Seni Çok Bekledim: Beklediğimize değdi mi?

Özcan Deniz’in başrolünde olduğu ve daha başlamadan polemikler yaratan Seni Çok Bekledim dizisinin ilk bölümü dün akşam Star TV’de yayınlandı. Sosyal medyadaki tepkiler, işin beklendiği ama beğenilmediği yönünde. Ben de açıkçası çok tutmadım, sebepleri var, kalemim yettiğince açıklayacağım ama yorumlamaya girişmeden önce şunu yazmak istiyorum; Özcan Deniz’i bir kadın düşmanı ilan eden haberlerden beslenen “acaba dizide oynayacak mı?” sorusunun cevabını sanırım ilk 10 saniyede aldınız. Dizinin yapımcısı DNZ Film, yani Özcan Deniz’in kurup sonra hisselerini kardeşine devrettiği, tüm işlerinin yapımcısı olan firma… O olmadan bu dizinin olup olmayacağını tartışmak abes!

O haberleri yaptıranların rakip kanalların, yapımcıların PR’cıları olduğunu da şimdilik yazıp geçiyorum. İleride yapımcı-kanal rekabetinin geldiği hali ayrıca bir yazı konusu yaparım.

O yüzden Özcan Deniz hala başrol, hala jön ve kendisinden 20 yaş küçük kadınlarla kamera karşısına geçip aşık rolü yapabiliyor, hala onun dizisi başlayacak diye başka diziler yayınlandığı günü, Türk ordusunun haberini alan Yunan askeri gibi kaçarak terk ediyor.

Bunun nedenini basitçe açıklayayım; Özcan Deniz televizyonun en büyük, en reyting garantili yıldızı çünkü Türk dizi evreninin big bang’i olan Asmalı Konak’ın başrol oyuncusuydu. Seyirci birini severse bir daha ne yaparsa yapsın o sevme hali devam eder ve o yıldızı başka rolde izlemek istemez. Daha sonra dizilerde oynadığı tüm karakterler Asmalı Konak’ta karşımıza çıkan Seymen Ağa’nın varyasyonlarıdır. Seyircinin beklediği budur, o da verir.

Beklediğimize değdi mi?

Bu uzun girizgahtan sonra konumuza dönelim. Yukarıdaki satırları bir övgü gibi anlayıp diziyi güzellemeye doyamayacağımı düşünen fena yanılır.

Reytingleri Twitter’da @tokyophonline hesabından takip ediyor, sonra Medyaradar’dan toplama bakıp analiz ediyorum.

Dün akşam ilk bölümü yayınlanan Seni Çok Bekledim dizisi, Totalde 3.45 reytingle 16. AB'de 3.30 reytingle 8. ABC'de 3.84 reytingle 9. olarak parlak olmayan bir açılış yapmış.

Özcan Deniz’in markasını düşünürsek bu artık bir devrin sonunu geldiğini gösteriyor ama sakın bu reyting sonucunu Özcan Deniz için çıkan haberlere bağlamayın. Sosyal medyada yükselen politik doğruculuğun şov dünyasında karşılığı yok ya da o etki bir yere kadar. Televizyon işinin tek bir belirleyicisi var; reyting!

Dizi sektörü konfeksiyon atölyesi gibi çalışıyor!

Yüzlerce kez yazdım, yazıyorum. Kâhin olmaya da gerek yok, tutmaz dediğimiz tutmuyor çünkü dizi sektörü tam bir konfeksiyon atölyesi gibi çalışıyor. Deniz kurudu, artık aynı hikayeleri çekmenin faydası yok. Seyirci sıkıldı, fena halde hem de. Başrolde Özcan Deniz bile olsa Seni Çok Bekledim sarmadı çünkü bu aşkı, ilişkileri, entrikaları, düşmanlıkları daha önce yüzlerce kez izledik. Süre de bu kadar uzun olunca çöken dramatik yapı duygunun seyirciye geçmesini engelliyor. Yapın şu dizileri 60 dakika, bu kadar çok karakterle ve yan hikâye ile başlatmayın, tempoyu arttırın, belki o zaman bir şeyler değişir. TRT yeni dizilerinde bu yola girecek gibi görünüyor. Reklam derdi olmayan bir kanalın bunu çoktan yapması gerekirdi.

Seni Çok Bekledim neden izlenmedi?

Seni Çok Bekledim, teknik açıdan gayet özenli bir iş ancak o bayat hikâye ve kolayca tahmin edilebilir olay örgüsü, Özcan Deniz’e rağmen, işi söndürüyor. Hikâye bayat diye yazdım peki bunu hissettirmemenin bir yolu var mı? Yapımcılar var sanıyor ve diziyi janjanlı bir paket içinde sunuyorlar. İlk bölümdeki o nefis drone görüntüleri, Michael Bay tarzı ağır çekimler ya da turistik Doha (Katar) sekansları bile seyirciyi tavlamaya yetmemiş. Doha çekimleri, oyuncuların Arabik kıyafetler içinde rol kesmesi “biz bu diziyi Araplara da satarız” hevesiyle de alakalı ama yaratıcılığı terk edip reçeteyle iş yapmanın sonucu ortada, Türk TV seyircisi sevmemiş, izleyen bırakmış ya da hiç izlememiş!

Seni Çok Bekledim ilerleyen bölümlerde açılır mı bilemem ama Özcan Deniz markası yüzünden 13 bölüm gidecektir. Bu işten en zararlı çıkanlar yayın gününü değiştiren Akrep ve Sol Yanım oldu ki onların meselesi de gün şu bu değil, hikâye! Sefirin Kızı da Tuba Büyüküstün transferiyle reyting dağında tutunmaya çalışacak ama asıl çareyi kimse görmüyor. Artık “başka şeyler” izletmek lazım!

İyi Aile Babası örneğinde gördük. Senarist değişti, dizinin ismi değişti ama kaderi değişmedi. 8. bölümde final! Başka senariste aynı hikâyeyi yazdırmanın, başka isimde aynı diziyi izletmenin faydası ne ki?

Yaratıcı ekiplerin dijital platformlara göçü sürerken ulusal kanal dizileri tamamen formül işlere dönüşmekte ve eski seyirciyi mumla aramaktalar. Bulamayacaklarını biliyoruz, hayırlısı olsun.

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com