Oyunculuğu dizilere mecbur ettiler! Dizi setleri Covid-19 kuluçka makinesi gibi!

Geçtiğimiz yıl tam da bu zamanlar, her yer kapanmıştı diye hatırlıyorum. Birkaçı hariç dizi setleri de durmuştu. Sonra Covid’i yendik sanıp gevşedik, meğer güç toplayıp yeniden saldırmak için hazırlanıyormuş ve yeni bir kapanma geldi ama bu sefer ki biraz tuhaftı.

Tiyatrocular perde indirirken, sinemacılar salonu kilitlerken dizi sektöründe pandemi öncesine dönüldü. Setler tam gaz devam, yüzlerce kişi bir arada ve amaç kutsal; ekran önünde aç yavru kuşlar gibi bekleşen seyircinin ağzına atılacak yeni bölümler çekmek lazım!

Son zamanlarda şu manşetleri görmeye çok alıştım.

·         TRT1 dizisi setinde koronavirüs paniği!

·         Koronavirüse yakalanan Ali Sunal'dan yeni haber!

·         Masumlar Apartmanı'nda korona şoku!

·         Arka Sokaklar dizisinin yıldızı koronavirüse yakalandı!

Sizin anlayacağınız dizi setleri Covid-19 kuluçka makinesi gibi çalışıyor ancak bu kimsenin umurunda değil. İş yürüsün yeter…

Setlerde yeterli önlemin alındığından eminim ancak işin doğası gereği oyuncular ve set ekibi virüse karşı savunmasız bir duruma düşüyor. Geçtiğimiz hafta ve bu hafta birkaç dizi Koronavirüs yüzünden seti paydos ettiği için yeni bölüm yayınlayamadı ama hastalar iyileşir iyileşmez yola devam!

Sinema ve tiyatro salonlarının açılışı Nisan’a kalmıştı biliyorsunuz. 1 Nisan’a 6 gün kaldı ama o konuda hiçbir açıklama yok, yeni bir erteleme bekliyorum çünkü sinemalar ve tiyatrolar kapalı ise önlem alınmış sayıyoruz!

Bu konuda sektör temsilcisi olan SİSAY (Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği) bastırıyor, iktidar salonları kapalı tutuyor. Bu sayede kira ödemeleri öteleniyor, çalışanların yükü devlete kalıyor. Sinema salonları için anlaşılabilir bir durum ancak tiyatrocular artık açmak ve oynamak istiyorlar. Özel tiyatrolar açısından durum çok can sıkıcı, bir ay daha kapalı kalırlarsa bu sezonu tamamen kaçırmış olacaklar. Şunu da bilmek lazım; bir özel tiyatronun herhangi bir temsilinde seyirciler dahil dizi setinde çalışanlardan daha az insan var!

Bir yandan da binlerce insanın katıldığı parti kongreleri yapılıyor. İktidar tarafı bu işleri “yatay çekmişler o yüzden kalabalık görünüyor” diye savunuyor. Dalga geçilmeyecek gibi değil ama dalga geçenler de Nevruz kutlamalarında benzer görüntüler vermekten çekinmiyor. İğneli çuvaldızlı durumlar… 

Açıkça yazayım, Koronavirüs aldığımız önlemleri görüyor ve bizimle eğleniyor. Halkın bir kısmı işten eve- evden işe giderken 168 saatlik haftanın 86 saatini eve kapanmış geçirirken bir kısmı da sanki virüs yokmuş gibi yaşıyor. Tiyatrolar kapalı ama Gebze’den binip Halkalı’da ineceğiniz bir Marmaray seyahatinde 2 saat boyunca dibinizdeki insanlarla oturmak zorundasınız. Aylar sonra bindim ve sosyal medya işaretlerinin 40 cm arayla koyulduğunu gördüm! Virüs Marmaray’dakilere torpil mi yapıyor?

Dönelim yine dizi setlerine… Koronavirüs yüzünden gelinen durum şu; artık bir oyuncunun sanatını sergilemesi için tek bir alanı var, dizide oynamak! Sinema oyunculuğu bitti, tiyatroculuk bitti ama dizicilik tam gaz devam. Orada da olan şu, müthiş yetenekli bir sürü adam ve kadın dakikalar boyunca birbirine bön bön bakıyorlar. Çok acıklı bir şey bu…

Çağdaş tiyatronun başlangıcı, bağ bozumu tanrısı Dionysos adına yapılan dinsel törenlere dayanmakta ve ilk tiyatro şenliği MÖ 534 yılında Atina'da yapılmış ama 2500 yıllık tarihi boyunca oyunculuk mesleği hiç bu kadar sıkışmamıştı!

Dizisi olan yaşasın da tiyatrosu olan taş mı yesin? Önümüzdeki soru bu…

MURAT TOLGA ŞEN