Medya Günlüğü
27 Ara 2020 09:52 Son Güncelleme: 27 Ara 2020 09:58

Pınar Gültekin cinayetinde olay iddia! CHP'li vekilden 'davadan çekil' telefonu!

Türkiye'nin konuştuğu Pınar Gültekin cinayetiyle ilgili şok bir iddia ortaya atıldı. Hürriyet gazetesi yazarı Fatih Çekirge, CHP'li bir milletvekilinin Pınar'ın babasını arayarak "Davadan vazgeç" dediğini yazdı.

Google Haberlere Abone ol

Türkiye'nin konuştuğu Pınar Gültekin cinayetiyle ilgili bir iddia ortaya atıldı. Hürriyet gazetesi yazarı Fatih Çekirge, CHP'li bir milletvekilinin Pınar'ın babasını arayarak "Davadan vazgeç" dediğini yazdı.

Çekirge'nin, "CHP Muğla vekili eğer bu teklifi sen yaptıysan" başlıklı yazısı şöyle: 

Aslında bu yazının başlığı “İdealist bir avukatın bir canavarla mücadelesi” olacaktı.

Ama son dakika öyle bir haber geldi ki...

Tüylerim diken diken oldu. Herkes biliyor...

Muğla’da üniversite okuyan genç Pınar, eski sevgilisi Metin Avcı tarafından canlı canlı yakılıp üzerine beton dökülüp katledilmişti.

İşte tam onun hikâyesini yazıyordum ki...

Bir baktım CHP’nin bir Muğla milletvekili Pınar’ın babasını aramış.

Demiş ki:

- Tamam böyle bir şey yaşandı. O aile de perişan. Zaten cezasını çekecek. Gel sen davandan vazgeç... Zaten kamu davası devam edecek...

Babanın cevabı:

- Bunu duymamış olayım. Sizin kızınızı diri diri yakıp, üzerine beton dökseler bunu ister misiniz?

Doğrusu bu konuşmaya inanamıyorum...

Bir milletvekili nasıl böyle bir ahlaksız ve insanlık dışı teklifte bulunabilir.

Ve öğreniyorum ki katilin annesi Ayten Avcı CHP’nin Muğla’daki bir ilçe yönetim kurulu üyesiymiş. Ve olaydan hemen sonra istifa etmiş.

Bu konu mutlak açığa çıkmalı...

Adı bende olan o CHP milletvekili çıkıp bu yaptığı iğrençliği açıklar mı...

Yoksa ya avukatları Dr. Rezan Epözdemir açıklayacak ya da babası Sıddık Bey..

Arkadaşlar bu ahlaksız teklif üzerine şu anda canım o kadar yanıyor ki...

Bunun devamını pazartesi yazacağım.

Şimdi acılı hikâyeye dönebilirim...

PINAR NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Pınar Gültekin, bir süre önce ayrıldığı erkek arkadaşı Cemal Metin Avcı tarafından 16 Temmuz 2020’de bir bağ evine götürüldü. Pınar’ı döven Avcı daha sonra boğarak öldürdü. Pınar’ın cesedini bir varile koyan ve benzin dökerek yakmaya çalışan Avcı, daha sonra varile beton dökerek ormanlık alana attı. Pınar’ın cesedi 21 Temmuz’da bulundu.

BİR GENÇ KIZIN  HAYALLERİNİN KIRILDIĞI AN

- Pınar, Metin’in çalıştırdığı barda onunla tanışmış. Metin evli olduğunu saklamış. Genç kız kim bilir hangi hayallerle, hangi umutlarla bağlanmıştı. 

Ama Pınar temmuz başında bir haber almış, beyninden vurulmuşa dönmüştü.

Metin evliydi ve bir de çocuğu vardı...

Hemen bir mesaj yazdı. Ve “Bir daha beni arama” dedi.

İşte bir genç kızın vahşice öldürülüşü, iki ailenin acı ve ibret dolu hikâyesi de böyle başlıyor...

AĞLAYAN BİR ANNENİN TELEFONU

- Avukat Rezan Epözdemir, yine aşırı yoğun bir günündeydi. 25 kişinin çalıştığı bürosu 1.500’e yakın dava dosyasını çözmek için olağanüstü bir çalışma içindeydi. 

Her sabah olduğu gibi dava dosyaları üzerine yapılacak toplantıya girerken, asistanı “Rezan Bey, size telefon var” dedi.

- Toplantıdan sonra bağlar mısınız?

-Bir hanımefendi çok önemli diyor ve ağlıyor.

Av. Rezan telefonu alır:

- Buyurun...

- Avukat Bey, sizi tanıyoruz. Bize ancak siz yardımcı olursunuz. Kızımı katledenler kurtulacak. Üzerini örtmeye çalışıyorlar. Ne olur bize yardım edin.

Şimdi Pınar’ın annesi onca avukat arasında neden Rezan Bey’i arar diye sorabilirsiniz.

74 KADINA ŞİDDET DAVASI

- Rezan Epözdemir ve arkadaşları bir süre önce bir karar almışlar. Cinayet, tecavüz nedeniyle mağdur olan kadınlara hiçbir ücret talep etmeden yardımcı olacaklardı. Bu karar büronun bir sosyal sorumluluk projesiydi. 12 yıldır, Münevver Karabulut, Nazlı Sinem gibi cinayete kurban gitmiş, şiddete uğramış 74 kadının dosyasını almış, bir kuruş bile almadan mağdur aile vekilliği yapmış. Tehditlere, şantajlara rağmen dik durmuşlar. Hepsinde de sanıklara en ağır cezalar verilmiş.

GENÇ KIZI DİRİ DİRİ YAKIP ÜZERİNE BETON DÖKMÜŞLER

- Av. Rezan dosyaya ve mahkemenin gidişine bakınca sanık tarafında bir “tahrik indirimi” hazırlığı olduğunu anlar.

Katil ifadesinde aynen şöyle diyor:

“Onu kullanılmayan bağevine götürdüm. Çok sinirlendim. Kafasına iki kez vurdum. Kanlar aktı. Sonra bir varil buldum. Onu içine koydum. Üzerine odun koydum ve yaktım. Ama bir türlü yanmıyordu. Evin içi duman olmuştu. Dışarı çıktım, benzin aldım. Öyle yaktım. Sonra üzerine beton döktüm. Nehre attım...” 

TÜYLERİ DİKEN DİKEN EDEN  ADLİ TIP RAPORUNU GÖRÜNCE

Olay öylesine vahimdir ki... 

Adli Tıp raporunun bir yerinde özetle şu ifade vardır:

“Genç kız yakılırken hâlâ hayatta olma ihtimali mümkündür...”

Av. Rezan dosyayı okudukça, canavarca işlenen bu cinayetin tasarlanmış olma ihtimali güçlenir. Hatta birden fazla kişi içinde olabilir...

Bunun üzerine, mahkemeye peş peşe dilekçe vermeye başlarlar.

Öncelikle olay gecesi MOBESE kayıtları ve HTS bilgileri istenir.

Olay yerinde tekrar DNA, kan, kıl gibi numune incelemesi isterler.

CEVAPSIZ KALAN SORULAR

İlk görüşmeler, tanık ifadeleri, katil zanlısının ifadeleri, gelen HTS ve MOBESE kayıtları derken, Rezan Epözdemir’in kafasında sorular belirir..

1) Sanık ifadesinde, genç kızın başına iki defa vurduğunu, başından kanlar fışkırdığını söylüyor. Ancak evde yapılan incelemede hiç kan izi yok. Bu nasıl olabilir? Birileri temizlemiş, silmiş olabilir mi?

2) 1.83 boyundaki Pınar 68 kilo. Varil ve beton da düşünülürse, yaklaşık 170 kilodan söz ediyoruz. Sanık nasıl oluyor da böyle bir ağırlığı tek başına taşıyor... Sonra beton için gerekli malzemeleri nasıl o panik anında bulabiliyor.. Birileri yardım etmiş olabilir.

(Sonradan yapılan keşifte sanık, 60 santimlik varili döndüre döndüre götürdü. Ancak avukat Epözdemir yine sormaya devam etti: “60 santimlik varile 1.83 boyundaki Pınar’ın bedeni nasıl sığar. Çimentoyu yalnızca varilin alt ortasına koydukları için döndürebildi...)

VE EN KRİTİK SORU

3) Sanık 20 Temmuz’da gözaltına alınıyor. Ama henüz suçunu itiraf etmiyor. Cinayeti işlediği bağevinden söz etmemiş. Ama nasıl oluyorsa, sanığın annesi, babası ve ortakları 20 Temmuz akşamı gece 22.00 sıralarında aniden bağevine gidiyorlar. Hangi nedenle öyle gece vakti oraya gitme ihtiyacı duyuyorlar. Orada ne yapıyorlar?

ANNE BABANIN DNA’LARI CİNAYET MAHALLİNDE 

Av. Epözdemir, cinayetin işlendiği bağevinde anne-baba ve ortakları için “DNA araştırması” istiyor.

Araştırma sonucunda DNA’lar bulunuyor. 

Av. Epözdemir buradan sonrasını şöyle anlatıyor:

“Anne baba ve ortaklar için bağevinde ne yaptıkları konusunda delilleri karartmak suçundan savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Talebimiz şu anda Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinde. Onaylanırsa dahil edilecekler...”

PINAR’I VARİLDE YAKARKEN KARDEŞİNE ‘BOZUK KOKOREÇLERİ YAKIYORUM’ DEMİŞ

- Jandarmanın ulaştığı HTS ve MOBESE kayıtları sonucunda sanık Metin Avcı’nın kardeşi Mertcan Avcı gözaltına alınıyor. Ve itiraf ediyor...

Mahkemede geçen şu diyaloğu duyunca tüylerim diken diken oldu.

Hâkim soruyor: 

“Peki sen bağevine gidip ağabeyini gördün. Hiç mi gözüne tuhaf bir şey çarpmadı. Ağabeyin orada bir şeyler yakıyormuş.”

Mertcan Avcı cevap veriyor:

“Evet abim bir varilde bir şeyler yakıyordu. Ben de ‘Ne yakıyorsun’ diye sordum. O da bana ‘Bozuk kokoreçleri yakıyorum’ dedi...”

ANCAK FİLMLERDE GÖRÜRDÜK 

- Böyle bir olayı ancak filmlerde görürdük.  Bir tarafta kızlarının vahşice katledilişinin hayali.

Diğer tarafta ağabeyinin vahşi cinayetine dahil olan kardeş. Aynı şekilde oğullarının canavarca cinayeti altında ezilen ve delilleri kararttıkları iddiasıyla yargı sürecine dahil olan anne-baba...

Gerçek hayattan gelen bu olaylar yüzlerce filme konu olmuştur. Sonuçta bir kötü evlat nice yuvaları perişan edebiliyor...

AVUKAT REZAN EPÖZDEMİR’İ ALKIŞLIYORUM

- Evet arkadaşlar, size hayatın içinden vahşi bir cinayeti ve ailelerin ne hale geldiğini aktardım. Tabii mahkeme süresince daha birçok ayrıntı ortaya çıkacak.

Bu noktada vahşice katledilen Pınar için, bu durumda olan kadınlar için hiçbir parasal karşılık beklemeden mücadele veren avukat Epözdemir’i ve bürosundaki diğer avukatları yürekten alkışlıyorum.

Evet Rezan kardeşim, önceki gün sen Muğla’da bir otel odasındaydın. İşlerini, dosyalarını bırakmış, hiçbir bedel istemeden adalet için mücadele veriyordun.

İnanıyorum ki, adalet senin gibi insanların elinde yükselir.

Ve elbette...

Olayın kriminal detaylarını ortaya çıkaran Muğla jandarması ile adaleti sağlamak için çalışan hâkimlerimize de helal olsun...

Kızımız Pınar nurlar içinde yatsın..