TV kanallarının işi artık çok zor! İnternetin çocukları ekranları ele geçiriyor!

Ergen muhabbeti deyip geçin isterseniz ama bütün ünlüler bu programlarda gözükmek için sıraya girdi bile.

İşin uzmanları; "Önümüz açık, koronavirüs etkisini yitiriyor, hayat artık yavaşça normalleşecek" diyorlar. Mesela tiyatrolar Temmuz ayında açılacakmış ama bu habere sevinemiyorum. Temmuz’da oyun koyan ekip olmaz ama koysa da insanların tedirginliğinin devam edeceğini ve daha aylarca kimsenin bir salonda oyun ya da film izlemek için hevesli olmayacağını düşünüyorum.

Tiyatroları bilmem ama film işinin kazananı Netflix ve benzeri ortamlar... Sinemanın geleceği ve seyircinin oturduğu koltuk iyice şekilleniyor.

Daha önce yazı konusu ettim, koronavirüs yüzünden dizi setleri durdu. Kanallar işi ağırdan alıp dizilere devam etmek için ellerinden geleni yaptılar, setler tamamen durduğunda bile dizi çekme inadına devam ettikleri için bulabildikleri en iyi çözüm, cep telefonuyla birbiriyle konuşan dizi karakterleri oldu. Seyirci bunu sevmedi. Birol Güven’in Ev Hali dizisi dışında benim de sevdiğim bir uygulama olmadı. Hele o Çukur bölümü yok mu, o tam bir felaketti. Neyse ki Çukur ekibi bu korkunç hatada ısrar etmedi.

Tam da bu sırada sosyal medyada bir hareketlenme oldu. TV izlemeyi çoktan bırakmış ve vaktinin çoğunu, Instagram, Twitter, Facebook gibi ortamlarda geçiren gençleri yakalayan yeni bir dalga... Sosyal medya diyorum ama bu dönemin en büyük kazananı kesinlikle Instagram. Şu canlı yayın hadisesi tam bir çılgınlığa dönüştü. Canlı yayın düzenlemeyen hesap yok gibi... Çoğu yayını o hesabı takip eden 3-5 kişi ama bazı popüler isimlerin yaptıkları yayınları onbinlerce insana ulaşmayı başarıyor.

Dün Medyaradar’da da yazı konusu oldu; Bartu Küçükçağlayan ile Melikşah Altuntaş’ın karantina günlerinde başlattığı Mücbir Sebepler adındaki Instagram yayını Koronavirüs zamanlarının en akılda kalan şeylerinden biri olacak. Ben bu ikilinin mizah yapma haline aşina olmadığımdan takip etmiyorum ancak çevremde izleyen ve keyif alan çok insan var.

Bu bize şunu gösteriyor; medyanın değişimi tamamlanmak üzere... Neredeyse 100 bin kişinin izlediği, bir sürü sponsor alan ve reklam yerleştirilen Mücbir Sebepler bir TV kanalında yayınlanan bilmem kaç yüz bin TL bütçeli bir iş değil. İki kişinin muhabbettinden ibaret ama izleniyor.

Bu programın reklamı televizyondan ya da başka bir ana akım medya kuruluşundan yapılmadı. Sözlükler ve Twitter gibi sosyal medya ortamlarında dillendirilerek yükselen bir doğal PR çalışması var.

Artık içeriği üreten de, seyreden de, reklamını yapan da aynı kitle... Aracıları tamamen yok ettiler ve yeni bir dil ürettiler. Daha özgür, daha çılgın, daha tuhaf...

Televizyon artık sosyal medyaya yetişemez. Gençleri yakalayacak birilerini bulmak artık zor. Askerden geldiğim yıl Satel (Sabah Televizyonu) adında bir kanalda Okan Bayülgen’i, Müebbet Muhabbet’i yapan Cenk ve Erdem’i izlediğimi hatırlıyorum. Aradan 25 yıl ve çok fazla şey geçti.

Sinema bitti gibi, televizyon can çekişiyor. İnternetin çocukları ekranları ele geçiriyor. Televizyonda asla yapamayacakları şeyleri sosyal medyada yapıyor ve kendilerini izletiyorlar. Ergen muhabbeti deyip geçin isterseniz ama bütün ünlüler bu programlarda gözükmek için sıraya girdi bile. Bartu, tıpkı yıllar önce Okan Bayülgen’in yaptığı gibi yayındaki ünlüyü pat diye atıyor. Bazı tarifler her zaman etkili! Reklamverenler de özellikle bu dönemde kafasını hızla bu yöne çeviriyor.

TV kanallarındaki her şeyi çok bilen yöneticiler ne yapıyor? Onlar da koronavirüs belası geçsin de yine dizi çekelim diye bekliyorlar. Bence çok bekleyecekler çünkü atı alan Instagram’ı geçmek üzere...