Sataşacak kimse kalmayınca… Havuz medyası serçe avına çıktı!

5 yıl boyunca halkta herhangi bir tepki oluşturmamış şarkı da bu sayede tartışılır, saldırılır, savunulur oldu! Neymiş, Sezen Aksu, dini kişilikleri itibarsızlaştırmayı hedeflemişmiş! Şu duru akla, şu keskin zekaya bakar mısınız!

Bir Karadeniz türküsünde şu sözler geçer; “atmacayı vurdular, bir avuç kanı için. Gel edelim sevdalık, bubanın canı için”. Ülke acayip bir yere gidiyor. Atmacayı geçtim, serçeleri vuruyorlar ve kimsenin de sevdalık etme hevesi yok. İktidar medyası kavgayı yükseltmenin peşinde sürekli daha da uyduruk gündemler belirliyor.

Sezen Aksu’dan hırslarını alamadılar! Sanatçının 2017 yılında müzisyen Yaşar Gaga ile çıkardığı "Şahane Bir Şey Yaşamak" adlı şarkı onca yıl konserlerde söylendi, radyolarda çalındı, kimsenin aklına kötü bir şey gelmedi. Sonra bir gün Ankaralı bir avukatın peşine takılmış bir grup fantastik arkadaş Sezen Aksu hakkında, "dini değerlere hakaret ve tahrik veya aşağılama" suçunu işlediği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusuna ilişkin dilekçeyi verdikten sonra adliye önünde grup adına açıklama yapan avukat, "Aksu'nun şarkısında kamuoyunda infiale yol açabilecek tarzda, Hz. Adem ve Hz. Havva hakkında aşağılayıcı ifadeler kullandığını" öne sürdü.

5 yıl boyunca halkta herhangi bir tepki oluşturmamış şarkı da bu sayede tartışılır, saldırılır, savunulur oldu! Neymiş, Sezen Aksu, dini kişilikleri itibarsızlaştırmayı hedeflemişmiş! Şu duru akla, şu keskin zekaya bakar mısınız!

Herhalde şöyle oldu, Sezen Aksu 2017’de Yaşar Gaga’yı aradı ve “Yaşar ben bu peygamberleri bitirmeyi kafama koydum, işe de en baştan, Adem ile Havva’dan başlayacağım. Bu işte benimle misin?” diye sordu. Yaşar Gaga da, henüz adı konmamış bir masonik örgütün muhtemel yöneticilerinden olan Aksu’ya, “emredin” falan dedi ve bu şarkı ortaya çıktı.

Eğer öyleyse, tarihin en başarısız itibarlaştırma operasyonu budur herhalde, sıfır etki! Bakın, cennetten kovulup AKP iktidarında yaşamaya mecbur kaldığımız, kol gibi faturaları ödeyip arabanın benzin parasına çalıştığımız için ben de kendilerine biraz kırgınım ama neresinden bakarsanız bakın, bu koca bir SAÇMALIK!

Ha bir de, şarkıda geçen ifadelerin, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini iddia ederek, "suçtan elde edilen gelir olduğu için" kazancın müsaderesini talep etmişler. Kadıncağızın şarkıdan kazandığı paraya da çökecekler!

Tam da peygamberlerin itibarlarını korumak lazım diyorduk ama tünelin ucu yine paraya çıktı!

Bakın ben size bu çaresiz manevraların ve iktidar medyasının neden bunun üstüne atladığını, iktidar ortaklarının da asla yorum yapmamaları gereken bu meselede neden ateşi harladıklarını anlatayım.

Ülke bir ekonomik krizin pençesinde, bunlar kötü günlerimiz ve daha da kötü günlerimiz olacak. Sokakta iktidarı savunacak insan kalmadı, hepsi Rus kışında paltosuz kalmış Alman askeri gibi çaresiz. İş o hale geldi ki “çıkar telefonunu” diyenin ağzına telefon sokuluyor artık. Gençler umutsuz, intihar ediyor çocuklarımız. O yüzden böyle uyduruk gündemler yaratıp bunlara cephane vermeye çalışıyorlar. Ya da daha fenası, oy deposu sandıkları insanların yüzü kendilerine dönmesin, yaptıklarını sorgulamasın, “mahvettiniz bizi” demesinler diye bu çaba.

Ustam Ali Murat Güven, “İstanbul Boğazı'ndaki yalı, AKP trollerinin ulusal çapta yönetip yönlendirilme merkezidir. Sezen Aksu’yu hedef gösteriyor ama bütün haftayı idare etmeyeceğini bildikleri için sonra da onu savunanlara saldırıyorlar” diyor. Gerçekten de Sezen Aksu’nun şarkısıyla başlayan tartışmanın öznesi artık o değil, onu savunanlar. Sezen Aksu’ya destek veren herkes eleştiriden nasibini aldı. Herkes artık bu meselede, şarkıcılar, siyasetçiler, gazeteciler ve tarikat şeyhleri… Bugün baktım, Takvim gazetesi, Serdar Kuzuloğlu’nu da aynı suçla itham ediyordu. Cephe genişleyecek.

Gerçekten de bir merkezden yönetilir gibi yükseltiliyor konular. Halkın gerçek dertleri azıcık bile filizlenmemeli, öyle olduğunda iktidar medyası bastırıyor. Hepsine bakın hep aynı temaları işliyorlar. Geçen haftanın konusu sokak hayvanları idi, bu hafta Sezen…

Biz Sezen Aksu konuşurken motorine 52 kuruş daha zam yaptılar! Ne yapacak şimdi nakliyeci ne yapacak çiftçi ne yapacak onların üretip ulaştırdığını tüketen yurttaş?

Geçim sıkıntısı siyasetçiyi endişelendirmiyor. Onun derdi 5 yıl önce yazılmış ve gündemden çoktan düşmüş bir pop şarkısı. İktidar ortağı siyasetçi, “Serçeyse serçeliğini bilsin” diyor. Bir siyasetçinin bir müzik insanına sataşması ne tuhaf, o böyle konuşur da partilileri boş durur mu? Sözlerinden güç alanlar Sezen Aksu’nun kapısına bile dayandılar. O da nasıl bir ülkede yaşadığını bilerek susuyor, 20 yıl önce olsa susmazdı ama artık herkes susuyor. Belanın ne kadar büyüyeceği belli değil çünkü

Evet, Sezen Aksu bir serçedir ve serçeliğini göstermiş, uçup istediği dala konmuştur. Eskiden, şu Yetmez ama Evet meselesinde iktidarın dalına konmuşluğu da var zaten ve en çok o daldan pırr diye uçup yeniden halkının vicdanına konanlara kızıyor, onlarla uğraşıyorlar. Bize de bir zamanlar kızdığımız insanları savunmak düşüyor. Çünkü burada ve birlikte yaşıyoruz.

Bir buçuk sayfa yazdıktan sonra hala neden 5 yıl önce yazılmış bir şarkının mesele olduğunu ve köpürtüldüğünü düşünüyorum ama şunu çok iyi biliyorum; bu artık son savunma hattı, bu da aşılırsa bu topraklarda ötücü kuşlar kalmayacak. Neşemizi, keyfimizi tükettiler. Davayı açanların fotoğrafına bakınca onlarla aynı dili konuşmak dışında hiçbir ortak noktamın olmadığını görüyorum.

Okura tavsiyem; Kuşların uçmadığı, ötmediği bir çorak iklimde yaşamak istiyorsanız umurunuzda olmasın ama değilse artık siz de tepki vermek zorundasınız.

Ha, şunu da söyleyeyim. Tepkiniz, Gülşen’in sahne kıyafetini eleştirirken kendi ekran kıyafetinin dekoltesinin farkında olmayan Seren Serengil şuursuzluğunda olmasın. Havuz medyası diyoruz ya işte havuz artık bu kadar sığ, dize kadar bile gelmiyor.

Bu halkın bir vicdanı var ve dışarıda koca bir dünya var. Bakın, Soma’da işçi tekmeleyen Yusuf Yerkel, ömrünün en güzel günlerini geçireceğini düşündüğü Almanya’da istenmeyen adam ilan edildi. Yaptığı yanına kar kalır sanıyordu ama o iş öyle değil! Emekçiyi yerde tekmelerken çekilmiş fotoğrafları onu gittiği her yerde takip edecek. Ömrünün geri kalanı o tekmeyi attığı için pişman olmakla geçecek. İktidar basınının binlerce fotoğrafına karşılık halkın gazetecisinin çektiği tek kare yeter!

Demem o ki; bugün istikbal hesabıyla serçe avına çıkanlar yarın yazacak gazete, konuşacak ekran bulamayacaklar, benden söylemesi.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com