TRT Atatürk dizisi çekti: Ya İstiklal Ya Ölüm

Dizi, tarihçilerin bile üzerinde hemfikir olmadığı bazı şeyleri gerçek gibi sunuyor. Özellikle Vahdettin ve Atatürk arasındaki ilişki.

Dün akşam, Corona virüsünün yayılımını durdurmak için alınan yeni tedbirler açıklanırken TRT’nin 6 bölümlük mini dizisi Ya İstiklal Ya Ölüm’ün ilk bölümü de yayınlandı. Dizi, 16 mart 1920 ile 23 nisan 1920 arasındaki 6 haftalık milli mücadele kesitini yine 6 haftada anlatacak.

Seküler izleyici TRT’den, bir Mustafa Kemal Atatürk dizisi geldiği için şaşkın. Diziyi birkaç arkadaşımla izledim, onlar da benzer tepkiler verip takdir etmeyi de ihmal etmediler. Ben de beğendim ama senaryonun içine atılan kimi ideolojik kıtırları da görmezden gelemedim.

TRT daha doğrusu eski TRT böyle diziler yapardı. Ateşten Günler, Küçük Ağa, Kurtuluş... Kurumun yeniden bu tür yapımlara yönelmesi fevkalade olumlu ancak yapımı eleştirmekten de geri durmayacağım.

Dizinin ilk yarım saati haraketli ve bu yüzden de izlemesi keyifliydi ancak bölümün geneli için aynı şeyi yazamam. Bazı anlarda çok sıkıcılaşıyor ve didaktik bir öğreticiliğe düşüyor. Kurtuluş dizisi bunu dinamik kurgusu ile aşıyordu. Anlatılacak şey çok, dizi süreleri kısaydı ama şimdi tam tersi.

Atatürk’ü canlandıran İlker Kızmaz’ı makyaja boğmuşlar. Tamam benzemiş ama doğal durmuyor, hele de başka oyuncularla karşılıklı oynarken. Televizyon yüzünden midir bilmiyorum ama sarılık geçirmiş gibi tuhaf bir ten rengi vardı. Oyununu da çok sevemedim.  Yine Kurtuluş diyeceğim ama Rutkay Aziz’i saygıyla anarak izledim. Ömrü uzun olsun.

Dizi bazı anlarda bir müsamereye dönüşüyor, özellikle de İngiliz subaylarla olan sekanslarda. O korkunç İngilizce için de kim özür dileyecek bilmiyorum. Bu roller için Türk İşi Dondurma’da olduğu gibi gerçekten İngiliz oyuncular bulunamaz mıydı?

Halide Edip’i oynayan Dolunay Soysert dizinin en abartılı performansını veriyor ki kendisi bir sürü dönem filmi-dizisinde oynamış yetenekli bir oyuncu, çok daha fazlasını beklerdim.

Dizi, tarihçilerin bile üzerinde hemfikir olmadığı bazı şeyleri gerçek gibi sunuyor. Özellikle Vahdettin ve Atatürk arasındaki ilişki. Senaryonun “bak biz Atatürk’ü yüceltiyoruz ama Vahdettin’i aklamamıza da müsade et” der gibi bir hali var. Sanırım ihale Damat Ferit’e kalacak.

Yukarıda, “dizi bazen müsamereye dönüşüyor” yazmıştım. Bunda şu takma olduğu çok belli olan bıyıkların da etkisi var. Yıl olmuş 2020 hala bunlarla uğraşıyoruz. Bu bıyık-sakal hadisesi Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman’da güzelce çözülmüştü ama Kurtuluş savaşı film ve dizilerinin başağrısı olmaya devam ediyor.

Bölüm boyunca sürekli, Atatürk bu işleri bir başına yapmadı duygusu aşılandı. Biz de biliyoruz bunu ve o yüzden her milli bayramda “Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları” diyerek anıyoruz. O notaya kasten basmaya gerek yok.

Yazının sonunda yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim; bu çok gerekli bir yapımdı ve tam da 100. yılında çekilmesi isabet olmuş. Her yaştan izleyiciyi ekrana çekmesi gereken bir iş, 6 bölümlük bir proje olduğundan reytingin umursanmadığı ortada ancak izlenme rakamları da fena değil. TRT yıllar sonra kendisinden beklenen sorumlu yayıncılığa uygun bir yapımla karşımıza çıkıyor. Böyle devam...

Murat Tolga Şen  - murattolga@gmail.com