Gündem
27 Tem 2020 12:45 Son Güncelleme: 27 Tem 2020 12:52

Osman Kavala'dan 1000. gün mesajı: "Umudumu kaybetmiş değilim"

Osman Kavala, tutukluğunun 1000. gününde Silivri Cezaevi'nden yazılı açıklama yaptı. Kavala açıklamasında, yaşananlara rağmen umudunu kaybetmediğini belirtti.

Google Haberlere Abone ol
Osman Kavala'dan 1000. gün mesajı: "Umudumu kaybetmiş değilim"

Gezi direnişini organize etmekle suçlandığı davada beraat etmesine rağmen tahliye edilmeyen ve ayrıca casusluk suçlamasıyla tutuklanan Osman Kavala, Silivri Cezaevi’ndeki tutukluluğunun 1000. gününde yazılı açıklama yaptı.

“HUKUKSUZ UYGULAMALAR SORUN OLARAK GÖRÜLMÜYOR”

Osman Kavala, Silivri Cezaevi’nden yaptığı açıklamada, umudunu kaybetmediğini belirtti.

Kavala açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bundan bin gün önce iki suçlamadan ötürü tutuklandığımda ve 16 ay boyunca iddianamenin hazırlanmasını beklediğim dönemde, başıma gelenlerin tutuklama uygulamalarındaki sorunları gözle görülür hale getireceğini ve OHAL dönemi sonrasında bunların düzeltileceğini düşünmüştüm. Ama şimdi anlıyorum ki, siyasi nitelikteki davalarda yaşanan hukuksuz uygulamalar sorun olarak görülmüyor; bunlar olağanüstü hal anlayışının kurumsallaşması sonucu yargıya verilen yeni işlevin gerekleri haline gelmiş.

Ülkemizde anayasaya ve yasalara uygun biçimde çalışan mahkemeler, hukuk normlarını benimseyen ve savunan yargı mensupları var. Ancak, iktidarın siyasi önceliklerine göre belirlediği alanda ve seçtiği kişilerle ilgili davalarda yargının hukuk normlarına göre değil siyasi tercihlere uygun şekilde davranması bekleniyor. Cezalandırılmalarının gerekli olduğuna inanılan kişilerin, faaliyetleriyle ilgili somut bilgiler ve bulgulardan bağımsız olarak cezaevinde tutulmalarını sağlayan paralel bir infaz sistemi uygulanıyor.

“UMUDUMU KAYBETMİŞ DEĞİLİM”

Yargının araçsallaştırılması devam ettikçe, siyasi nitelikli davaların hukuk normlarına uygun biçimde yürütülmesi mümkün olmayacak. Yeni düzenlemeyle baroların bölünmesinin de, yargıyı siyasi etkilere daha açık hale getireceğini düşünüyorum.

Bütün bunlara rağmen ve ağırlaşan durumun yükünü yakından hissedenlerden biri olduğum halde, umudumu kaybetmiş değilim. Kamuoyunda, sivil toplum içerisinde ve en önemlisi siyasi aktörler arasında hukuk devleti ilkelerini savunmaya yönelik bir odaklanma ve ortaklaşma gerçekleşebilirse, bu kayış durdurulabilir, hukuk normlarını savunan yargıçların güçleri ve etkileri artabilir.

Kendi durumumla ilgili olarak da, tutukluluğumu sürdürmek için son dakikada icat edilen yeni suçlamadan sonra, süregelen hukuksuzluğa yasal kılıf bulmanın mümkün olmadığı bir noktaya gelindiğini düşünüyorum.”