Yapımcılar şokta! Diziler burada seyirci nerede?

Medyaradar'ın usta sinema-tv yazarı Murat Tolga Şen, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Dizi işinde tuhaf şeyler oluyor. Geçtiğimiz sezon gün birincisi olan, kanalı da yapımcıyı da memnun eden diziler pandemi yüzünden verdikleri zoraki aradan sonra Eylül ayından itibaren yeni bölümleriyle arz-ı endam ettiler ancak eski reytingleri mumla arıyorlar. Örneğin, Star TV’nin yılın en iddialı işi olarak ekrana sürdüğü Babil’in izlenme oranları o kadar düştü ki böyle giderse 2-3 bölüm sonra fişi çekilip yerine yeni bir dizi koyulacak.

Sadece Babil değil,  eskilerden Hercai, Kalk Gidelim, Zümrüdü Anka, Ramo, Benim Adım Melek, Savaşçı… Yenilerden Çatı Katı Aşk, Bay Yanlış…

Bay Yanlış’ın yurtdışı satışları da devam etmesine yetmedi demek ki “bölümünü 200 bin dolardan dizi satıyoruz” laflarına çok itibar etmemek lazım. Bizim diziler kilo işi alınıyor, yayınlanıyor. O yüzden ortaya çıkan işi Türk seyircisinin sevmesi şart. Maria ile Mustafa da aynı sebepten tutmadı. Yurtdışı satışı odaklı turistik bir kartpostal ve çok sahte…

Peki, neden böyle oldu, yeni diziler yüzünden mi?

TV8’in Kırmızı Oda’sı, TRT’nin Masumlar Apartmanı güçlü girişler yaptı ve sonraki bölümlerde seyircisini arttırmayı başardı ancak dram dozu çok yüksek bu yapımların hızının 3-5 bölüm sonra kesileceğini düşünüyorum. Şimdiden “içim şişti” deyip izlemeyi bırakanlar var.

Açıkçası benim bu konudaki düşüncem şu…

Pandemi dizi işine uzun bir ara verdirdi. Neredeyse 6 ay, bu gerçekten seyirci sadakatini sınayan bir süre. Seyirci bu esnada alışkanlıklarını sorgulamaya başladı. Pandemi sürecinde herkesin can simidine sarılır gibi sarıldığı dijital platform işlerinin 50 dakikada kurduğu dramatik yapı izleyenlerin hoşuna gitti. Ekran başında ömür tüketmeden dizi izlemenin mümkün olduğunu “yeniden” anladılar.

Dizi yapımcıları her şey eskisi gibi olacak sanıp 2.5 saatlik ömür törpüsü dizileri birbiri ardına salınca seyirci irkildi. Her akşam ekran karşısına kilitlenip dizi izlemenin manasızlığı yavaş yavaş anlaşılıyor. Klasik televizyonculuk zaten kan kaybediyor, dijital platformlar sürekli müşteri çalıyor, kalanlar da kendisine izleyecek en fazla 2-3 dizi seçip yola onlarla devam edecek gibi görünüyor.

İşin aslı şu; her kanalda her akşam başka dizi devri bitiyor. 

Bu kadar çok diziye hiçbir zaman ihtiyacımız olmadı. Hele de bu kadar çok ve bu kadar uzun diziye hiç ihtiyacımız yok. İnsanlar ekran karşısında geçirecekleri süreyi artık daha iyi hesaplıyorlar ve biten dizinin aynısı gibi başlayan dizilerden sıkılmış olarak uzaklaşıyorlar.

Birçok yazımda bu konunun altını çizdim; dizi süreleri çok uzun, kısaltın diye çağrı yaptım ancak ne yapımcı ne kanal tarafında bu çağrının karşılığı yok. “Boşver, 2.5 saatlik diziyi daya izlesinler” diyorlar ama o devir geçti, geçiyor. Ekran başındaki 100 kişinin 3-4 tanesinin izlediği milyon bütçeli işler korkunç bir israf!

Kanal yöneticilerinin strateji değiştirmesinin zamanı geldi. Bu kadar çok para harcayarak bu kadar az izlenen işler yayınlamak istediklerini sanmıyorum. İlk refleks yayınladıkları işlerdeki senaristleri değiştirmek ki Yeni Hayat dizisi bunu sürekli yapıyor ya da tutan işlerin benzerlerini çekmek olacaktır. Bizi Kemalettin Tuğcu romanlarındaki gibi  çile dolu bir sene bekliyor. Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı bir başlangıç, benzerleri ve daha kötü olanları peşi sıra gelecektir ama izleyicinin bu yükü kaldırabileceğini düşünmüyorum. Hoşça vakit geçirtecek dinamik ve daha kısa alternatiflere yönelmek akıllıca olacaktır, bunu yapan kanalı-yapımcıyı alnından öperim ancak hep aynı isimlerin olduğunu varsayarak bunun da zor olduğunu düşünüyorum.

Ekran başındakiler, giderek azalıyorsunuz ve çok haklısınız çünkü izlenmeye değecek şeylerin çoğu antende değil dijital platformlarda ama size iyi seyirler/şanslar dilerim.