Sansürlü Netflix'le korsanlık günlerimize geri dönüyoruz!

Yeni internet yayıncılığı yasası dün Resmi Gazete'de yayınlandı. Radyo ve Televizyon Kurumu (RTÜK), İnternet üzerinden yayın yapan Netflix, BluTV ve Puhutv gibi internet televizyonlarına yeni düzenleme getirdi.

"Netflix ahlakımızı bozuyor, üç aya kalmaz hepimiz eşcinsel olacağız" şeklinde özetlenebilecek panik  haberlerini okuduğumda anlamıştım; Ankara, internet üzerinden yapılan televizyon yayıncılığını sansürlemek için elinden geleni yapacak ama bu konuda kamuoyu oluşturmayı ihmal etmiyordu. Akif Beki gibi bazı köşe yazarlarının da yardımıyla büyük ölçüde başardılar bunu diyebilirim.

Yeni internet yayıncılığı yasası dün Resmi Gazete'de yayınlandı. Radyo ve Televizyon Kurumu (RTÜK), İnternet üzerinden yayın yapan Netflix, BluTV ve Puhutv gibi internet televizyonlarına yeni düzenleme getirdi. Buna göre İnternet üzerinden yayın yapan televizyonların yurtiçi-yurtdışı kaynaklı olanları RTÜK denetimine dahil olacak ve bu kurumların yurtdışı kaynaklı olanları Türkiye’de şirket kurmak zorunda kalacak. Ayrıca RTÜK bu firmaların yani Netflix, BluTV ve Türkiye pazarına girecek kim varsa yıllık gelirlerinin binde beşini alacak!

Yani RTÜK diyor ki,

Sizi, kamu yararını bahane ederek sansürleyeceğiz ve bunu yapabilmemiz için kazanacağınız her bin liranın beş lirasını bize vereceksiniz!

Yoksa...

Yoksa hepimiz eşcinsel olacağız!

Çocuk kandırır gibi değil mi? Aklımızla dalga geçen havuz medyasının acıklı numaralarından biri daha...

Üstelik yasanın ilk hali çok daha korkunçmuş, adamlardan üyelerinin yani bizim bilgilerimizi bile istemişler ama son taslakta bu madde çıkarılmış. Ne yapacaklardı acaba, eşcinsel olması muhtemel Türkiye halkı diye bir dosyaya mı koyacaklardı isimlerimizi?

Netflix herkesi eşcinsel yapacak diye koparılan yaygara baştan saçmaydı. Nasıl ki ulusal kanallarda yayınlanan o mafya özentisi dizileri izleyen herkes katil olmuyorsa burada da aynı şey geçerli. Film izleyerek eşcinsel olan birini görmedim. Ayrıca Netflix, ücreti ödenerek ve arşivindeki eserler abone tarafından seçilerek izlenen bir platform yani herkesin Netflix'i başka! Tanrı bile kutsal kitaplarda özgür iradeyi takdir ediyorken devlet bundan niye endişe ediyor? Kimse kimsenin kafasına Netflix izlesin diye silah dayamıyor yani bunlar laf!

Peki, bu devirde internet yayınını sansürlemek kimin işine yarar? Kimsenin! Sansürlü bir Netflix'i kimse izlemez! Elin Amerikalısı sansürsüz izlerken ben niye aynı parayı verip kırpılmış film izleyeceğim, yok öyle yağma! Netflix, yasaya boyun eğerse abonesi hızla biter ve şirket Türkiye'yi terk eder. Eder ama sanmayın ki Türk halkı bir anda ulusal kanallarda yayınlanan saçma sapan dizilere kalır. O iş bitti, dizi işi kurumakta olan bir gölet. Kimsenin artık yerli dizi falan izlediği yok. Üstelik dijital plaformlar bu sektöre can simidi olacakken şimdi biri o atılan can simidini tutuyor! Bu kadar kötü bir zamanlama olamazdı.

Ne diyordum; Netflix gitse bile Netflix'in (ve başkalarının) dizilerini izlemeye devam ederiz. Zaten o alışkanlıktan geliyoruz. Halkımız, bu şirketler ülkemizde abonelik hizmeti vermeden önce de filmleri-dizileri indiriyor ve izliyordu. İnternette pek çok film paylaşım ve altyazı grubu var, bunlar Skynet'e karşı savaşan asiler gibiler, üstlerinde ne kadar baskı varsa o kadar dört elle sarılıyorlar işe... Yani, engellenemezler!

Yani, yeni yasa diyor ki; sevgili Netflix, artık eserini sansürlemeden sunamazsın. Bu işten sen değil de başkaları ekmek yiyecek. Kim onlar? İnternete saçılmış film ve dizi siteleri elbette... Türkiye'de yasal sunucusu bulunmayan pek çok dizi bu patformlardan takip ediliyor.

Türk halkının kafasındaki film/dizi izleme makinesi şu şekilde çalışır.

-Yeni ve harika bir film/dizi var. -Nerede, hemen izlerim!

-Netflix'te... -Tamam, abone olur izlerim.

-Netflix'te ama sansürlü... - Boşver, o zaman İndirir izlerim ya da dizimizi.com'dan bakarım.

-Netflix'te ya da BluTV'de değil. -Olsun indirir izlerim ya da dizimizi.com'dan bakarım.

Taşradan İstanbul'a yerleşmiş açıkgöz bakkal hesabıyla (Ömer Lütfi Akad'a selam olsun) çıkarılan yasalar uygulanamaz. Hem sansürleyip hem de işletme karına ortak olmak hiç iyi fikir değil. Yağı çıkarılacak sinek kalmadı artık. Behzat Ç. neden Star'da ya da Kanal D'de değil de BluTV'de? Çünkü sansür bir asit yağmuru gibi çürüttü oraları. Koreli taklidi yapan tuhaf bakışlı kızların 900 bölüm süren aşkını itiraf edememe sıkıntısına takılmak isteyenden başkası kalmadı ekran başında. Türkiye'ye gelen İspanyol turist sayısı bu yıl önceki yıllara oranla hayli arttı. Belki de bunda İspanya'da en çok izlenen 10 Netflix yapımından biri olan Türk dizisi Hakan: Muhafız'ın payı da vardır. Bu yasa ile resmen bindiğimiz dalı kesiyoruz!

Uzun lafın kısası: internet yayıncılığına getirilecek sansür, eserin ilk haline ulaşma metodunu değiştirmekten başka bir işe yaramaz. O yol değişirse yabancılar ülke dışına çıkar, yerliler batar. Zaten iyice darda olan dizi sektörü yeni filizlendiği alanda kurur kalır. Bu şirketlerin istihdam ettikleri onca insan açıkta kalır ve biz de eski korsanlık günlerimize geri döneriz.

Bilmem anlatabildim mi?

murattolga@gmail.com