Netflix’te bedavaya izleniyor ama hala gişe lideri! Organize İşler’in sırrı ne?

Yılmaz Erdoğan'ın yönettiği Organize İşler Sazan Sarmalı, Netflix'te bedavaya izleniyor olmasına rağmen gösterimdeki dördüncü hafta sonunda 155.137 seyirci tarafından izlendi ve Box Office Türkiye liderliğini sürdürdü.

Sizi bilmem ama ben Organize İşler: Sazan Sarmalı'nın salonda ve Netflix'te aynı anda gösterilmesinden memnunum. Bu adeta bir deney, bunun sonuçlarını analiz etmek bir sinema yazarı için büyük fırsat... Bu deneyden çıkan sonuçları okurlarımla paylaşmak isterim.

Öncelikle, Türkiye'de festival zamanları dışında evden çıkmayan hatırı sayılır sinemasever var. Çoğu orta yaş/üstü... Netflix onlar için güçlü bir seyir imkanı yarattı. Halihazırda sinemaya gidenler ise daha çok gençlerden oluşuyor. Onlara sinemasever yerine sinemagider demeyi tercih ediyorum. Film izleme hadisesi bu grup için AVM'de geçirilen bir hafta sonunun final eğlencesi... Zincir sinemalardaki vizyon takvimi de bu kitleye hitap ediyor.

O yüzden, 2. haftasında Netflix'te gösterilmesine ve vizyonda bir ayını doldurmasına rağmen Organize İşler: Sazan Sarmalı, hafta sonu 155 bin bilet satmayı başarıyor. Gösterime yeni giren filmlere rağmen gişenin lideri!

Bu başarı, yapımcı için malını aynı anda iki markette satabilmek demek ve şu an aleyhte konuşanlar dahil tüm yapımcılar bunu denemek için can atıyor. Bu deneyden anlaşılan şu; filmler aynı anda hem salonda hem  Netflix ve benzeri platformlarda gösterilebilir ve bu yapımcının karını azaltmak bir yana arttıran bir durum. Ayrıca tüm riski üstlenen yapımcının elini salonlara karşı güçlendiriyor. Artık salon tarafı, ¨film iş yapmıyor, kaldırın¨ derken bir kez daha düşünecek zira kollarını açmış bekleyen bir Netflix var. Yapımcının kıymetleneceği zamanlar... Bu arada gişesinden umudu olmayan pek çok yapımcı doğrudan Netflix'e girebilir, bunu da öngörmek gerek.

Roma, Oscar'da yarışırken, Ben Affleck'li Triple Frontier'in izlenme zamanı yaklaşmışken, Martin Scorsese, Schindler'in Listesi'ni yazan adamın senaryosunu Robert De Niro ve Al Pacino ile çekerken film işinin nereye gittiğini görmemek için deve kuşu olmak gerek. ¨film sinemada izlenir¨ mottosuna gelince. Fida Film’in reklamlarında kullandığı bu cümle sinema sanatı ile ilgili bir yerli slogan oldu adeta... Evet, hiçbir şey sinemada film izlemenin yerini tutmaz ama o cümle ev sineması imkanları korkunç bir hızla gelişirken geçersizleşiyor.

65¨, 4K standartlarında, bir de ses sistemi bağlanmış TV'si olan adama bunu anlatamazsınız. Ülkemizdeki salonlar rahat ama projeksiyon başarımı çok düşük. Perdeye soluk görüntüler düşüyor çünkü işletmeciler büfe fiyatlarını daha çok umursuyorlar. Yine de salonlar açısından durum baştaki kadar umutsuz değil. O. İşler 2'nin hala gişe lideri olması onlarda da bir rahatlamaya yol açtı. Artık eskisi kadar sert açıklamalar yapmıyorlar. Filmi salonda izleyecek olan mutlaka izler, evdekini de kanepeden söküp salona sokamazsın.

Salonlar da, yapımcılar da bu gerçeğin farkında olarak hareket etmeli. Bence olan ulusal TV kanallarına oldu zira salonla aynı anda olmasa bile filmler vizyondan düşer düşmez Netflix'te gösterilir olacak artık. ¨TV'de ilk kez¨ mottosu tarihe karışıyor. İyi de oluyor, kuşa çeviriyorlardı filmleri...

Uzun lafın kısası; eskiden sinemada izlediklerimiz artık Netflix'e geliyor ve eski nesil seyirci yeniden film için para harcar hale geldi. AVM sinemaları ise kendi kitlesini oluşturdu, onlar da sinemada film izleyerek eğleniyor ve aldıkları bilet salonları açık tutmaya yeter. Hem bu sayede, Kadıköy Sineması gibi salonların değeri iyice ortaya çıkacaktır. Hem kendisi hem vizyonu müstakil sinemaların sayısında artış olacaktır diye düşünüyorum. Her AVM'de (aynı filmleri gösteren) sinemalar olacağına Kadıköy ya da Beyoğlu Sineması gibi yerler olsun.

Sinemada ya da evinizin salonunda, sizi mutlu eden filmler izlemeniz dileğiyle...

murattolga@gmail.com