Uyanış Büyük Selçuklu hatalarla dolu! Selçuklu'nun botokslu hatunları…

Uyanış Büyük Selçuklu çok iyi açılış yaptı ve böyle gider. Çok eksiği var ama güzel setler kurmuş, iyi oyuncular seçmişler.

TRT’nin yeni tarihi avantür dizisi Uyanış Büyük Selçuklu dün akşam yayınlandı. 2 saat 43 dakikalık dizi tüm akşama yayıldı. Yayınlandığı sırada izleyenlerin hepsine madalya takmak lazım zira Hollywood epikleri bile 163 dakika sürmüyor ve düşünün ki bu daha ilk bölüm!

Akşam işim olduğundan diziyi sabah uyandıktan sonra Youtube’daki resmi hesabından izledim. TRT, yayınladığı dizileri sosyal medyaya yayma konusunda diğer kanallar gibi nazlı değil. Antende gün birincisi olan dizinin ben izlediğim sırada Youtube’da da 146 bin görüntülemesi vardı. Kanal ve yapımcı istediğini almış diyebilirim. Bu türden dizilerin hazır bir seyircisi var, PR’ı da güçlü yapıldı. Beklediğim sonuç.

Alan memnun satan memnun, hiç eleştirmeden geçip gitmek lazım belki de ama eleştiri dünyaya gereklidir ve sanılanın aksine yıkmak yerine eser sahibine yol göstermeyi amaçlar. Yazar Semih Gümüş, Eleştirinin Sis Çanı kitabında, “eleştiri doğrudan işlevli görmese bile kendini, yürüdüğü yolun iki kıyısındaki toprağın verimini arttırıp güzelleştirir” der. Ben de bu yüzden yorumlarımı yapmadan geçmeyeceğim.

Evet, bahanelerimi hazırladığıma göre Uyanış Büyük Selçuklu’nun ilk bölümünü hunharca eleştirebilirim.

Dizinin ilk bölümünde yeterince belli olduğu üzere kaba ana hatlar dışında dizinin tarihsel gerçekliği takip etmek gibi bir niyeti yok. Tarihi olaylar ve karakterler üzerinden oyalayıcı bir avantür yaratmak asıl çabası. O yüzden sakın ola bu diziyi belgesel izler gibi izlemeyin diyeceğim ancak dizinin hedef kitlesi tam da öyle yapacak.

Uyanış Büyük Selçuklu, teknik açıdan kuvvetli bir iş. Kamerasına, ışığına diyecek şey yok. Oyuncular da iyi. Gürkan Uygun zaten bu yapımların gediklisi ama romantik jön Buğra Gülsoy da sağlam bir tip çıkarmış.

Kostüm departmanı ortaya ciddi emek koymuş ama son dizilerin modası yine herkesi siyahlara bürümüşler. Bu kadar çok siyah kostümü Game of Thrones’un Duvar’da geçen sahneleri dışında göremezsiniz. Şunu net olarak söyleyelim; Selçuklular böyle giyinmiyorlardı.

Henüz büyük savaş sahnelerine paramız yetmediğinden bu dizide de bolca bire bir dövüş var ve çoğu da dövüşü estetik göstermek, süreyi uzatmak ve dövüşemeyen aktörleri gizlemek için yavaş çekim cereyan ediyor. Sencer’in (Ekin Koç) Arslantaş’la (İlker Kızmaz) dövüş sekanslarında kılıcı yiyen havada üç takla atmadan düşmedi. Sultan Melikşah’a yapılan suikast sekansı da Assasin Creed oyunlarını aratmıyordu. İşin içinde bu kadar hamaset olmasa belki ben de severdim ama bu işin icatçısı Sam Peckinpah hayranı bir seyirci olarak ben artık çok sıkıldım bundan. Sert ve hızlı çarpışma sahnelerini yeğlerim.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim baştaki savaş sahnesinin estetiği ve kurgusu da modern tarihi avantürlerin miladı saydığım Braveheart’tan (Cesur Yürek) geliyor ama Mel Gibson’ın 25 yıl önce yaptığının yanına bile yaklaşamamışlar. CGI efektler de çok sırıtıyordu. Birebir dövüşler tamam ama savaş sahneleri çekmeyi henüz beceremiyoruz.

Bir de şu var; Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman, Savaşçı vs. bu tür dizilerde düşman hep maskeli çünkü kavgacı figürasyon hepi topu 20-30 kişi, aynı oyuncular aynı bölümde defalarca ölüyorlar. Maske yüzünden seyirci seçemiyor ama bu da artık sıkmaya başladı. Selçuklu zamanında kötü adamlarda pandemi hassasiyeti vardı da biz mi bilmiyoruz?

Gelelim sarayın hatunlarına… Daha önce Kuruluş Osman yazımda esprisini yapmıştım ama Selçuklu sarayında da şahane bir dermatoloji merkezi olmalı zira Terken Hatunun (Hatice Şendil) botokslarını ve dudak dolgularını başka nasıl açıklayabilirim bilmiyorum.

Uyanış Büyük Selçuklu çok iyi açılış yaptı ve böyle gider. Çok eksiği var ama güzel setler kurmuş, iyi oyuncular seçmişler. Senaryosunu Diriliş Ertuğrul’u yazan Serdar Özönalan yazıyor, ne çıkacağı belli o anlamda bir beklentim yok. Yönetmen koltuğunda da Çırak ile bağımsız bir sinemacı olarak önemsediğim ancak sonrasında proje dizilere yönelen Emre Konuk oturuyor. Dizi işinde yönetmen imzası çok silik, yorum yapamayacağım ama çektikleri sürece izlenir, orası net.

Ben ne yazarsam yazayım, bu haliyle de diziyi çok sevip bağrına basacak milyonlarca seyirci var. Eriyiş çağındayız ama diriliş, kuruluş, uyanış hikayeleri izlemeyi seviyoruz. Biz saatlerce dizi izliyoruz, o arada herkes gemisini yürütüyor. Matrix’te yaşamak işte böyle bir şey ama dediğim gibi alan memnun, satan memnun. Bize laf düşmez!