TRT'nin dijital platformu Netflix’e rakip olabilir mi?

TRT’nin uluslararası bir dijital platform kurması zor değil, halihazırda elinde ulusal bir dijital platform var zaten...

TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, Stratcom Youth: Uluslararası Genç İletişimciler Forumu’nda yaptığı konuşmada, TRT’nin 2023 yılında Netflix'e alternatif uluslararası bir dijital platform inşa edeceğini, gençlik platformu kuracağını ve filmlerle oyunlara yatırım yapmaya devam edeceğini söyledi.

Platform meselesini en çok konu eden medya eleştirmeni olarak yazayım; TRT’nin uluslararası bir dijital platform kurması zor değil, halihazırda elinde ulusal bir dijital platform var zaten, adı da TRT İzle…

TRT İzle’yi, telefona-tablete-TV’ye yükleyebiliyorsunuz, düzgün çalışıyor. Arşiv kısmı benim gözdem, mesela ilk Türk bilim kurgu dizisi olan Kavanozdaki Adam’ı burada izleyebilirsiniz.

TRT kurumu bunun bir benzerini uluslararası ölçekte yapabilir, abone sistemine geçebilir, platformuna özel içerikler oluşturabilir. Niyet sanırım o yönde ve aklı-bütçesi olan tüm kanalların yapması gereken de bu çünkü şimdi size şaka gibi gelse de 5 yıl sonra çanak antenden TV izlemek diye bir şey kalmayacak.

Peki, TRT’nin kurduğu dijital platform, Netflix’e rakip olabilir mi?

Burada bir yanlış anlama var ama kurumun başındaki insandan kaynaklanmıyor. Müdür “alternatif” demiş ama basın onun yerine “rakip” kelimesini kullanmayı tercih ediyor. Sosyal medyada da bunun üzerinden gelişen bir eleştirme-alay geçme durumu var.

Dalgasını geçmek değil gerçeğini bilmek isterseniz okuyun lütfen. Netflix, bu işin icatçısı, bu denizlerde yüzen en büyük balina ama saltanatı sonsuz değil. Şirket, film kiralama geleneğini uç noktaya taşıdı ama filmcilikten anlamadığı için tahtını kaybedebilir.

Bunu kim yapabilir derseniz, şu an en güçlü aday Disney’in platformu gibi görünüyor. Disney, stüdyo olarak Netflix’ten kat be kat büyük ve elinde inanılmaz markalar var. Kendisinin devasa bir arşivi var zaten ama bunun yanında Lucas Film’e (yani Star Wars sinematik evrenine), Pixar animasyon stüdyosuna, Marvel’a, 20th Century’e (Fox’u gitti), Searchlight’a sahip.

Bunun anlamı şu, birkaç yıl içinde Netflix’in elinde kala kala kendi markaları kalacak. Yıldız Savaşları’nı, Örümcek Adam’ı, Thor’u ya da yeni Avengers maceralarını izlemek isteyenlerin platformu Disney. Rekabetçi bir fiyatlandırması var ve lokalde de bütçeli işler üretiyor. Bir diğer dişli rakip de Warner’ın platformu HBO Max. HBO’nun tek dizisi Netflix’in çıkardığı 10 diziyi tokatlayabiliyor. Game of Thrones evreninden doğan yeni dizi Eylül’de yayınlanıyor. Bu marka bile HBO’yu yürütmeye yeter. Netflix, stüdyolara blöf yapıyor ama stüdyoların elindeki kartlar daha iyi.

Uluslararası ölçekte Netflix’in rakibi Disney+, HBO Max, Amazon Prime Video, ileride belki Apple+… Diğer tüm platformlar bu balinalara alternatif ve alternatifler iyidir. TRT’nin dijital platformu da bunlardan biri olacak.

Üretecekleri içerikleri merak ediyorum bakalım nasıl olacak ama bu konuda da halihazırda Kanal D’nin, Dramax adında başarısız bir girişimi var. Eldeki içeriklere altyazı-dublaj yaptırıp platformla olacak iş değil, derslerini iyi çalışşınlar.

Olacak O Kadar’ın mirası Güldür Güldür’e geçiyor

Az kaldı, Olacak O Kadar’ın mirası, Show TV’de yayınlanan Güldür Güldür Şov’a geçiyordu ama havada uçan sineği tutup bir kanadını kopardılar. Daha önce de birkaç kez siyasi skeçler yayınlamış program bizzat yayınlandığı kanal tarafından sansürlendi. Fragmanı izledik ama skeci izleyemedik, eğer Youtube’a falan koymazlarsa ileride bir şehir efsanesi olarak anılacak.

Bakın, ulusal kanallarda 30 adet dizi var ve hiçbiri komedi dizisi değil. Dijital platformlardaki işleri saymazsak ulusal kanallardaki tek güldüren iş Güldür Güldür Şov. Yıllardır büyük bir ustalıkla bu işi yapıyorlar, ben de severek izliyorum. Pandemiden önce canlı da izledim.

Müsaade etseler Güldür Güldür Şov evrimini sürdürecek ve daha hicivli bir forma kavuşacak ama devir o devir değil. Rahmetli Levent Kırca hayatta olsa o da Olacak O Kadar’ı yapacak kanal bulamazdı. Güldür Güldür elinden gelenin en iyisini yapıyor. Hepsinin eline koluna sağlık.

Olacak O Kadar’ı herkes bilir ama kaç kişi ilk sezonunun bir devlet kurumu olan TRT’de yayınlandığını hatırlar? Devlet televizyonunda siyasi mizah yapılabilen zamanlardan özel televizyonda bile yapılanamayan zamanlara… Oysa ne çok sevinmiştik, özel TV’ler hayatımıza girdiğinde. İlk birkaç yıl özgürdüler de ama işte gelinen nokta.

Nagehan Alçı neden bu kadar öfkeli?

O fotoğrafın üç kaybedeni var. Biri Ekrem İmamoğlu… Karadeniz gezisinin bütün kazancı uçtu gitti. Önce atar yaptı sonra özür diledi ama insanların beynine o küçük kurtçuğu soktu bir kere…

İkinci kaybeden Murat Ongun, hem o fotoğrafı çektirip paylaşarak hem de sonrasında yaptığı açıklamalarla yangına benzin döken itfaiyeci gibiydi ama gezinin üçüncü ve en büyük kaybedeni Nagehan Alçı.

Nagehan Alçı’nın yeni düzende kendine baş köşede yer bulma çabası fiyaskoyla sonuçlandı. “Değiş Tonton” deyip değişemeyeceğini, insanların bunu yutmayacağını anladı. İnternetteki devasa arşiv toplumsal hafızayı diri tutuyor. Her devrin insanlarının işi zora girdi.

Olası bir iktidar değişikliği artık Nagehan Alçı’nın en korktuğu şey olacak ama bu fotoğraftan sonra iktidara bordalama çabası da sakatlandı. İşte bu açığa düşme hali onu öfkelendiriyor. Son yazısındaki kızgın ve üstenci ton duygularını açık ediyor. Yine hali bizden iyi olur ama onun için zor günler…

Fakat kendisiyle en fazla bu kadar empati yapabilirim. Yıllar boyunca ne ektiyse onu biçiyor. Tanrı dürüst ve vatanperver gazetecilerin yolunu açık etsin.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com