Gündem
11 Şub 2021 09:29 Son Güncelleme: 11 Şub 2021 09:35

Uzaya ilk giden Adıyamanlı çıktı

Günümüzün dünya çapında popüler bilim kurgu serileri Star Wars (Yıldız Savaşları) ya da Star Trek (Uzay Yolu) gibi hikayelerin binlerce yıllık temelleri aslında Adıyaman’a kadar uzanıyor.

Google Haberlere Abone ol

BilimPro’dan Gökhan Öztürk’ün kaleme aldığı haberde yaklaşık 2 bin yıl önce, Roma İmparatorluğu’na bağlı Kommagene Krallığı döneminin önemli yerleşim yeri olan Samsat (Samosata-Adıyaman) topraklarında yaşayan hiciv yazarı Lucian (Lukianos ve Lucianus isimleriyle de biliniyor), dünyada ilk kez uzay yolculuğu ve gezegenler arası savaş konularını kaleme aldığı aktarılıyor.

Smithsonian dergisinden aktarılan hikayeye göre Ay’a yapılan yolculuğu anlattığı ‘Gerçek Tarih’ (True History) adlı eseri, Roma İmparatorluğu döneminde, M.S. 175 yılında yazıldı. 

Buna göre, Lucian’ın da aralarında bulunduğu bir grup gezginin yer aldığı gemi, şiddetli bir kasırganın içinden geçerek Dünya’dan ayrılır ve havadaki 7 günlük yolculuğun ardından Ay’a ulaşır.

Roman şöyle başlıyor; “Olimpiyatlara katılmış 50 atletle bir gemide karanlık denizde gidiyorduk. Fırtına çıktı. Dalgalar gemiyi kaldırdı indirdi, kaldırdı indirdi, kaldırdı, gittik…”

Maceracılar, Ay halkı ve Güneş halkının ‘Sabah Yıldızı’ (bugün Venüs olarak adlandırdığımız gezegen) üzerindeki bir koloniyi kontrol etmek için savaştığını öğrenir. Güneş ve Ay ordularının silahları ve ulaşım araçları hayli ilginçtir. Kanatlı meşe palamutları, dev sivrisinekler ve gemiler kadar büyük atlar kullanarak uzayda yolculuk etmektedirler. Devasa şalgamları mühimmat olarak kullanan sapan ve mancınıklarla birbirlerine saldırmaktadırlar. Savaşta binlerce kişi ölür. Akan kanları bulutları kırmızıya boyar. Hikayeye göre Güneş batarken bazen o bulutları görürüz.

Savaşın bitmesinin ardından Lucian ve arkadaşları uzay yolculuğuna devam eder. Ay’ın acayip halkı (hepsi erkek, ayakları tek bir parmaktan oluşuyor, çocukları baldırlarından çıkıyor) hakkında bilgi toplar, Sabah Yıldızı’na ve diğer uzay şehirlerine giderler.

Lucian, bir romancıdan öte satiristti, yani çok gülünç ve iğneleyici yazı türünde yazan bir kişiydi. ‘Gerçek Tarih’, filozofları, tarihçileri ve onların yeni keşifler karşısındaki tutumlarını eleştirmek için yazılmıştı. Lucian, “düşünme ve inanmanın farklı zihinsel faaliyet türleri olduğunu ve onları karıştırmamanın iyi bir şey olduğunu” hicivli bir dille anlattı.

Gülünç bir şekilde işlenmiş olması, bu eseri bilim kurgu konseptinin atası olmaktan uzaklaştırmıyor. Aksine, yabancı medeniyetlerle ilk temas, uzay savaşı, Ay’a yolculuk gibi konular, Lucian’ı çağının ötesine taşıyor ve günümüzün modern bilim kurgu eserlerinin bir Big Bang’i haline getiriyor.

ABD’deki Great Falls Üniversitesi’nden İngilizce Profesörü Aaron Parrett, “Bilim kurgunun kalıcı temalarından birisi hicivdir, insanların yaşamı ve onu sürdürmeyi ele alış şekilleriyle eğlenmektir. Lucian’ı önemli kılan nedenlerden birisi de budur” yorumunu yapıyor.

Felsefeden dine, tarihten öyküye, mizahtan kurgu yazarlığına çok geniş yelpazede yazmış çok yönlü bir düşünür olan Lucian’a mal edilen 80 kadar eser bulunuyor. M.S. 125 – M.S. 180 yılları arasında yaşayan Lucian’ın Suriye, Mısır, Hatay, Atina, Roma ve İyonya gibi birçok yere seyahat ettiği belirtiliyor.