Kültür Sanat
14 Mayıs 2019 12:21 Son Güncelleme: 14 Mayıs 2019 12:31

Usta sinemacının kaleminden minibüs hikayeleri: Müsait bir yerde inecek var

Bir yönetmen, yüzlerce yolculuk, sayılamayacak kadar çok hikâye. Turgut Yasalar, minibüs hatlarında tanık olduğu olayları mizahi bir dille anlattı

Usta sinemacının kaleminden minibüs hikayeleri: Müsait bir yerde inecek var

Uzun yılardır ulaşım için toplu taşımayı tercih eden yönetmen Turgut Yasalar, minibüs yolculukları sırasında şahit olduğu hikâyeleri 'Müsait Bir yerde İnecek Var' adlı ikinci kitabında derledi. Sinema ve televizyon sektörüne senarist, yönetmen ve yapımcı olarak birçok film ve dizi üreten Turgut Yasalar, geçtiğimiz yıl farklı yönetmenlerin ilk filmlerini hangi şartlarda çektiklerini anlattığı 'Ben bir dâhiyim ama henüz ilk filmimi çekmedim' adlı kitabıyla yazarlığa adım atmıştı.

 

Onlarca durak, yüzlerce yolcu, sayılamayacak kadar çok hikâye var. Yolcuların genci yaşlısı, zengini fakiri, zayıfı şişmanı; şoförlerin terbiyelisi küfürbazı, beyefendisi haytası, öfkelisi aşığı... Turgut Yasalar'ın İstanbul'daki minibüs hatlarından esinlenerek kaleme aldığı hikayeler okuyucuyu empati yapmaya davet ediyor.

İstanbul’daki minibüs yolculuklarında gözlemlediği hayatların ve kişilerin kendisini besleyen vazgeçilmez bir kaynak olduğunu söyleyen Turgut Yasalar "Yıllardır minibüs yolculuklarında o kadar çok hikâye biriktirdim ki, bunların hepsini sinemaya aktarmak mümkün değil. Ben de birikmiş bu hikâyeleri bir kitapta topladım" dedi.

TURGUT YASALAR KİMDİR?

1956’da Bursa’da doğdu. Annesi terzi, babası kunduracıydı.İki aylıkken İstanbul’a taşındılar.Tarihi Sur içinde, Edirnekapı, Karagümrük, Yedikule, Samatya, Kocamustafapaşa’da büyüdü. On yedi yaşına geldiğinde Ortaköy’e taşındılar ve burada otuz beş yıl yaşadı, sonunda oradan kaçtı.

Dört yaşındayken burnuna çıkçıt soktu, ateşi çıktı, hastaneye götürecekler, sokağa çıkma yasağıyla karşılaştılar. 27 Mayıs darbesi olmuştu. İlkokuldayken kırmızı kurdeleyi ilk o taktı.

Mümtaz öğretmeni annesine Darüşşafaka’dan söz etti. İlkokulu bitirince devlet parasız, Darüşşafaka, Arifiye Öğretmen Okulu sınavlarına girdi, hepsini kazandı ama Darüşşafaka tercih edildi.

Ve fakat 12 Mart sonrası lise ikiye giderken bir grup arkadaşıyla sahaflardan sol kitaplar aldı; bu onun kaderini değiştirdi. On dört arkadaşıyla birlikte okuldan atıldı. Bir daha da okula gitmedi, liseyi bile bitirmedi.

Zaten on yaşından beri her yaz çalışırdı, o yaz da Büyük Tarabya Oteli’nde santral memuru oldu, ilk sigortalı işiydi. Yıl 1975. Bir yıl sonra Ayrıntılı Haber adlı günlük bir gazetenin dış haberler servisinde çevirmen oldu. O sıra Türkiye Sosyalist İşçi Partisi üyesi olmuş, Osman Saffet Arolat, Oya Baydar, Aydın Engin’le tanışmıştı. onların kurduğu İSTA Haber Ajansı’nda muhabirliğe başladı. Solcu olduğu için okumaya başlamıştı ama yazmayı orada öğrendi.

Gerçekte sinemacı olmak istiyordu. Lisedeyken on dakikalık bir kısa film çekti, ilk hayal kırıklığını yaşadı; film maalesef kayıp.

Derken er olarak askere gitti. Döndüğünde Politika Gazetesinde çalışmaya başladı. Gazeteciliği sevdi. Politika sıkıyönetim tarafından kapatıldı. Bir naylon gazetede, ardından Milliyet Gazetesinde çalışmaya başladı. Gazeteci olarak parlak bir kariyer yapacağını düşünürken Kasım 1981’de TKP üyeliğinden tutuklandı.

Yirmi altı ay cezaevinde yattı. 1983’ü 84’e bağlayan yılbaşı öncesi tahliye oldu. Gazeteciliğe devam etmek istedi, iş bulamadı uzun süre. Cezaevinden arkadaşlarıyla Mat Yapım adıyla bir reklam ajansı işine girişti, altı ayda mat oldu. Tekrar Bab-ı Ali’ye döndü, bir süre Dünya Gazetesinde editörlük yaptı, fakat gazetecilikle yaptığı evlilik bitmişti.

İş aramaya başladı. Sonunda İzmir Tolga ve Ali Taran’ın ortak olduğu Birleşik Reklamcılık’a metin yazarı olarak girdi. Fakat kısa bir sürede her şeyi yapmaya başladı. Derken reklam filmleri setini gördü, lise aşkı depreşti. Bir yıl sonra reklamcılığı terk etti; halbuki patronları onu sevmişti.

Yeni patronu Tunca Yönder’di; daha üç günlükken onu çekime gönderdi. Hiç bir şey bilmiyordu, idare etti o gün. Güya Yönder’in asistanıydı ama birden kendini denizde buldu, reklam çekti, tanıtım filmi çekti. Ve ilk senaryosunu yazdı: Ayaşlı ve Kiracıları. Memduh Şevket Esendal’ın eseri TRT’de 6 bölümlük bir mini dizi olarak yayımlandı.

Bir ara sinema dergileri çıkardı: Sinema Gazetesi ve Aylık Antrakt Sinema Dergisi.

Film Yönetmenleri Derneği ve Senaryo Yazarları Derneği yönetim kurullarında bulundu, Sinema Yazarları Derneği’nin kuruculuğunu yaptı.

Filmler, diziler yazdı, çekti. Çokça iflas etti… İstanbul’dan kaçtı, Küçükkuyu’ya gönüllü sürgün gitti. Şu aralar Bodrum’da yaşıyor, daha çok okuyor, yazıyor. Belki bir kitap bile yayınlar…(www.turgutyasalar.com'dan alınmıştır)