Sen Çal Kapımı: Anlatılan aşk hikayesi değil ego tamiri!

Dürüst olacağım; yaz dizilerinden beklentim sıfır olmasına rağmen uzun zamandır bu kadar kötü yazılmış, oynanmış, çekilmiş olanını izlememiştim.

Fox TV, Kerem Bursin ve Hande Erçel’in başrolde olduğu yeni bir yaz dizisi olan Sen Çal Kapımı’nın ilk bölümünü dün akşam yayınladı, oturdum izledim. Standart yaz dizisi reçetesi… Genç ve aşırı güzel kızımız Eda, bursu kesilince hesap sormak için bursu veren genç, aşırı yakışıklı ve başarılı mimar Serkan Bolat’ın ofisini basıyor ve sonra bir sürü zoraki buluşma yüzünden aralarında bir aşk kıvılcımlanıyor vs.

Bir dakika! Konusunu niye anlatıyorum ki? Daha önce Erkenci Kuş’u yazan Ayşe Öner Kutlu’nun oradan buradan topladığı yamalarla oluşturduğu bir hikaye izliyoruz. Olan biten her şey bahane, yine gerçek hayatta asla karşılaşmayacak sosyal ve ekonomik olarak farklı sınıflardan gelen iki insan birbirine aşık olacak, yine bunu izleyen seyirciye, daha doğrusu seyreden genç kızlara sınıf atlama hayali satılacak. Erler Film’in romantik komedilerinden bir adım bile ötesi değil. Bu da diğerleri gibi bir külkedisi hikayesi…

Dürüst olacağım; yaz dizilerinden beklentim sıfır olmasına rağmen uzun zamandır bu kadar kötü yazılmış, oynanmış, çekilmiş olanını izlememiştim. Tüm zamanların en kötüsü bile olabilir öyle ki geçen hafta eleştirdiğim Bay Yanlış bunun yanında Polanski’nin Macbeth uyarlaması gibi kaldı!

Dizinin düzgün akan, içinde azıcık olsun olabilme ihtimali içeren bir senaryosu yok, bu iki insanın birbirine aşık olmayı bırakın tanışma ihtimali bile yok ama kült film Black Mama, White Mama’daki (1973) fikir imdada yetişiyor. Birbirlerine kelepçeleyin gitsin. Başka bir sürü filmden yama var. Serkan Bolat’ın ofisine girişinde estirdiği terör havası Şeytan Prada Giyer’dekinin (2006) aynısı… Bana sorarsanız bu bir aşk dizisi bile değil. Farklı sosyal sınıflardan iki terk edilmiş insanın onları terk edenleri kıskandırmak için yaptığı zoraki bir işbirliğini izliyoruz. Aşk yok burada, ego tamiri var. “Tanıdıkça seveceklerine” güveniyor senaryo, yine o görücü kafası…

Oyunculuklarla götürecekler deseniz en aksayan kısım zaten orası. Kerem Bürsin’in mimikleri ve jestleri karikatür seviyesinde. Açıkçası onu bir BluTV işi olan Aynen Aynen’de izlerken eğleniyorum. Uraz Kaygılaroğlu’nun gidişini aratmadı çünkü orada kendisiyle dalga geçiyor ama hakkını yemeyeyim yanında Hande Erçel varken olduğundan daha iyi bir oyuncu gibi görünüyor çünkü bu kızımız onca dizi tecrübesine rağmen şu an dizilerde oynayan en kötü oyuncu unvanını elinde tutuyor. İnsan hiç mi duygu veremez ya da doğru tonlayamaz? Yeşilçam’da olsa dublajla toparlıyorlardı ama burada…

Kadınlar birbirine danışarak karar almayı severler, sevgili-eş seçimi yaparken diğerlerinin ne düşündüğü çok önemlidir. Esas oğlanın-kızın yakın arkadaşları Yeşilçam filmlerinde de karşımıza sıklıkla çıkar ama bu dizide Hande Erçel yüzünden gerçek bir paraşüte dönüşmüşler.

Esas kıza en yakın olan karakterin adı Melek (Elçin Afacan)… Yaz dizilerindek kadınlar fazla güzeldir ama Melek daha bir halk tipi, Senarist, “seyredene özdeşlik kurabileceği bir kişi bırakayım bari” diye düşünmüş olmalı. Diğer yakın arkadaş epey tuhaf bir tip, Brooklyn Nine-Nine dizisindeki Rosa Diaz karakterini anımsatan Figen (Sitare Akbaş)…  Bir de Ceren (Melisa Döngel) var. Ceren’in aklı biraz havada, ileride yan erkeklerden biriyle aşka düşmesi muhtemel. Melisa Döngel’in isminin altını çizeceğim çünkü birlikte oynadıkları her sahnede Hande Erçel’den daha iyi görünüyor (ve daha iyi oynuyor). Bana sorarsanız, yatırımı Hande Erçel’e ve sosyal medya takipçilerinden gelen popülaritesine değil bu oyuncuya yapardım. Dizideki haliyle bana Yeşilçam’ın en güzel kadınlarından biri olan Hülya Tuğlu’yu hatırlattı. İlk bölümün en iyi oyuncusu ise Neslihan Yeldan, A sınıfı bir oyuncu olarak elinden geleni yapmış, izlemek hep keyifli ama yanlış projede…

Kadının Soyadı Yok!

Birini önemli hissettirmek isterseniz adını ve soyadını birlikte söylersiniz. Bölüm boyunca Serkan Bolat aşağı, Serkan Bolat yukarı ama esas kızın adı sadece Eda… Sanırsın bu kızcağız soyadı kanunundan önce doğmuş, almadan devam etmiş. Eda karakterinin hiçbir ağırlığı yok. Bütün yaz dizilerindeki esas kızlar gibi yarı deli hareketler yaparak erkeğin ilgisini çekmeye çalışıyor. İlk bölüm bize güya güçlü-ayaklarının üzerinde duran genç bir kadın gösteriyor ama o genç kadın bir gün “senin bursuna ihtiyacım yok” diyerek atar yaptığı adamın dudaklarına sırf onu terk eden erkeği kıskandırmak için yapışıyor. Bu mu güçlü kadın ve neden hep yarı tanrı gibi duran erkeklerin etrafında dolanan aşka muhtaç kadınları kadın senaristler yazıyor? Üzerine tez yazılacak konu…

Yine lüks arabalara bindik, özel jetlerle uçtuk, pahalı evlere girdik, havalı ortamlarda dolaştık. Vantilatör serinliğinde izlenen sıcak yaz hayalleri… Bu yaz dizileri sürekli uyuması gereken bir hastaya dozu arttırılarak verilen ilaçlar gibi. Sen Çal Kapımı da klasik bir Fox dizisi, övülecek bir tarafı yok. Çok uzun ömürlü olacağını da sanmıyorum. Bu aşk ya da ego tamiri, neyse artık, yarım kalır, benden söylemesi…