Medya Günlüğü
23 Oca 2020 09:42 Son Güncelleme: 23 Oca 2020 12:39

Sabah yazarının 'Babil' isyanı! "Yeter! Çocukları sömürmeyin artık"

Geçtiğimiz hafta ilk bölümü yayınlanan Babil dizisi #babil etiketi ile Türkiye ve dünya gündemine damga vurdu. Herkesin konuştuğu dizi Sabah yazarı Yüksel Aytuğ'a pek iyi gelmemiş. Aytuğ, 'Yeter! Çocukları sömürmeyin artık' diyerek isyan etti.

Google Haberlere Abone ol

Sabah yazarı Yüksel Aytuğ, reytingleri alt üst eden Star TV'nin yeni dizisi Babil'i eleştirdi. "Çocuk sömürüsüne artık katlanamıyorum. Toplumun bu en büyük zaafının reytinge, paraya tahvil edilmesine artık tahammülüm yok." diyen Aytuğ, başarılı oyunculara rağmen dizinin kendisine iyi gelmediğini söyledi.

Yeter! Çocukları sömürmeyin artık

Star TV'nin iddialı dizisi Babil için ekran başına geçtim. Ama milyonuncu kez aynı konuyu karşımda bulunca isyan ettim. Hasta çocuk dramı ta eski Yeşilçam döneminden beri gişeye tahvil edilir. Çocuk amansız bir hastalığa tutulmuştur. Doktorlar "Evropa'da ameliyat ettirmelisiniz" derler. Para yoktur falan, filan... Sonunda kalantor Hulusi Kentmen, çocuğun kendi torunu olduğunu öğrenince insafa gelir ve mutlu son...
O zamanlar mesele bir saat 20 dakikada çözülür ve hepimiz yazlık sinemadan evlerimize mutlu mesut dönerdik.
Ama dizilerde öyle mi? Kanırt babam kanırt... Çocuk ölecek mi, kalacak mı, 20 hafta ekran karşısında eziyet çek.
Babil'de de durum farklı değil. Öğretim görevlisi adam komploya gelip üniversiteden atılıyor. Aynı zamanda oğlunun beyninde tümör tespit ediliyor. O dakikadan sonra ameliyat parası bulabilmek için doğru bildiği her şeyden vazgeçen bir babanın çaresizliği kerpeten olup kalbimi kıstırıyor. Ekran karşısında ruhum daralıyor. Sizin gibi başka kanala geçme şansım da yok. Televizyon yazarıyım ya, izlemeliyim sonuna kadar...
Yaşım ilerledi diye mi yoksa çocuk sahibi olduktan sonra dünyaya bakış açımın değişmesinden mi bilinmez, ekrandaki şu çocuk sömürüsüne artık katlanamıyorum. Toplumun bu en büyük zaafının reytinge, paraya tahvil edilmesine artık tahammülüm yok. Evet, biliyorum, bunlar hayatın gerçekleri, senaristler bu olayları Mars'ı gözlemleyerek yazmıyorlar, bu da doğru. Ama ekran başındaki insanları duygulandırmak için ille de bir çocuğun ölümcül bir hastalığa yakalanması mı gerekiyor? Dramdan tek anladığınız bu mu? Yoksa 'zaaf deşmek' kolayınıza mı geliyor. Bunun, kömürlükteki 'çocuk istismarından' ne farkı var ki?
Velhasıl, Halit Ergenç ve Ozan Güven'in 'kalburüstü' oyunculuğuna rağmen bu dizi bana hiç de iyi gelmedi.
Bu arada dizide hem patronunu, hem en yakın arkadaşını dolandırmaya kalkan Ozan Güven'i, reklam arasında herkese güven vermeye çalışan bankacı olarak izlemek de garipti doğrusu...