Keskin Kalem
13 Ara 2016 12:57 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 22:15

Türk basını bir kez daha "hay sizin gazeteciliğiniz..." dedirtti!

Medyaradar'ın sivri dilli yazarı Keskin Kalem, 44 şehidin verildiği Dolmabahçe'deki çifte saldırının ertesi günü yayınlanan gazetelere saydırdı...

Türk basını bir kez daha "hay sizin gazeteciliğiniz..." dedirtti!
Medya Mahallemizin Değerli ve Güzel İnsanları!

Günlerdir neden yazmadığımı soran, merak eden, bu işin içerisinde bir bit yeniği bulunduğunu düşünenler oldu.

Lafı uzatmadan diyeyim, psikolojim bitti!

Ne yazacak halim, ne de moralim var!

2016’ya veda ederken neredeyse her üç beş günde bir sosyal medyada paylaşılan mesajda yazdığı gibi; “Acıdan başka paylaşacak bir şeyin kalmadığı” günler beni bitirmiş durumda!

Hafta sonu 50 yıl kadar önce “Benimle yaşlansana, kitap okurum, çay demlerim sana” diyen hanımımla ver elini Adapazarı, gezdik tozduk.

Onun en çok sevdiği Kuzuluk’ta kaşarlı mantar sote eşliğinde köfteleri lüplerken her şey iyi güzeldi.

Dönüş yolunda bir mola sırasında yıkıldık, kahrolduk, yüreğimiz kavruldu.

Vatanımızın güzide güvenlik güçlerine teröristler kalleşçe saldırmış, Beşiktaş yas evine dönmüştü.

Birbirimizi kandırmanın, incitmenin âlemi yok. Doğrusunu deyiverelim, memleketimizde kaygılandıran şeyler oluyor.

Ancak umutsuzluğa düşmeyelim!

Küresel güç savaşı verenler, sözde uygar dünyanın gözü dönmüşleri Türkiye üzerinde, özellikle de bölgemizde alçak operasyonlar gerçekleştiriyor.

Onlara uşaklık eden vatan hainlerini unutmadan okuyun bu satırları lütfen!

Aralarında gazeteci kılıklılar da var!

Terör örgütü PKK’nın fiili destekçisi HDP’ye güzellemeler sıralayan kalem erbabına ve televizyonlara çıkartılan çoğu sözde fikir insanına da şunu diyeyim:

“O çok sevip allayıp pullayıp, hatta saz çaldırtıp “güzel çocuklar” diye pazarladığınız Selahattin Demirtaş ve arkadaşları var ya. İşte o terör seviciler, ekmeğini yedikleri, pasaportunu taşıdıkları ve Meclis’inde her türden hakka sahip oldukları bu ülkeye kan kusturmak için ellerinden dillerinden geleni yaptılar, dediler. Polisimize, askerimize el kaldırıp tehdit ettiler. Onun bunun köpeği teröristlerin cenazelerini omuzladılar, taziye çadırları kurdular. O HDP ki, kamuoyundan en büyük desteği aldıkları dönemlerde bile, bu vatana ihanet edenlere, kan dökenlere tek bir laf dahi etmediler, edemediler. Yani ey Ahmet Hakan, ey Sevilay Yükselir, ey Şirin Payzın, ey Banu Güven, ey Celal Başlangıç, ey Oral Çalışlar, ey Hasan Cemal, ey Levent Gültekin ve ey diğer HDP seviciler! Terör örgütü ve onların siyasetçi görünümlü işbirlikçileri sizi de kullandılar ve sattılar. Kabul edin bu gerçeği.”

* * *

Beşiktaş’taki alçak saldırılar sonrası, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde şehit polislerimiz için düzenlenen cenaze töreninde konuşan İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ı gözlerim nemli dinledim. Çalışkan beyefendinin dediğini ben de tekrar ediyorum;

"Ciğerimizi yakan bu saldırıya rağmen dimdik ayakta duracağız. Sizler kimlerin köpeğisiniz onu söyleyin."

* * *

Sevgili Dostlar;

Alçakların canlarımızı şehit ettiği hain saldırının ertesi günü yayımlanan gazetelere göz attım.

Hepsinin birinci sayfaları rezalet ötesiydi!

Havuz medyası başta olmak üzere neredeyse tüm yazılı basın vahşeti görmemek, gizlemek, küçük bir şeymiş gibi göstermek için adeta söz birliği etmişlerdi!

Türk basını bir kez daha “hay sizin gazeteciliğiniz…” dedirtti!

Yazıklar olsun!



Gazetelerin niye satmadığını, itibarının neden sıfır olduğunu artık bilmeyen kalmadı!

Çoğu gazete görünümlü kağıt yumakları ya operasyon gazeteciliği yapıyor, ya da oto-sansür ile sansür arasında bocalayıp duruyor.

Sevgili Dostlar;

Kimseye haksızlık etmemek için kılı kırk yarıyorum.

Allah’tan arşiv var!

Operasyon gazeteciliği dememe kimse kızmasın.

Güneş balçıkla sıvanmıyor!

Alın size yakın tarihten bir örnek.

Bayi satışı üç-beş bini geçmeyen, ama raporlarda 100 binin üzerinde falan sattığını iddia eden gazetelerden biri olan Star’da, CHP'nin ‘paralel' yapıya para aktardığı iddia edilmişti.

Nuh Albayrak’ın yönettiği Star, CHP'li Umut Oran ile FETÖ’nün elebaşlarından olan vatan haini Emre Uslu adlı gazeteci bozuntusu arasında sosyal medya üzerinden yapılan hayali konuşmaları kanıt olarak göstermiş, CHP'nin paralel yapıya para aktardığını iddia etmişti. Ancak bu twitter yazışmalarının sahte olduğu mahkeme kararıyla kesinleşmişti. Sahte yazışmalar üzerinden Star gazetesinin attığı manşet de mahkemelik olmuştu.

Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde CHP “Havuz medyası yine siyasi iktidara bağlı kumpas merkezleri ile ortak bir çalışma ile iftira içerikli olduğu bu sahte haberi üreterek servise koymuştur” savunmasını yapmıştı.

Haberdeki diğer bir iddia da paralel yapının İsrail ve ABD'den aldığı paraları seçim harcamaları için CHP'ye gönderdiği olmuştu.

Haberde CHP'nin paralel yapıya para aktarma trafiğini de yönetenin eski Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran olduğu iddia edilmişti.



Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tüm bu iddiaları asılsız buldu ve CHP'ye yasal faizi ile birlikte 10 bin TL'lik manevi tazminatın ödenmesine karar vermişti.

* * *

Medya Mahallemizin Güzel İnsanları;

Hangi siyasi yapıya sempati duyarsanız duyun, destek verirseniz verin.

Kimse buna itiraz edemez.

Karnenizi veren okurlarınızdır, izleyicilerinizdir.

Ancak şunu unutmamalısınız ki, klavye nişancılığı ve sözcülüğü yaparken, gazeteci kisvesi altında iftira etmeyin, haysiyet cellatlığından uzak durun.

Karalamalar, atılan çamurlar, iftiralar günümüz imkanları, yani internet sayesinde unutulmaz. Gün gelir yüzünüze çarpılır!

Utanma ve vicdan önemli!

Gerçekler er ya da geç ortaya çıkıyor.

Attığınız iftiraları birgün size de atabileceklerini unutmayın!

* * *

Bir çift söz de, şehitler üzerinden PR peşinde koşanlara.

Polisle sarmaş dolaş olup bunun fotoğrafını çektiren, sonra da sosyal medyaya yükleyen ekran tiplerinden rahatsızım.

İşinizi yapın efendiler.

Şehit cenazelerinde boy gösterip, içi boş konuşmalar yapıp insanların zamanını çalmayın. İnsanların acıları ve vicdanlarıyla oynayıp, üzüntülerinden faydalanmayın.

* * *

Sevgili Dostlar, bugün kısa kesiyorum.

Ama yarına anlatacak, yazacak ve sorgulayacak çok şey biriktiğini de söylemeliyim.

Keskin Kalemsiz gün geçer mi?

KESKİN KALEM