Yaptığı yayın herkesi kızdırdı… Esra Erol Atv’nin başını yakacak mı?

Medyaradar’ın değerli bir yazarı olan Cezmi Abi’nin bu konuda öfkeli bir yazısı var ancak ben konuyu yayın üzerinden değil de yayıncı (ATV) ve denetleyici (RTÜK) yorumlayacağım.

Dün binlerce sosyal medya kullanıcısı Twitter’da trend olan #atvkapatılsın hashtag’iyle ATV’ye ve Esra Erol’a tepki verdi. ATV’nin sorumlu bir yayıncılık anlayışına sahip olduğunu düşünmüyorum ancak suçun büyüğü Esra Erol’da…

Gündüz kuşağı programcılarının girdiği kıyasıya rekabette öne geçmek için sıradan hayatlarda gizlenmiş rezaletlerin dozunu arttırdı. İş, canlı yayında DNA testi yaptırmaya-sonuç açıklamaya, çocuğunun babasının kocası olmadığını öğrenen kadının sevincini yayınlamaya kadar gitti.

Gerçekten absürt hayatlar bunlar, cehalet ne büyük bir kötülük kaynağı… Biraz bakayım dedim, adamın eşini aldatıp hamile bırakan yaşça büyük adam kendini “internet şifremi istedi verdim, faturanın yarısını ödeyecekti ama ödemedi” diye savunuyor. Sen de gidip adamın karısını kendine aşık edip hamile bıraktın demek, müthiş bir bahane, asap bozucu bir saçmalık!

Medyaradar’ın değerli bir yazarı olan Cezmi Abi’nin bu konuda öfkeli bir yazısı var ancak ben konuyu yayın üzerinden değil de yayıncı (ATV) ve denetleyici (RTÜK) yorumlayacağım.

Kurgu bitti reyting gerçek yaşamdan geliyor!

Dizi arabasının tekeri patladı, bunu pek çok yazımda yazdım. Orijinal hikayeler, uyarlamalar, eskisinden yamalayıp yeniden yazılan senaryolar tükendi. Seyirci aynı şeyi izlemekten sıkıldı ve bu kurgu dünyalara yavaşça sırtını dönmeye başladı. Dizi reytingleri yerlerde sürünüyor, bunu tekrar yazmaya gerek yok.

Dikkatimi çeken şey; gündüz kuşağında yayınlanan gerçek hayat skandallarının ve akşam kuşağında karşımıza çıkan “gerçek yaşamdan uyarlanan” hikayelerin seyirciyi ekrana mıhlaması…

Dizi senaristleri oturup ağlayabilir çünkü kurdukları kurgu dünyalar ilgi çekmiyor. Artık hepimiz bir diğerinin hayatını izliyoruz. Realitede ya da kurguda karşımıza hep “yaşanmış” hikayeler çıkıyor. Gündüz Müge Anlı, Esra Erol, akşam olunca da Doğduğun Ev Kaderindir, Masumlar Apartmanı, Kırmızı Oda… Başkalarının sıkıntılarını-rezilliklerini görerek kendi haline şükreden, ekran başında oturarak ahlakçılık yapan insanlar olduk. Yayıncılar da bunun farkında, durumu sömürmekten çekinmiyorlar. Ne de olsa, her şey bir avuç reyting için!

Programcılar RTÜK’ten korkmuyor!

Eskiden de vardı bu türden reality programları, sabahın köründe burnumuza dayamıyorlardı ama doz aşımı daha 90’larda yaşanmıştı. Yaşı yetenler Sıcağı Sıcağına’yı ve bu programda işlenen “çivici katil” konusunu mutlaka hatırlayacaktır. Bu türden programlar çok izlendi ama sonra sessizce tükendi.

Şimdi daha duyarlı, bilinçli bir toplumda yaşadığımızı varsayıyoruz, bir programcının “çocuğun babası kim” sorusuna kendisinden bilmem kaç yaş büyük sevgilisi çıktığı için şükreden cahil kadını izlemek istiyor musunuz? Ben istemiyorum. Ne yapacağım? Gidip kanalı basacak halimiz yok, bunun için kurulduğu iddia edilen, temiz televizyon için görev başında olduğu düşünülen bir RTÜK’ümüz var. Var ama niye böyle oldu?

Seyirciden gelen tepkilerin ardından bir sosyal medya açıklaması yapan ve “milli ve manevi değerlerin korunmasına azami özen gösteren RTÜK, 7/24 devam eden yayınları takip eden ve gereğini yaparak görevinin başındadır.” diye övünen kurumun varlığı bu rezillikleri neden yayınlanmadan önleyemiyor. Online eğitim yüzünden çocukların da ekran başında olduğu bu saatlerde neden sürekli cinayet, aldatma, dayak şu bu izliyoruz?

En kısa haliyle soruyorum; RTÜK varken Esra Erol buna nasıl cesaret ediyor?

Demek ki RTÜK herkese aynı RTÜK değil. İstediğiniz kadar #atvkapatılsın yazabilirsiniz, kapanmaz. Esra Erol’a da bir şey olmaz. Daha yeni kapanmış bir kanal arıyorsanız adını söyleyeyim; Halk TV… Orada böyle tuhaf programlar yok ama RTÜK’ün kılıcı hep üzerinde sallanan bir kanaldır. Çünkü RTÜK’ün derdi temiz TV değil yandaş TV… İktidara yakın kanallar da bunun rahatlığıyla rezillik yayınlama işinde dozu sürekli yükseltiyorlar.

Esra Erol ve benzer işler yapanlar, seyirci sesini çıkardı diye utanıp geri çekilirlerse ne ala yoksa birkaç ay sonra gelinecek seviyeyi hayal bile edemiyorum. Çocuğu sevgilisinden çıkan kadının “bakın televizyondayım” havasını her an atıyor oluşu ne yayınlarsanız yayınlayın bu rezilliğin aktörlerinin televizyona çıkmaktan vazgeçmeyeceğinin delili aynı zamanda. Bu programlar sayesinde iki lafı bir araya getiremeyen, hiçbir dünya görüşüne sahip olmayan, bir kaldırım taşından bile cahil insanlar TV şöhreti oluyor, pes!

Şunu da söyleyeyim; RTÜK istese bunların hiçbirini izlemezdik zaten. Kurumun derdi Esra Erol ile değil muhalif medya ile… Esra Erol ve yaptığı yayın hakkında inceleme başlatılmış olması beni etkilemiyor, buradan bir şey çıkmayacağını televizyonun giderek daha da kirleneceğini biliyorum çünkü birkaç yıl önce de aynı şikayetleri yazı konusu yapıyordum. Ne değişti?

İyisi mi siz kendinizi koruyun, televizyon karşısında geçirdiğiniz süreye ve izlediklerinize lütfen dikkat edin.