Sonunda bu da oldu! Cinnet kuşağı can aldı!

Medyaradar'ın usta sinema-tv yazarı Murat Tolga Şen, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Gazetede 3. Sayfa haberi ama televizyon yüzünden manşetten; Bugün saat 12.00 sıralarında Durak Mahallesi, Hoca Tahir Efendi Sokakta bulunan Orkun Apartmanında 3. katta ikamet eden S. K. (32) evinde kendini asarak intihar etti.

Bu genci intihara sürükleyen süreç yaklaşık bir ay önce eşinin G. isimli bir adamla kaçmasıyla başladı. Önce eşinin başına bir şey geldiğinden şüphelenip aramaya başlayan ve eşinin bir başka adamla kaçtığını öğrenmesi üzerine; 6 Aralık'ta ATV' de yayınlanan “Müge Anlı ile Tatlı Sert" programına çıkarak burada eşine dönmesi için çağrıda bulundu. Olumlu yanıt alamayınca da bunalıma girdi ve bugün kendini asarak yaşamına son verdi.

Peki, bu dram televizyonda milyonların önünde yaşanmasaydı böyle bir trajedi yaşanır mıydı yoksa acılar sarılıp yaşama devam mı edilirdi? Şunu da sorayım; yetiştirme yurdunda sevgisiz büyümüş bu yüzden de karşısına çıkan ilk insanı hayatının merkezi yapmış bu kişiye programdan sonra psikolojik destek verildi mi?

Yoksa, “biz aldık programa çıkardık, çağrısını duyurduk, gerisi bizi ilgilendirmez” mi deniyor?

Müge Anlı bu sabah yayınlanan programda, Anlı, “Dün biz onu stüdyolarımıza bekliyorduk. Çocuğunu çok seviyordu. Biz ona psikolojik destek alması gerektiği söyledik ama o istemedi, çok üzgünüz. Polis soruşturması hala devam ediyor” dedi.

Psikolojik destek alsan iyi olur deyip salmışlar adamı, yetmemiş reyting kokusunu alan başka bir programcı daha atlamış olaya.

Hangi ara televizyona çıkıp intihar eder hale geldik?

Hani, bir zamanlar uyduruk evlilik programları vardı. Ajanslardan kiralanmış oyuncuların gelin adaylarını oynayarak Anadolu’dan gelen saf taliplerini reddetmesiyle seyircide katharsis (arınma duygusu) yaratan ucube yapımlar. O izdivaç programlarını Ankara pavyonlarına benzetirdim. Güya eş arayan o kızlar konsomatris gibi gönülden gönüle geziyorlardı. O saçmalık RTÜK eliyle sonlandı ve tam Türkiye’ye yakışacak şekilde daha büyük bir saçmalığa evirildi. Gündüz kuşağı gözümüzün önünde katran karası bir cinnet kuşağına dönüştü.

Ben bu yazıyı yazarken ATV’de Müge Anlı’nın programı yayınlanmakta. Kızı evden kaçan bir ailenin dramını izliyoruz. Bağırışlar çağırışlar sabah sabah salonu dolduran sefalet öyküleri.

Halbuki daha bir hafta önce bu programa katılan 32 yaşında biri bu sabah kendini astı. Programda eşinin karşı sokaktaki pideciye kaçtığını öğrenen, bu durumu kabullenemeyip tepki veren ve tepkisi hiç kesilmeden hatta kurgu-kamera numaralarıyla bir gerçek yaşam pornosu kıvamına getirilerek milyonlara izletilen o adam öldü. Pideciye kaçan ve canlı yayında aşağılamayı da ihmal etmeyen karısı, bunu milyonlara ulaştıran Müge Anlı, adamın kahrolma videosunu izleyip dalga geçercesine yorum yapan sosyal medya zavallıları.

Hepimiz bu cinayetten sorumluyuz!

Diyebilirsiniz ki, “çıkmasaydı o programa, rezil etmeseydi kendisini”. Haklısınız ama o kadar kolay değil. Bu tür hikayelerin kahramanlarının sırtına kene gibi yapışan programcıların (ve çalışanlarının) ne numaralar çevirdiklerini bir bilseniz.

Bu cinnet programlarını yapanlara sorduğunuzda hemen, “biz halkın sorunlarına ayna tutuyoruz, çözüm arıyoruz” derler.

Oysa kimsenin bir şeye çözüm aradığı yok. Televizyonu döndüren şey reklam, reklamın karşılığı para! Herkes bu işi sadece para için yapıyor. Şan-şöhret vardı eskiden o da bitti. Kimin ne kadar rezillik çıkardığının bile önemi kalmadı. Daha çok reyting daha çok reklam daha çok para!

Tekrar ve bu kez büyük bir öfkeyle yazıyorum; Gündüz yayınlanan cinnet programlarını izlemeyin, bu programların tek amacı çaresiz ve cahil insanları ekrana çıkarıp onların acılarından reyting sağmak. Bunu yaparken sözde uzmanların ağzından muhafazakâr bir ahlak anlayışını pompalamaktan da geri durmuyorlar.

Demem o ki; bu programlar izlendiği sürece acılar azalmayacak aksine çoğalacak ve sonunda bugün yaşanan tekrar yaşanacak. Acıyı, alayı ve aşağılanmayı kaldıramayan biri canına kıyacak.

Cinayete ortak olmak istemiyorsanız, cinnet kuşağından uzak durun!

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com