Türkiye Eurovision Şarkı Yarışması’na dönemez!

Hatıralar güzel, ben müziksiz yapamayanlardanım, bu yazıyı yazarken de Spotify’daki playlistimi dinliyorum ama müziği canlı dinlemenin yerini hiçbir şey tutmaz.

Milliyet gazetesinden Ali Eyüboğlu duyurdu, TRT’nin başındaki kişi olan İbrahim Eren, kurumun Eurovision Şarkı Yarışması organizasyonunu yapanlarla görüştüğünü söylemiş ama TRT’nin “puanlama sistemi değişmeden katılmayacağız” kararına sadık olduğunu da belirtmiş.

Eurovision organizasyonu Türkiye’nin nazını çekip puanlama sistemini değiştirir mi, hiç sanmam. Ne de güzel yaptık yine; topu organizasyona atıp kendimizi masum ve mağdur ilan ettik.

En güzel çocukluk hatırası; Eurovision

Türkiye yıllarca Eurovision Şarkı Yarışması heyecanıyla yaşadı. Çocukluğumun en güzel hatıralarındandır, salondaki sehpanın üstünü yemişlerle-çerezlerle donatıp da ailecek yarışmayı izlememiz ve her seferinde aldığımız puanlara kahrolmamız. Yüksek puan aldığımızda, kardeşlerimle birlikte anne-babamızın yanaklarını öperdik, onlar da pek sevinirdi ama Çetin Alp’in yüzyılın yalakalığı saydığım Opera şarkısıyla yarıştığımızdaki gibi onları hiç öpemediğimiz geceler de oldu!

Hatıralar güzel, ben müziksiz yapamayanlardanım, bu yazıyı yazarken de Spotify’daki playlistimi dinliyorum ama müziği canlı dinlemenin yerini hiçbir şey tutmaz. Yine hatıralarımda Off Gümüşlükte Jehan Barbur konseri, Dada Salon Kabarett’te Kalben, Mirkelam performansları, Dorock XL Kadıköy’de Çekirdek Kadro icraları var.

Müzisyenler bu ülkenin Ağustos Böcekleri ama bizim (bizi yönetenlerin) karıncadan başkasına tahammülümüz yok. Pandemide hepsinin kırılışına şahit olduk ve elimizden gelen bir şey olmadı.

İktidar müziğe neden karşı?

Daha dün şahit olduk, bu ülkede müzikle-müzisyenlerle ilgili kararlar hiç kimseye sorulmadan alınıyor. Cumhurbaşkanı dünkü açıklamasında, sanki pandemi döneminde en büyük sıkıntıyı yaşayanlar müzisyenler değilmiş gibi, mekanlardaki müzik yayınının gece yarısından sonra devam edemeyeceğini söyledi.

“Kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok”. Aynen böyle dedi. Hiç rahatsız değiliz, halbuki, sordunuz mu?

Yıl 2011, İlahiyatçı Osman Ünlü katıldığı bir radyo programında çok tartışılacak açıklamalar yaptı. Ünlü’ye göre, çalgının her çeşidi haram, tasavvuf müziği uydurma ve musiki eşliğinde söylenen ilahiler küfürdü.

Yıl 2012, son kez Eurovision’a katıldık. Yarışmadan ayrılışımızın bahanesi, puanlama sisteminin adil olmayışı. Halbuki Sertap Erener’in seslendirdiği “Everyway That I Can” ile birinci olduğumuz 2003 yılından sonraki 10 yıl boyunca en iyi derecelerimizi almışız, yarışmayı tam 4 kez ilk 5 ülke içinde yer alarak tamamlamışız. Eğer puanlama bahane edilerek yarışmadan çıkılacaksa bizden önce İngiltere vardı, müziğin beşiği olan bu ülke yıllarca yarışmada nal topladı. Resmen onların bahanesini çaldık.

Yani, puanlama sistemi adil değilse bile bu bize de yarıyordu. Altını çiziyorum; bu bir bahane… TRT, istediği kadar puanlama sistemini dert etsin, Eurovision’dan neden ayrıldığımızı cümle alem biliyor. TRT’nin o zamanki yöneticileri bunu bir eşcinsel eğlencesi olarak algılıyordu ve tavır aldılar. Bir bahaneyle de kimseye sormadan yarışmadan çekildiler. Ülke genelinde bir anket yapılsa, asla böyle bir karar alınamazdı.

İlahiyatçılar konuyu tartışıyor ama siyasal İslamcılara sorarsanız, müzik haramdır. İktidarın müziğe, müzikle uğraşanlara, konserlere, yarışmalara bakışı da bu çizgidedir. Artık saklamaya bile lüzum görmedikleri bir şey bu. “Alkole, kadınlı erkekli dansa ve sekse yönlendiren müzik haram” diyor ilahiyatçı yazar Ali Rıza Demircan. Bunları bilin ki, düşmanlığın sebebini anlayın.

İbrahim Eren sağ olsun, ağzımıza bir parmak bal çaldı, belki kendi isteği de bu yöndedir ancak şundan eminim; iktidar değişmediği sürece Türkiye, Eurovision’a dönmeyecek. Bu puanlama değil zihniyet sorunudur ve sorun çıkaran organizasyon değil, TRT!

MURAT TOLGA ŞEN