Setler durdu sistem çöktü...Koronavirüsten sonra televizyon neye benzeyecek?

Koronavirüsle olan dansımız daha uzun bir zaman devam edecek gibi görünüyor. Peki, biz ne izleyeceğiz?

Koronavirüs belasının dizi setlerini vuracağını, bu şartlar altında dizi çekmenin imkansızlaşacağını ilk yazanlardanım. Dediğim gibi de oldu; dizi çekenler başka gezegende yaşamıyor, onlar da panik içinde...

Kanalların stoksuz çalıştığını yazmıştım. Bu durumun etkileri görülmeye başladı. Çukur, Doğduğun Ev Kaderindir, Hizmetçiler ve Zümrüdüanka bu hafta yeni bölüm yayınlamadı. Savaşçı’nın kaderi belirsiz ama ya yayınlanmayacak ya da bir kolaj bölümle haftayı idare edecek.

Kanallar, gönüllü değil Koronavirüs yüzünden mecbur kaldıklarından, yeni çareler peşinde. Sırtlarını 180 dakikalık bir diziye yaslayarak yayıncılık yapamayacaklarını artık anladılar.   Ünlü oyuncular sete çıkmak istemiyor, yapımcının görünmez sopası bu kez işe yaramıyor ve  set durunca tüm sistem çöküyor.

Koronavirüsle olan dansımız daha uzun bir zaman devam edecek gibi görünüyor. Peki, biz ne izleyeceğiz? Değerli büyüğüm ve meslektaşım Sina Koloğlu sektörden isimlerle konuşmuş. Bir yönetmen, “Değişik içerikler üreteceğiz. Sektörü şu an yaşadığımız duruma uyumlu hale getireceğiz” diyormuş. Bir yapımcı da “panik olmadan süreci beklemek lazım” diye görüş vermiş.

Bunlar yuvarlak laflar, bana sorarsanız kimse ne yapacağını bilmiyor. Herkes, virüs bir an önce ülkeyi terk etsin de işimize bakalım derdinde ama öyle olmayacak. Kanalların dizi stoğu şimdiden tükendi. Star TV dün akşam prime time’da Sümela'nın Şifresi 3 adlı ucuz komedi filmini gösteriyordu. 2 hafta sonrasını tahmin edebiliyor musunuz?

Koronavirüsün vurduğu ulusal kanallarımız beklemek yerine bir acil eylem planı yapmalı. Onlar da kurmaylarıyla kafa yoruyorlardır ama yazacaklarım daha doğru bir sistem kurma konusunda yardımcı olabilir.

Koronavirüs sayesinde bu işin sürdürülemez olduğu iyice ortaya çıktı. Artık yayın gününe zar zor yetiştirilen 180 dakikalık diziler çekilmesin. Kanalların elinde daha Eylül ayından 60 dakikalık ama tüm sezonu çekilmiş diziler olmalı. Netflix öyle yapıyor, herkes yapsın. Bu dizi setlerinde çürüyen emekçiler ve oyuncular için de iyi olacaktır. Onlar da tüm yıl aynı dairede dönmek yerine tiyatro yapabilir, sinema filmlerinde oynayabilirler. Ya da ne istiyorlarsa...

60 dakikalık diziler kanalların dişinin kovuğuna yetmez ama olay dizi yayınlamaktan ibaret olmamalı zaten. Artık teknoloji müsait, yarışmacıların evden katılabileceği yarışma programları yayınlanabilir. Aynı şey tartışma programları için de geçerli. 24 saatin 18 saatinde dizi ve dizi tekrarı yayınlamak yayıncılık değil!

Seyirci ille de dizi istiyor diye endişelenen kanallar yetmiyorsa iki tane yayınlasın ya da daha iyisi; yüzlerce harika yabancı dizi var, yayınlasalar ya! CNBC-e ruhu geri dönmeli. Şu aralar The Outsider’a sardım ben, harika bir iş! 60 dakikalık yerli dizinin ardına bir tane de bunlardan koysalar keşke...

Avrupa Yakası, Yalan Dünya, Jet Sosyete... Hepsi Gülse Birsel dizilerinden örnek oldu ama tek mekanda çekilen sitcom dizileri geçiş döneminde kurtarıcı olabilir. Koronavirüs tehdidi altında da dizi çekilebilir ancak makul çalışma saatlerinde ve kontrol edilebilir sabit set ortamlarında üretim yapmak gerekiyor.

Yine TV filmi çekmek gerek. Eskiden Star TV yapardı, Zampara Seyfettin vardır mesela, hala izlenen harika TV filmlerinden biridir. Eğer kanallarımızdan biri bundan bir kaç yıl önce böyle bir şeyi akıl edip her yıl 30-40 tane bu türden iş yapsaydı şimdi elinde müthiş bir stok olacaktı. Döndür döndür yayınla...

Başka bir sürü öneri yapabilirim ama bedava danışmanlık buraya kadar. Bilmiyorum farkında mısınız ama Koronavirüs kanallara nasıl yayıncılık yapacaklarını öğretiyor. Kanal yöneticilerinin aklındaki “akşamı 180 dakikalık tek bir diziyle doldurmalıyız” fikrini hızla parçaladı ki bu sektör adına olumlu bir gelişme... Bugünden itibaren konserve olmayan ama her şart altında ama sürdürülebilir yayıncılık yapmak gerek. Artık bu bir tercih değil, mecburiyet!

Murat Tolga Şen - [email protected]