Yaşar Kemal izlese çok kızardı! İnce Memed gibi başlıyor ama bu bir aşk dizisi!

İzlemediğimiz bir hikaye değil ancak başarılı teknik işçiliği ve ilk bölümdeki güçlü sinematografi diziyi izletiyor.

Fox TV’nin, Gold Film’e sipariş ettiği dönem dizisi Kanunsuz Topraklar’ın ilk bölümü dün akşam yayınlandı. Faruk Teber'in yönetmen koltuğunda olduğu dizide Uğur Güneş ve Esra Bilgiç başrolleri paylaşıyor. Dizinin senaryosu ise Zülfük Yücel tarafından yazılıyor. İlk bölüm reytingleri fena değil ancak yeni ve iddialı bir dizi olmasına rağmen az dizili Çarşamba akşamında çalım atabildiği iş yok. Sadakatsiz yeni sezon ilk bölümüyle yine gün birincisi!

Kanunsuz Topraklar’da olaylar bundan 80 yıl kadar öncesinde geçiyor. Kömür madeninde çalışan bir baba ve evlatlarını izliyoruz, yoksulluk içindeler. Öte yandan, madenin sahibi kızlarıyla safa içinde yüzüyor. Büyük felaketler yaşanacak, intikam yeminleri edilecek, arada herkes birbirine aşık olacak.

Dizinin açılış sekanslarında Reşat Nuri Güntekin romanlarına benzer modernleşme eleştirileri yapıyor. Yoksullar hep birlikte çalakaşık yemek yerken batılılara özenen yeni modernler plak dinleyerek moda danslar yapıyorlar. Kötücül ve modası epey geçmiş bir bakış açısı… Cumhuriyet'in yüzünü batıya dönerek modernleşmesi hala hazmedilememiş görünüyor. Bu karikatür sekanslar pek hoşuma gitmedi.

Kanunsuz Topraklar’ın senaryosu en büyük ilhamını Yaşar Kemal’in İnce Memed adlı romanından almış gibi görünüyor. İnce Memed, babası Abdi Ağa tarafından öldürülen Memed’in dağa çıkıp intikam almasını ve düzene başkaldırsa da değiştiremeyişini anlatır.

Burada da Zonguldak’ta yaşayan madenci Davut (Uğur Güneş) ve kardeşlerinin hikayesini izliyoruz. Madenin sahibi Paşazade Malik Bey (Murat Daltaban) adında zengin bir adamdır. Yağmurun çok yağdığı bir gün uyarıları dikkate almayan Malik bey yüzünden maden çöker. Davut’un babası ölür, o da bu kayıptan sonra zorlu bir hak mücadelesine girişir. İlk bölümde olay örgüsü bu şekilde açılıyor. Gerisini hep birlikte izleyeceğiz.

Bunun bir TV dizisi olduğunu unutmayan senaristimiz İnce Memed romanının tersine hemen bir Romeo ve Juliet aşkı izletmeye başlıyor. Hoş, o eserde bile aileler aynı sınıfa mensuptu ama bizim senaristler, Yeşilçam zamanlarından kalan boş bir hayali, üst sınıflardan çok zengin bir kadına-erkeğe aşık olma hayalini satmaya devam ediyorlar.

Kanunsuz Topraklar’da da madenci Davut (Uğur Güneş) ve Malik Bey’in kızı Gülfem (Esra Bilgiç) arasında inatla doğan ve düşmanları daha da düşman eden bir aşk başlayacak gibi… Dizinin 3-5 bölüm sonra tek derdinin aşıkların kavuşması olacağı ortada. O yüzden ilk bölümdeki sistem eleştirisini ciddiye alamıyorum.

80 yıldan bu yana da değişen bir şey yok, hala madenler çöküyor, hala yoksullar ölüyor, hala zenginlere hiçbir şey olmuyor! Bunun için dönem dizisi çekmeye gerek yok. Biraz daha cesaretle bugünün konuları işlenebilir ancak dert o değil, dert aşk-meşk ve dizi sevdalısı izleyiciye sınıf atlama hayali satmak.

İzlemediğimiz bir hikaye değil ancak başarılı teknik işçiliği ve ilk bölümdeki güçlü sinematografi diziyi izletiyor. Madendeki sekansları beğendim, şimdiye kadar izlediklerimin en iyisi ancak sanat kısmı hep aynı özeni göstermemiş. Malik Bey’in konağındaki mutfakta hizmetliler konuşurken arkada kadraja giren ve hiç yakılmadığı belli olan gıpgıcır soba da neydi öyle. Borularına bari biraz eskitme yapsalardı. Dizinin sanat yönetmenliği denizi geçip derede boğuluyor. Kostümleri beğendim ama kahramanlarımızı Zonguldak’ta değil de İrlanda’da yaşıyormuş hissettirdikleri de oldu. Dizi şıklığı diye bir şey var ama abartmanın alemi yok.

Kanunsuz Topraklar da 2,5 saatlik süresiyle sonunu zor getirten bir iş, bu konuda da en çok şikayet eden benim sanırım.

Nihayetinde, daha önce okuduğumuz (İnce Memed) ve daha önce izlediğimiz (Bir Zamanlar Çukurova, Hanımın Çiftliği) işlere çok benzeyen bir iş Kanunsuz Topraklar. Parantez içinde andığım dizilerden, başrol dahil transfer oyuncuları bile var. Onlar tuttu, bunu da tuttururuz diye düşünmüşler sanki. Evet, tutabilir ama Kanunsuz Topraklar seyirciye yeni bir şey vermiyor. Sistem eleştirisini aşk-meşk çatışmasına meze etmediği sürece yolu açık olsun.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com