Türk halkı 90’ların televizyonunu özledi!

Bu yıl bizi nasıl bir televizyonculuk anlayışı bekliyor. Halkımız ne izlemek istiyor? Seçim döneminde giderek ciddileşen ulusal kanalların elindeki en büyük silah eğlence programları mı olacak? Bu soruların cevabı Murat Tolga Şen’in yeni yazısında...

Kanallar yeni sezona hazırlanıyor. Ellerindeki dizileri ve formatları mutlaka tutturma telaşındalar çünkü bu zor bir yıl olacak. Etkileri giderek hissedilmeye başlayan ekonomik kriz bir para öğütme makinesi gibi çalışan TV kanallarını da er geç vuracak, aslında vurdu bile... Dizilere şimdilik bir şey olmaz ama tutmayan dizinin yerine daha iddialısını koymak yerine daha düşük maliyetli bir şey sunacaklarını düşünüyorum. Artan eğlence-yarışma programları da bunun ispatı. Diziden daha düşük maliyetli ama reytingi neredeyse aynı.

Yaşadığımız zor günlerin halk üzerindeki etkisi ise farklı. Ülkenin insanları yorgun ve mutsuz, bu yüzden televizyonu bir yatıştırıcı olarak görme eğilimindeler. Eğlenmek, dinlenmek, kafa boşaltmak istiyorlar. Kanal yöneticilerinin bu işaretleri takip etmesi gerçekten reytinglere yansıyacak sonuçlar doğuracaktır. Dizi bütçelerinin azaldığı, azalacağı bir dönemden geçiyoruz. İlişki dizileri yeniden amiral gemisi olacak ama kışın gelişi yazdan bellidir misali; o entrikalı-stresli ilişkiler yerine daha sabun köpüğü şeyler izleyebiliriz. Koca Koca Yalanlar’ın bir çapkınlık sefaletini olabildiğince eğlenceli bir şekilde göstermesi ve beğenilmesi de bunun ispatı. Yanına koyabileceğimiz başka işler de var. Dün gecenin en çok izlenen bir başka işi olan Ege’nin Hamsisi’ni de bu tespitin yanına koyabiliriz.

Bu Yıl Hep Televizyon Karşısındayız!

Gelelim başlığa; sürekli artan fiyatlar yüzünden dışarı çıkmanın güçleştiği şu zamanlarda, basit eğlence arayışında halkımız belki de hiç bir zaman olmadığı kadar çok televizyon izleyecek. Özlenen işler belli, iki gün önce Oya Başar ve Umut Kırca’nın Hürriyet’e verdiği röportajdan anlıyorum ki Olacak O Kadar’ın televizyonculukta yaptığı şey aşılabilmiş değil ama benzerleri bekleniyor. Oya Başar, röportajın bir yerinde, ¨şimdi Levent olacak bir Trump taklidi yapacaktı ki hepimiz gülmekten yarılacaktık¨ diyor. Bu mizaha ihtiyaç var.

İnternete dönüp baktığımızda da televizyonda üretilmiş eski komik şeylerin, Burhan Altıntop videolarının, Şahan skeçlerinin hala çok revaçta olduğunu görüyoruz. Halkımız bu kifayetsiz delileri özledi, onların delirme hallerini izleyerek rahatlamanın peşinde.

Henüz bu kadar iddialı konuşmak için erken ama 90’lı yılların televizyonculuk anlayışı, siyasetten arınmış şekilde yeniden karşımıza çıkmak üzere... Bu iddiama ters durumlar da yaşanmıyor değil. TRT yılların geleneği olan Pazar sabahı Western filmi gösterme adetini bırakıp yerine dizi koymuş. Trump alerjisinden kaynaklanan bir şey gibi görünüyor ancak hatalı bir karar. Umarım bundan geri dönerler.

Uzun lafın kısası; Netflix dizileri ve Youtube kanalları karşısında kan kaybeden ulusal kanalların üzerlerindeki ölü toprağını atarak yeni ve eğlenceli deneyler yapacağını düşünüyorum. Bu yılın kaybedeni diziler, kazananı ise yarışma-eğlence programları olacak. Aynı ekrana bakmaya devam ediyoruz, iyi seyirler...

murattolga@gmail.com