Gündem
11 Kas 2016 10:18 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 21:39

Silivri Cezaevi'ndeki 9 'Cumhuriyet'çiden mesaj var: Bu torba patladı, patlayacak!

CHP’li milletvekilleri Şafak Pavey, Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağbaba ve Nurettin Demir, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan 9 Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticisini ziyaret etti.

Google Haberlere Abone ol
Pavey ve Tanrukulu, ziyaret sonrası Cumhuriyet gazetesine gelerek tutuklu yazar ve yöneticilerin mesajlarını paylaştı. Gazetenin karikatüristi Musa Kart, "Daha önceden dalgalanmış bir torbaya ne kadar muhalif varsa atıldı. İnanıyorum ki bu torba dikiş tutmayacak, patladı, patlayacaktır" dedi.

Cumhuriyet'te yer alan habere göre, CHP’li milletvekilleri Şafak Pavey, Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağbaba ve Nurettin Demir, 6 gündür Silivri 9 No'lu Cezaevi'nde tutuklu bulunan Murat Sabuncu, Musa Kart, Güray Öz, Bülent Utku, M. Kemal Güngör, Hakan Kara, Turhan Günay, Kadri Gürsel ve Önder Çelik'i ziyaret etti. Destek için herkese teşekkür eden yazar ve yöneticiler sadece gazetecilik yaptıklarını belirtti.

İşte yazar ve yöneticilerin mesajları:

Murat Sabuncu:
Gazetecilik yaptık, başımız dik. Cezaevlerinde 200'ü aşkın gazeteci, Necmiye Alpay, Aslı Erdoğan gibi yazarlar ve HDP'li vekiller varken sadece kendim, kendimiz için özgürlük istemiyorum. Tüm düşünce ve fiili suçlularının barışçıl ve demokrat bir ülke için en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmasını diliyorum.



Kadri Gürsel: Cumhuriyet'i yok etmeyi amaçlayan siyasi bir operasyonun sonucunda akıl, mantık ve hukuken hiçbir alakası bulunmayan gülünç suçlamalarla Silivri Cezaevi'ne konulduk. Alnımız ak, başımız dik. İyiyiz. Sivil toplum ve okurlarımızın desteği artarak sürdüğü müddetçe daha da iyi olacağız. Cumhuriyet'i hep birlikte yaşatacağız. Gazetecilik yapmaya devam edeceğiz



Musa Kart: Her voltaya çıkışımda Silivri’nin tüm kargaları üşüşüyor başıma. Hakkımızda açılan davayı anlatıyorum. Onlar gülüyor, ben gülüyorum. Daha önceden dalgalanmış bir torbaya ne kadar muhalif varsa atıldı. İnanıyorum ki bu torba dikiş tutmayacak, patladı, patlayacaktır.



Turhan Günay: "Bu duruma kargalar bile gülmez" Pavey ve Tanrıkulu, Günay'ın iletişim yayınlarının klasiklerinin cezaevi kütüphanesine sokulmasını istediğini belirtti. Pavey, "Cumhuriyet adına bir bağış yapılabilir, dilekçe gönderildikten sonra tam takibini yapacağız, bakanlık nezninde. Bu kitap sıkıntısı OHAL'in belli olmayan kuralları içinde çok daha sıkıntılı" dedi. SezginTanırkulu ise Turhan Günay'a sorulan 31 soru varmış, her seferinde 'ben vakıf yöneticisi değilim' demiş. Bu şekilde 31 kez sorulmuş" dedi.

Mustafa Kemal Güngör ve Bülent Utku: Bu bir Cumhuriyet'i bitirmeye yönelik operasyondur. Cumhuriyet'e yönelik siyasi bir operasyondur. Hiç şüphesiz bunun hiçbir hukuki ve yasal tarafı yoktur. Biz kötü bir şey yapmadık. Cumhuriyet ilkelerine ve yayım politikasına uygun davranmaya özen gösterdik. Başımız diktir. Cumhuriyet'e verilen destekten çok mutluyuz. Demokrasi nöbeti için de tekrar ediyoruz. Bu demokrasi nöbeti de bizim için sevinç kaynağıdır. CHP'nin desteği sevindiricidir. Onur ve gurur vericidir. CHP'nin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bıçak sırtında yürüdüğümüz günlerden geçiyoruz. Cumhuriyet'e ve çalışanlarına baskı ve yıldırma ve gerekse HPD'li vekillere yapılanlar Türkiye'yi karanlığa götürmektedir. Umarım demokrasi güçleri bu karanlık güçlere karşı hep birlikte Türkiye'yi güzel günlere taşıyacağız. Özel talebimiz yoktur kendimiz için. Bizim için burada olanlar için sadece kendimiz için değil özgürlük talep ediyoruz. Tüm demokrasi güçlerine selam olsun.

Önder Çelik: Çok net ve dik duruyoruz. Hiç merak etmeyin. Büyük destek için yürekten teşekkür ediyoruz. Haklılığımıza her şeyden çok inanıyoruz. Hukukun işlediği zamanları da göreceğiz. Bütün arkadaşlarımızla aynı dirençle, haklılığımızı biliyoruz.

Hakan Kara: İçeride her ne kadar dijital ortamla buluşma imkanımız olmasa da dijital düşünmeye ve betonun içinde olsak da çevre haklarıyla ilgiliyim. Nükleer santral değil, güneş ve rüzgar enerjisi.

Güray Öz: Biz bu yaşa gelmiş insanlarız. Biz seçtiğimiz, okumayı planladığımız kitapları okumak istiyoruz. Kütüphanenin nasıl oluşturulduğu belli. Ekseni belli, yönü belli. Bizim seçtiğimiz kitapların getirilmesi lazım. Bu en insanı, vicdani talebimizdir.