırması yapılmış sinema filmleri, gösterime girdiği tarihten itibaren ücretli yayın yapılan kablo, uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda beş ay geçmeden, ücretsiz yayın yapılan uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda altı ay geçmeden ticari amaçla yayınlanamaz veya umuma iletilemez.”

Salon işletmecileri bu maddeyi kendilerini korumak amacıyla yasaya koydurttu. Salon gösterimi yapan bir filmin dijital platforma satılmasının önüne geçmek istediler. Yılmaz Erdoğan bir daha böyle şakalar yapmasın dediler. Şimdiye kadar işe yaradı diyemeyeceğim çünkü araya pandemi girdi, salonlar kapandı. Şimdiden sonra işe yarar mı? Orası biraz karışık!

Yapımcıların Salonculara kini devam ediyor!

Disney ve yakında gelecek olan HBO Max’in arkasındaki Warner Bros gibi yapımcılar filmlerini artık salonda göstermek (ve platforma taşımak için 5 ay beklemek) yerine doğrudan platforma atabilir!

Olmaz öyle şey demeyin. Saloncular şimdiden panikte çünkü şimdiye kadar çekilen 6 filmle 26 milyon bilet satıp 250 milyon TL gelir getiren Recep İvedik serisini kaptırdılar. Recep İvedik 7, Disney+’da gösterilecek yani parayı veren Recep’i çaldı. Disney, serinin haklarını satın aldı ve mevcut yasa yüzünden salon gösterimi yapamadan doğrudan platforma gitti Recep. Warner Bros desen filmi salonda gösterirken platformda kiralamanın mucidi.

Karışık duygular içindeyim, bir yandan Recep İvedik’ten kurtulduğumuz için seviniyorum, bir yandan da salonların bu filmin satışından pay alamamasından üzülüyorum. Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan da, Şahan Gökbakar’ın yolundan giderse (ki öyle olacak gibi görünüyor) sıkıntı büyür. Platformda para da izlenme de garantili iş, yapımcı risk almak istemez ama ya sinema, sinema salonları?

Sinema yasasının elden geçirilmesi lazım. 5 ay boyunca salon salon gezen film yok, en babasının ömrü 1,5 ay. Salondan sonra platformda gösterilme süresi 1-2 aya çekilirse platformlar da salonlar için iş üretmeye başlayabilir, yaptıkları filmleri (dışarıdaki gibi) önce salona sokabilirler.

Çünkü, yerli gişe bombaları garanti para, yabancılar da platform rekabeti yüzünden, “biz bunu salonda gösterip 5 ay bekletmeyelim” denilir ve doğrudan platforma düşürülürse hiç iyi olmayacak. Türkiye’de sinema salonlarının problemleri var. Projeksiyon kalitesi hakkında çok şikâyet geliyor ama sorunun çözümü “hepsi kapansın” demek değil. Sinema salonlarına, tiyatro salonlarına ihtiyacımız var.

Senin de var Yılmaz Erdoğan, turneye falan çıkınca düğün salonlarında oynamak istemiyorsan şayet.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com