Setlerde herkes tedirgin... Dizi oyuncuları aşılanmalı mı?

Birkaç kez yazı konusu ettim, Türkiye durdu ama dizi setleri durmuyor. Sinema yok, tiyatro yok, oyunculuk artık televizyona ya da dijital platforma çekilen işlerde oynamaktan ibaret.

Dizilerde oynayanların bu durumdan çok memnun olduğunu, sahne bitince karavanlarına kapanıp aldıkları yüksek kaşeleri Köyden İndim Şehire filmindeki Himmet (Halit Akçatepe) gibi saydıklarını düşünmeyin.

Setler virüs kapmak için ideal ortamlar, Medyaradar’ın arama kısmına “koronavirüs set” yazın ve görün, neredeyse her sette virüs vakası var ama olur da dizi makinesinin çalışma şekline itiraz ederseniz çemberin dışında kalırsınız. O yüzden kimse kara koyun olmak istemez, sesini çıkarmaz. Koronavirüsten günde 350 kişinin öldüğü ülkede onlarca kişinin çalıştığı sete gider, saatlerce kalır işini yapar.

Şu an sette olan herkes tedirgin, herkes ara vermek istiyor ama ülke dikiş tutmuyor, giderek yükselen bir sivil itaatsizlik dalgası tuhaf genelgelerle geçiştirilmeye çalışılıyor, ekonomi berbat, insanlar temel ihtiyaç maddelerine ulaşmakta bile güçlük çekiyor. Hal böyleyken onları sakinleştirecek, hallerine şükrettirecek mamalar lazım.

Diziler de tam olarak bu işe yarıyor. O yüzden setler durmadı, duramaz. Şu an izlediklerimiz sezon finali yapar yapmaz bir sürü yaz dizisi izlemeye başlayacağız. Çünkü Bodrum’daki evinde emekliliğini yaşayan Necla abla evinin önünden denize giremez, Ukraynalı turistleri izlerken içi gider, onun da kafasını ekrana çevirmek lazım.

Ama her şeye rağmen sesini yükselten, kendini yakma pahasına tüm set çalışanları için çabalayanlar da var. Şu aralar Masumlar Apartmanı dizisinde izlediğimiz oyuncu Farah Zeynep Abdullah, dizi setlerinde çalışan emekçilerin aşılanması için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya çağrıda bulunarak, "Daha önce Oyuncular Sendikası 2 kez aşı için başvurmasına rağmen hiç bir cevap alınamadı, set emekçilerinin sağlığı için lütfen bir adım atılsın" dedi. Bakandan henüz bir cevap yok.

Bazıları bunu şımarık bir istek olarak görebilir ama değil, üstelik futbolcuları aşılarken oyuncuları aşılamamak da tuhaf ama bugünlerde tuhaf olmayan ne var ki?

Bana sorarsanız; bu dizilerin hiçbirine ihtiyacımız yok ancak bu sektörün paydos etmesine izin verilmiyorsa emekçileri aşılanmalı ve korunmalıdır. Sinema ve dizi sektörünün emekçileri kıymetli insanlardır.

Aşı bulunduktan aylar sonra kim aşılanmalı kim aşılanmamalı tartışması yapmak acı verici, hep ne kadar büyük bir ülke olduğumuz söyleniyor, koronavirüs pandemisi bunu anlamak için güzel bir fırsattı ama kaçtı.

Yayınlandığın Kanal Kaderindir!

Gülseren Budayıcıoğlu'nun Camdaki Kız kitabındaki bir hikayeden uyarlanan ve TV8 kanalında yayınlanan Doğduğun Ev Kaderindir dizisi ekran macerasını noktalayacak. Kötü dizi değildi  ama Kuruluş Osman ve Sadakatsiz gibi dizilerin yayınlandığı rekabetçi bir günde ekrana gelen dizi başrol oyuncusu İbrahim Çelikkol ayrılınca iyice kan kaybetti. Bir de üstüne aynı yapım firmasının çektiği başka Gülseren Budayıcıoğlu dizileri gelince, hele de içinden çekilip dizi yapıldığı Camdaki Kız’ın kendisi dizi olunca final yapmak kaçınılmaz oldu. Bu bir başarısızlık değil, çok iddialı işlerin bile 7-8 bölümde kalktığı bir dönemdeyiz ve Doğduğun Ev Kaderindir’in macerası 43 bölüm sürdü. Dizinin emekçileri para kazandı, seyirci doydu. Güzel bir final yakışır. Peki, Demet Özdemir’i bir yaz dizisinde patronuna aşık kız olarak izler miyiz? Sanmıyorum, bu dizi onun oyunculuğuna ve oyunculuğa bakış açısına çok şey kattı. Yeni ve farklı projeler kovalayacaktır. 

Ahmet Hakan ve gazetecilik…

Hürriyet’in tam sayfa yayınladığı israf haberine gelen tepkiler Ahmet Hakan’ı çileden çıkarmış, tepkisini "Öyle bir devirde gazetecilik yapıyoruz ki... Bin türlü niyet okuyuculuğun... Milyon türlü açık arayıcılığın... Zirilyon türlü önyargının... Cenderesine alınmış gibiyiz.” diye yazarak vermiş.

Neden sürekli böyle okuma fişi yazar gibi yazıyor bilmiyorum ama “öyle bir devirde gazetecilik yapıyoruz ki” kısmına takıldım. Devir bir tuhaf doğru ama dümeninde Ahmet Hakan’ın olduğu Hürriyet’in gazetecilik yaptığına ikna olmadım. Hürriyet artık bir gazete değil, gazete görünümündeki propaganda makinesidir. İsraf konulu haber yaptıklarında ise benim aklıma Hürriyet ve aynı rotadaki diğer gazeteleri çıkarmak için harcanan kağıt israfı aklıma geliyor!

MURAT TOLGA ŞEN