Sinemacıların en korkunç rüyası gerçekleşiyor

Hayat ne tuhaf; eskiden “bilet fiyatları pahalı” diye yazıyordum ama yaşananlar beni “bu bilet fiyatlarıyla salonlar batar” noktasına getirdi.

1Temmuz’da, sinemaların yeniden açılacağı ve bilet satarak film göstereceği tarih ama bu kez 300 kişilik bir salonun en fazla 150 koltuğuna bilet kesilebilecek. Salon tamamen dolu dendiğinde aslında salonun yarısı kadar izleyici olacak. Ortalık sıcaktan cayır cayır yanarken kliması çalışmayan bir salonda ağzınızda maske ile oturacaksınız ve büfe satışı yapılmayacak. Ayrıca her seanstan önce alınması gereken dezenfeksiyon önlemleri var ve bu da salon için ek maliyet demek.

Hayat ne tuhaf; eskiden “bilet fiyatları pahalı” diye yazıyordum ama yaşananlar beni “bu bilet fiyatlarıyla salonlar batar” noktasına getirdi. Evet, batar çünkü bir salonun en büyük gelir kalemi büfedir. Büfe satışı yokken, en iyi çalışan filmde bile salonun yarısını doluyken bu iş nasıl olacak bilmiyorum. Bilet fiyatları zaten seyircinin ödeyebileceği limite dayanmış durumda... Covid-19 korkusu olmasa bile Temmuz sıcağında kim kapalı bir ortamda 2 saat film izlemeyi tercih eder onu da bilmiyorum. Christopher Nolan’ın Tenet filmi dışında aman aman beklediğimiz bir yapım yok. “Virüs bana bir şey yapmaz” diyen umursamaz tayfayı salona çekecek bir Recep İvedik macerası falan da ufukta görünmüyor.

Bu şartlar altında en iyisi, SİSAY (sinema salonu yatırımcıları derneği) başkanı İrfan Demirkol’un da dediği gibi salonları Eylül ayına kadar kapalı tutmaktır. İrfan Demirkol yıllardır bu işi yapan, nasıl ve ne şartlar altında olacağını bilen, salonculuktan öte Ankara’da bir film festivali düzenleyerek sinemanın sanatını mühim kılanlardan biri. Böyle biri bile salonları hemen açın demek yerine, "Salonların temmuzda açılmasının çok erken olacağını, yeterli içeriğin olmadığını, gerekli tedbirlerin alınamayacağını, eylülde ısınma hareketleriyle, az seanslarla başlayıp asıl 1 Ekim'de açılmasını uygun buluyoruz" diyorsa bu uyarıyı seyirci olarak ciddiye almakta yarar var. Virüs insan yapımı kanunları kolayca aşabiliyor ama bir meslek erbabının uyarıları kulağıma daha çok giriyor.

Benim tutumumu merak ediyorsanız, tıpkı İrfan ağabeyin dediği gibi düşünüyorum. Ekim’den, Kasım’dan önce beni kimse salona sokamaz. Vaka sayılarında ciddi artış var, bu karar yeniden gözden geçirilmeli. Sinemayı seviyorum ama canımdan daha çok değer verdiğim bir yapım yok ve o sıcakta maskeyle salonda oturamam. Açık hava sineması falan belki ama AVM salonlarına asla!