Netflix’in Aşil Tendonu: Aşk101 Osman!

Aşk101… İzleyip çoktan unutmamız gereken sıradan bir gençlik dizisinin etrafında bu kadar dönüyor olmamız ne tuhaf ama Nisan ayında, bu dizinin Netflix’in başını çok ağrıtacağını yazmıştım.

Aşk101… İzleyip çoktan unutmamız gereken sıradan bir gençlik dizisinin etrafında bu kadar dönüyor olmamız ne tuhaf ama Nisan ayında, bu dizinin Netflix’in başını çok ağrıtacağını yazmıştım. Geldik Temmuz’a ve bir bardak suda koparılan fırtına dinmek bilmiyor. İktidar, Netflix’i sıkıştırmak istediğinde Aşil’in topuğunu bulmuş gibi buradan saldırıyor.

Dizinin 2. sezon hazırlıklarının devam ettiği şu günlerde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, gazeteci Cüneyt Özdemir‘in YouTube kanalına konuk oldu. Cüneyt Özdemir, konuğuyla sosyal medya düzenlemesi hakkında konuştukları sırada, “Diğerlerini anladım da, Netflix niye araya sıkıştı? Özellikle bir araya gündeme gelen eşcinsellik meselesi mi?” diye sordu. Mahir Ünal bu soruya oldukça muallak bir yanıt verdi ama çözmek için Enigma makinesine gerek yok. Verdiği patikalı cevapların arasında özellikle şurası dikkatimi çekti.

“Netflix bir dizi istedi, dizinin senaryosu hazırlandı. Dizi bir eşcinsel hikayesiydi ve orada Osman isminde bir eşcinsel üzerinden yerli yapım firmasına bir dizi yapım teklifi verdi. Bu normal bir şey diyebilirsiniz. Ama Almanya‘da, Fransa‘da Hollanda‘da ya da ABD’de, bir eşcinsel kendi özel hayatını yaşar. Ama gazete almaya gittiğinde eğer yanında çocuk edindiği ya da kendi çocuğu da olabilir, gazete bayisine gittiğinde bir porno dergisinin poşet içinde satılmamasına tepki gösterir.”

Mahir Ünal’ı dinlerken, Netflix’i kumandada Kanal D ile Show TV’nin arasında bir yerde sanıyor insan ama Netflix, para ile üyelik satan ve bu üyeliği de şifre vasıtasıyla kullandıran bir sistem. Kimse rızası olmadan bu platformun yayınlarına maruz kalmıyor. TV’yi açtım ve karşıma hep eşcinseller çıktı gibi bir durum yok. Platformda yüzlerce dizi ve film var ve üyeler bunlar arasından seçerek izliyor. Kullanıcı paneli bile kullanım alışkanlıklarına göre şekilleniyor, yani herkesin Netflix’i başka… Mahir Ünal’ın söyledikleri gerçeklikte bir yere oturmuyor.

Üstelik başka bir dijital platformda Aşk101’den çok daha fazla çıplaklık ve cinsellik içeren bir yapımın yayını daha yeni bitmişken Aşk101’e ve onun üzerinden Netflix’e bu kadar sarmanın sebebi ne? Eşcinsel karakterin adının Osman olması mı? Buna inananlar da olacaktır elbette, başka bahane lazım olursa dizinin 24 Nisan’da yayınlanmasını öne süreceklerdir. Bu yıl, Ramazan'ın 1. günü 24 Nisan 2020, Cuma gününe denk geliyordu ve 24 Nisan tarihi bazı ülkelerde bazı ülkelerde de Ermeni Soykırımını Anma Günü olarak anılıyor. Demem o ki; bahane arayınca bulunuyor ama hakikat ne?

Biraz niyet okumak gibi olacak ama Netflix’e gösterilen sopanın sebebi kıytırık bir gençlik dizisindeki eşcinsellik imaları değil gibi… İktidar ona oy veren muhafazakâr seçmeni memnun etmek için bu tür söylemler üretiyor olabilir ama bana sorarsanız asıl sebep, Netflix’in kendisinden önceki “para ödeyerek abonelik satın almak suretiyle izlenebilen” yayıncılık anlayışını hızla tarihin sayfalarına yolluyor oluşudur. Netflix, Türkiye’den abone toplamaya başladığından bu yana Digiturk ya da D-Smart gibi sistemlerin abone sayısı güneşte kalmış dondurma gibi eriyor.

Digiturk’ün adı Türk ama kendisi değil. Digiturk, 2014 yılında, TMSF kontrolündeyken hisselerin tamamı 1.2 milyar USD karşılığında Katarlı Bein Media Group’a satıldı. Bein Medya, Digiturk’ü satın aldığında platformun 3.3 milyon abonesi vardı. Bu sayının şimdilerde 2 milyon olduğu söyleniyor.

Cine5 ve sonrasında Digiturk bir zamanlar reklamsız film izlemek isteyenlerin favori platformlarıydı. Buralara abone olmak bir ayrıcalık göstergesiydi ama şimdi o hava Netflix üzerinden atılıyor. Netflix ABD'de bizim Digitürk ve D-Smart'a karşılık gelen kablolu yayının canına okudu. Bizde de gidişat o yönde… Eskiden olsa film izlemek için gelen abonenin gidişi umursanmaz çünkü spor yayıncılığı çok daha karlı ancak pandemi süreci ve liglerin tatil edilmesi lig maçlarını yayınlayan platformun satışlarına büyük zarar verdi. Bu şartlar altında Netflix bir tehdit olarak algılanıyor ve platformun Katarlı sahipleri tarafından hükümete baskı yapılıyor olabilir.

Yazacaklarım bu kadar, bir daha bu konuya döner miyim bilmiyorum ama Mahir Ünal’ın söyledikleri, “bu platforma yapılan dizinin senaryosuna (ya da kurgusuna) müdahale ettikleri itirafı olarak yorumlanabilir. Hal böyleyse daha fena çünkü bu “biz alenen sansür uyguluyoruz” demek. Bir Netflix abonesi olarak cevap beklemek en doğal hakkım ve hem Netflix Türkiye’ye hem de diziyi hazırlayan Ay Yapım’a soruyorum; siz dizilerinizi yazdıktan ya da çektikten sonra siyasilerin onayına mı sunuyorsunuz?

Umarım öyle değildir ama eğer öyleyse, bunun sonu yok ve sizi kimse kurtaramaz, geçmiş olsun.