Olay TV: Kuyuya inerken kopan kaçıncı ip?

Olay TV’de sadece 1 ayda öyle şeyler yaşandı ki kanalın kendisi haber ve olay oldu! Ben bu arbedeyi batan bir filonun yanından filikasıyla usulca geçen denizci gibi izlemeyi düşünüyordum ama iş öyle bir yere geldi ki yorum yapmak şart oldu ama bakış açımı korumayı da ihmal etmeyeceğim.

Üstelik, bu yazıda Olay TV’yi Acun Medya’nın yeni yılda yayına başlayacak olan dijital platformu Exxen ile aynı cümlede anacağım. Ne alakası var diyeceksiniz ama o kadar alakalı ki!

Fox Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk verdiği röportajda, büyük umutlarla yola çıkmasına rağmen 'şimdilik' kapanmak zorunda kalan Olay TV için şu tespitlerde bulundu;

“Türkiye şu anda maalesef (medyaya yönelik baskı) bunları yaşıyor. İşte en son Olay TV ile yaşandı. Ben bir meslektaşları olarak her şeyden önce üzülüyorum. Orada pek çok arkadaşımız, meslektaşlarımız var. Çok saygın isimler var. Gerçekten gazeteciliğin yüz akı arkadaşlarımız var.”

Haberciliği TV’de yapan birinin bu cümleleri kurması normal, açıkçası buna hepimiz üzüldük. Öte yandan, Olay TV emekçileri, 1 ay önce deniz aşırı bir ülkeden bir gemiye doluşup ülkemize gelmediler. Ülkenin dinamiklerini hepsinden önemlisi kimin ipine güvenip kuyuya inmeyeceklerini bilmiyor olamazlar.

Mesele ne biliyor musunuz? Gazeteci de olsa, oyuncu da olsa herkesin derdi aynı. Ben dahil, çevremdeki herkes bu endişeyle kuşatılmıştır ve en önemli meselemiz hep budur. Hayatımız boyunca bir sabit gelire ulaşmak için uğraşırız. Bu da bizi başka ülkelerdekinden bile çok emek sömürüsüne açık tutar. Oyunculuktan örnek vermem şundan; özgür meslektir ama bizde oyuncular mezun olur olmaz devlet tiyatrosunda kadro arar, olmadı tutmuş bir dizide rol bakarlar. Güzel bir hayaldir; ben işimi yapayım, her ay hesabıma para yatsın. Gazeteciler de benzer reflekslerle hareket eder, işte bu memur zihniyetidir.

Exxen’i de tam olarak burada araya sıkıştırayım. Zıpkın gibi gençler, kendilerini yoktan var ettiler dediğimiz Youtuber’lar bile öyleymiş meğer! Bu durum sanırım bizim yetiştirilme biçimimizden kaynaklanıyor. Memleketin şartları da zor ama Youtube olmasa hiçbirinden haberimizin olmayacağı bir sürü fenomen, ilk teklifte televizyoncu patronun kollarına atladılar. Yahu, özgürsün, kendi kendinin patronusun, milyonlarca abonen var, bu heves-telaş niye?

Bundan tam 7 yıl önce bir yazı yazdım ve manşetini, “Türkiye’nin tüm kovulmuş gazetecileri, birleşin!” diye attım. O aralar gazeteciler yıllardır yazdıkları yerlerden patır patır kovuluyorlardı. Ben de, 2005 yılında Arianna Huffington, Kenneth Lerer ve Jonah Peretti tarafından internet üzerinde kurulan ve sadece 4 yılda ABD’nin en önde gelen habercilerinden biri olan The Huffington Post’u örnek vermiştim. Sosyal medyaya başarılı bir şekilde entegre olan bu yayının okur sayısı The Washington Post’u çoktan geçmişti. The Huffington Post internet yayıncılığının düzgün yapıldığı takdirde para kazandırdığının da bir ispatıdır. Güçlü, sansürsüz ve karlı... Daha ne olsun, kim korkar hain patrondan!

Ama işte bizde işler öyle yürümüyor. Aradan 7 koca yıl geçti, internet videosu okunma, izlenme, dinlenme alanında eskisinden çok daha fazla ilgi görüyor ama bizim gazetecilerimiz-habercilerimiz hala televizyoncu patron arayışında!

Uzatmayalım, Cavit Çağlar’ın Olay TV’si, açıldıktan 26 gün sonra kapandı. Şimdi herkes birbirini suçlamanın peşine düşmüş ama bu kavga o kadar boşuna ki! Soruyorum; bu kuyuya inerken kopan kaçıncı ip?

Olay TV’nin sahibi şu, bu… Geçiniz! Bir haber kanalının sahibi o kanaldaki habercilerdir. Olay TV’deki arkadaşlar düzgün bir planlama ile bir sürü alt kanaldan oluşan bir Youtube kanalı açsalar en geç 1 yıla hem hayal bile edemeyecekleri parayı kazanır hem de patronsuz özgür yayın yaparlar. Daha doğrusu, patronu yine gazeteci yaparlar ki zaten mesleğin en büyük düşü de bu değil midir?

Bırakın artık şu sizi ne zaman atacağı, satacağı belli olmayan patronların peşini…

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com