TRT senaristleri hayal aleminde yaşıyor!

Merakla beklediğim ve ilk bölümüne epey olumlu bir eleştiri yazısı yayınladığım Bir Zamanlar Kıbrıs’ın da senaristleri uçmaya başladı.

İzlediğiniz bir filmin/dizinin başında “gerçek olaylara dayanmaktadır” yazıyorsa, izleyeceklerinizin en fazla %30’u gerçeklerdir. Yaşananlar ne kadar geriye gidiyorsa bu oran o kadar düşer. Gerisi senaristin dramayı arttırmak için kattığı kabartıcılardan, kıvam arttırıcılardan ibarettir ancak ulusal konuları içeren yakın tarih senaryolarındaki uydurukçuluk, dönemi yaşayanlar hayatta olduğu için kolaylıkla sorgulanır ve yapıma zarar verir.

Merakla beklediğim ve ilk bölümüne epey olumlu bir eleştiri yazısı yayınladığım Bir Zamanlar Kıbrıs’ın da senaristleri uçmaya başladı. Her hafta 2,5 saat dizi çekmek zor iş, hikâyeyi köpürtmek gerekiyor ancak bu onlara saçmalama özgürlüğü vermiyor.

Bir Zamanlar Kıbrıs’ta yayınlanan bir sahnede EOKA lideri Nikos Sampson, Kıbrıs Türklerinin kurtuluş mücadelesinde ikon isim olan, KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın başına silah dayıyor!

Hadi be oradan! Nerenizden uyduruyorsunuz böyle şeyleri?

Hangi niyetle bu sahne yazıldı bilmiyorum ama sette kimsenin aklına da “biz ne çekiyoruz böyle” demek gelmemiş. Alt metin olayına girmeye gerek yok, böyle bir şeyi izlediğim anda tepki veririm.

Seyirci de aynı şekilde tepki verdi, merakla beklenen dizi, yuhalanan diziye dönüştü. Özellikle Kıbrıs Türkleri diziye çok tepkili. İlk olarak 26 bölüm planlanan, reyting başarısı sebebiyle de 52 bölüm çekilmesi düşünülen dizinin tepkiler sebebiyle 13. bölümde final yapacağı söyleniyor.

Bu şimdilik bir iddia ama Kıbrıs’ta dizinin bitmesini isteyen çok fazla insan var. Tepkilerini dile getirmekten de çekinmiyorlar. Bahsettiğim sahnenin yayınlanmasının ertesinde, Denktaş'ın eski danışmanı Sabahattin İsmail, sosyal medyada şunları yazdı:

"Geri zekalı mısınız? Sampson kim ki Denktaş'ın kafasına silah dayayacak. Utanmadan bir de 'Gerçek bir varoluş hikayesi' diyorsunuz! Devlet galası bu saçmalıklar için miydi? Bu dizi varoluş mücadelemizi değil, insanları arkadan vuran sivilleri katleden eli kanlı katil Sampson'u aklama ve kahraman yapmak için mi yapıldı? Korkak katil bir yığın yalanla davası için korkmadan mücadele eden liderimiz Denktaş'ı silahla kaçıran bir kahraman olarak gösteriliyor."

Dizinin senaristlerini anlamaya çalışıyorum, düşmanı olduğundan bile daha vahşi ve tehditkâr göstererek çatışma duygusunu güçlendirmeye çalışıyorlar ama buna gerek yok çünkü bir zamanlar Kıbrıs’ta yaşananlar aynı adlı diziyi izletmek için yeterince sebep içeriyor. Haddinden fazla kabartma tozu eklerseniz kıvamı kaçar tepki alırsınız.

TRT senaristleri hayal dünyasında yaşıyor, neden yaptıklarını ayrıca yazmak gerek ama Abdülhamid’e İngiliz elçisi tokatlattırıp Denktaş’ın başına silah dayayan onların uçukluğu… Daha işin içine Ecevit girecek, o zaman nasıl saçmalayacaklar diye merak etmiyor değilim.

TRT özenli prodüksiyonlar gerçekleştiriyor, güçlü kadrolar kuruyor ama birkaç bölüm sonra algı kasmaya başlıyor ve işin tadı fena kaçıyor. Kıbrıs meselesine yabancı olanlara tavsiyem, bunu TRT dizilerinden öğrenmek yerine Mehmet Ali Birand’ın 1999 yılında çektiği “Kıbrıs'ın 50 Yılı” adlı müthiş 32. Gün belgeselini izleyin: https://youtu.be/V2XwO9KUznA

Son söz; Kıbrıs’ın, Kıbrıs Türklerinin hikayesini herkesin bilmesi gerekiyor ama kahramanları aciz gösterip kötüleri kahramanlaştıracaksanız, çekmeyin daha iyi!

Murat Tolga Şen