Ödül bizi fena bozuyor! Önümüzdeki yıl hiç kimseye ödül vermeyin!

İstediğiniz kadar bağırın çağırın, bu ülkede her yerin bir İbrahim Tatlıses’i vardır. Türkiye’de her yıl onlarca film festivali düzenleniyor ve her seferinde ödülleri hak etmeyenler alıyor, neden?

Evet, çok ciddiyim; birkaç yıl hiç kimseye ödül vermememiz gerek yoksa bu iş iyice tatsız bir yere gidecek. Türkiye’de düzenlenen onlarca organizasyonda dağıtılan ödüllerin hiçbir prestiji yok ama hepsi korkunç baş ağrısı yaratan tartışmalara yol açıyor.

Altın Portakal’da Nihal Yalçın, Tamer Karadağlı polemiği, Eskişehir Film Festivali’nde onur ödülü veren Nur Sürer’in ödülünü Ali İsmail Korkmaz’ı anarak aldıktan sonra havuz medyası tarafından vatan haini ilan edilmesi ve son olarak da Şampuanlı Kelebek’te yaşanan ödül skandalları.

Az biraz soluklanalım ya da yapışalım birbirimizin gırtlağına, boğup rahatlayalım!

Bu kadar mutsuz, bu kadar ayrışmış bir ülke olabilir mi? Diyelim ki olabilir, neden hiç kimse araştırmaz da herkes her şeye atlar?

Şampuanlı Kelebek Ödülleri’nde İbrahim Tatlıses’e verilen onur ödülü tartışma yaratmaya devam ediyor. Sağolsun, aşırı duyarlı sosyal medya kalabalığı cadı avına çıkmış gibi yakacak insan arıyor. İlk iş, kadınlardan oluşan jüriyi harcamaya kalktılar ama anlaşıldı ki Demet Akbağ, Hale Soygazi, Nurgül Yeşilçay, Andaç Haznedaroğlu, Yağmur Ünal ve İzel’den oluşan jürinin bu onur ödülü meselesinde sorumluluğu yok. Onlar sadece her kategorideki adayları oylamışlar. Şampuan firması da “biz bilmiyorduk, sadece isim sponsoruyuz” deyip kulağının üstüne yattı. Geriye kim kaldı?

Bence faili aramaya gerek yok. Fail, sektörün ta kendisidir ve bilinmelidir ki bu sektör dostluk bahanesiyle kurulmuş çıkar ilişkilerinden ibarettir. Sadece televizyonda değil, her yerde kabilecilik yapılır. İşin içindeki birilerini tanıyan herkes projesine fon, dizisine kanal bulur, sonra da gider filmine-dizisine-kendisine ödül alır. İbrahim Tatlıses, sektörde geçirdiği onca yıldan sonra canı nereden isterse oradan ödül alır. Bu ülke böyle bir ülke!

Sevgili Füsun Demirel’den dinleyelim; “90’lı yıllardı. Adana Altın Koza Film Festivali jürisindeydim. Rahmetli Ünsal Oskay jüri başkanıydı. Firuzan ve ben jürinin iki kadın üyesiydik. Sonuçları festivale teslim ettik ama o sırada bize vefat eden Yılmaz Zafer adına bir oyunculuk ödülü koymamızı, Perihan Savaş’ın bu ödülü takdim etmek üzere geldiğini söylediler. Jüri zarfı kapatmıştı. “Yeniden bir seçim daha yapamayız” dedik. Ödül gecesi tam bir skandaldı. Perihan Savaş bu ödül için anons edilmeyince magazincilerin önünde ağladı ve “Yılmaz Zafer ödülünü jüri engelledi” diye açıklama yaptı. Bir süre sonra, konser vermek için o sırada Adana’da olan İbrahim Tatlıses, korumalarıyla otele girdi. “Nerede bu kadını ağlatan jüri” diye bağırmaya başladı. Firuzan ve ben hemen otelin terasına çıktık, korkmuştuk. “Çağırın belediye başkanını” dedi. Başkanı evinden apar topar getirdiler. Magazincilerin önünde İbrahim Tatlıses, Perihan Savaş’a bir ödül heykeli verdirtti başkana. Birlikte poz verdiler ve gerilim son buldu.”

İşte kadın dövüyor diye ödülüne kızılan adam ama işte dövülen kadın. Nasıl olacak bu işler?

İstediğiniz kadar bağırın çağırın, bu ülkede her yerin bir İbrahim Tatlıses’i vardır. Türkiye’de her yıl onlarca film festivali düzenleniyor ve her seferinde ödülleri hak etmeyenler alıyor, neden? E, tanıdıklar sağolsun!

Ödül dediğin nedir ki, isteyen herkese verirler bu ülkede, istedikleri gibi olun yeter! Ödül alanları değil hak ettiği halde alamayanları konuşmak gerek, öyle düzeliriz ancak.

Yıl 1999, şair ve sinemacı Orhon Murat Arıburnu anısına düzenlenen "Arıburnu Ödülleri"nin onuncusu gerçekleşmektedir. Ödüllerden biri de “Uzun metraj film senaryosu” ödülüdür. Bu ödül o yıl Arzu Okay’a verilince ortalık karışır. Tunç Başaran, Lale Mansur ve Aytaç Arman ödülün Arzu Okay’a verilmesini protesto ederek “Bu ödül bir seks yıldızına mı kaldı! Ona kadar ne oyuncular var!” derler… Oysa aynı Lale Mansur, 1993 yapımı “Amerikalı” filminde Arzu Okay’ı hiç aratmayacak kadar şehvetli sahnelere imza atmıştır. Yine de aslında çevirdiği 100 filmin sadece 20 kadarı “erotik” sayılabilecek meslektaşını kınamaktan geri durmamıştır. Ödülü alanı değil, alamayanı dert etsek, şimdiye kadar her şey düzelirdi.

Uzun lafın kısası; Tanıdığın var mı, varsa gelir ödülünü alır gidersin, koyarsın şöminenin üstüne… Sosyal medya çalkalanır ama ne gam, nasıl olsa 3 gün sonra her şey unutulur.

Ha, şunu da unutmamak gerek. İbrahim Tatlıses tartışmalı bir kişilik. Kimse onun yaptıklarını onaylamıyor ama adamın ülke sanatındaki yeri de tartışılmaz. Yaptığı albümler, çektiği filmler ve TV programları yüzünden binlerce insan ekmek yemiştir. Politik doğruculuğu göz ardı edebilirseniz o ödülü verebilirsiniz de ama işte orada da şöyle bir dert var. Altın Kelebek’e sponsor olan şampuan markası ve başka binlerce marka ideal tüketiciyi dizayn etmek adına sürekli olarak güçlü kadın imajına yatırım yapıyor, marka algısını bu yönde oluşturmaya çalışıyorlar.

Bu ödül sayesinde de anladık ki herkesin derdi malını satmak, kadınlar kimsenin umurunda değil!

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com