Psikoterapiyi reklama buladılar! Kırmızı Oda dizisinde reklam skandalı!

Kırmızı Oda’nın ilk birkaç bölümünü izleyip bırakmıştım. Prodüksiyon kalitesi ile farkını ortaya koyan bir iş ancak bu kadar acı bana fazla deyip bıraktım ve Youtube’daki Burhan Altıntop videolarına kesin dönüş yaptım. Bir de bu dizileri hiç kaçırmadan izleyenler var. Gündüz kuşağı desen başka bir keder kuyusu… Gerçekten merak ediyorum, bu kadar dert-tasa ile dolarak yaşamaya heves neden? Geçmiş yazılarımdan birinde, bu dizilerin gizli amacının bizi kendi halimize şükrettirmek ve olası bir isyan duygusundan uzaklaştırmak olduğunu yazmıştım. O fikrimde hala ısrarcıyım.

Kırmızı Oda dizisi, Cuma’yı gün birincisi olarak bitirmeye devam ediyor. Son bölümü izledim. Prodüksiyon kalitesinde düşme var ancak iyi oyunculuklar diziyi taşımayı sürdürüyor. Binnur Kaya, rolüne iyice alışmış, artık onu izlerken Şahika’yı gözümün önüne getirmiyorum. Erkan Petekkaya da rolünün hakkını veriyor, iyi oyuncudur zaten hem komediye hem drama uyar ama burada birazcık karikatüre kaçıyor. Bu bir televizyon işi olduğu için yadırgamıyorum.

Son bölümde ciddi bir maddi hata yapıldı, terapide ağızdan çıkan ve Mevlana’ya atfedilen “ne ararsan kendinde ara” öğüdü aslında Hacı Bektaş-ı Veli’ye aittir. Senaristler ya yorulmuş ya da araştırmalarını eksik yapmışlar.

Şimdi, dizinin hikayesinden, oyunculuklarından bahsetmek değil amacım. Son bölümde karşılaştığım korkunç bir durumdan bahsetmek istiyorum. Bu bölümde Nazlı adında bir karakterle karşılaştım. Gerçek hayatta da çokça rastladığım, iyi eğitim almış, güzel ama özgüvensiz bir kadın Nazlı… Yoğun bir terk edilme korkusu yaşıyor, terk edildiğinde yaşadığı duygusal yoksunluk onu mahvediyor. Doktor Hanım, bu kızımızın sorunlarını aşıp yeniden özgüvenli bir insan olarak yaşama devam etmesini sağlamaya çalışıyor.

İyi güzel, bunda ne sorun var?

Var, hem de büyük sorun çünkü Nazlı’nın hikayesini izledikten sonra giren bir reklamda şahane saçlı bir kadın, “bakın, Nazlı saçlarını bizim şampuanımızla yıkayıp güzelleştirseydi özgüvenini şıp diye kazanırdı” anlamına gelecek laflar ediyor.

Ağzım açık kaldı, bildiğin skandal!

Şimdi, bütün bölümü çöpe atabiliriz, o doktor sekanslarına hiç gerek yok. Hoş, o psikoterapi seansları da aslında öyle olmuyor ama bu reklam her şeyi mahvediyor.

Nazlı ve onun gibi olanlar, mesele tamamen sizin dış görünüşünüzle ilgiliymiş. Saçınızı başınızı yapıp, topukluları çekseydiniz, hatta paraya kıyıp dolgu-botoks vs. yaptırsaydınız hayat size güzel olacaktı!

Hani, insan hikayeleri izliyor, insanı keşfediyorduk? Bu ne şimdi! Acun Ilıcalı’nın TV prodüksiyonlarına reklam yerleştirme fikirleri işe yarıyor olabilir ama bu Survivor’da oyunu kazananlara pizza ısmarlamakla aynı şey değil. Cem Yılmaz da yapar filmlerinde böyle şeyler, hepsini gördüm alıştım ama bu kesinlikle onlar gibi değil.

Kırmızı Oda sürekli izlediğim bir dizi değil, bu durum daha önce yaşandı mı bilmiyorum ama bundan sonra tekrar etmese iyi olur. Bu reklamlar hem yanlış fikirler veriyor hem de dizinin bütün ağırlığını da alıp götürüyor.

Madem şampuanla çözülecek dertlerimiz var, insanlar niye psikologlara o kadar para döküyor?

MURAT TOLGA ŞEN