Netflix neden Türkiye’nin en çok izleneni değil?

Hepimiz, Türkiye’nin en çok izlenen dijital platformu Netflix sanıyorduk ama öyle değilmiş!

Hepimiz, Türkiye’nin en çok izlenen dijital platformu Netflix sanıyorduk ama öyle değilmiş! JustWatch’a göre, Türkiye pazarının yüzde 43'ü BluTV'nin elinde. Netflix yüzde 24'le BluTV'yi takip ederken, ülkeye resmi olarak yeni giriş yapan Amazon Prime Video yüzde 16 ile onları izliyor. Geri kalan platformların toplamıysa yüzde 17'lik bir oranla pazardan kendi paylarını alıyor.

Bu verilere göre BluTV’nin abone sayısı Netflix’i ikiye katlıyor. Şaşırtıcı bir sonuç ancak dijital platformlara yönelen kitleyi düşününce anlamlı. Acun Ilıcalı’nın Exxen’i tutturmak meselesinde ne kadar zorlanacağını da gösteriyor.

Türkiye’de antenten gelen yayını izlemek yerine dijital platformlara üye olanların tercihleri anlaşılmalı.

Elbette tek bir Netflix şifresini neredeyse 10 kişinin kullanması gibi bir durum var. BluTV’de böyle bir şey yok, size ait aboneliği kullanma hakkı sadece sizin. İki kişi aynı anda izlerse sistem duruyor. O yüzden insanlar Netflix şifrelerini misafire şeker-kolonya ikram eder gibi paylaşıyorlar ama BluTV aboneliklerini yeminli bir gizli örgüt gibi koruyorlar.

Yine de tek sebep bu değil. BluTV dijital platform içeriğinin nasıl olması gerektiğini, kimlerin buna para verip izleyeceğini en baştan çözmüş gibi duruyor.

Netflix her hafta önümüze film-dizi yığarken BluTV az ama öz orijinal yapımla karşılık verdi. BluTV yapımlarının ortak özelliği, ulusal kanallarda ya da Youtube gibi sosyal medyalarda karşılaşamayacağınız niş işler olmaları. Netflix Türkiye ise stara yatırım yaptı. Çağatay Ulusoy’lu Hakan Muhafız, Beren Saat’li Atiye… Janjanlı işler ama zeka seviyeleri düşük, birkaç bölüm sonra foyaları ortaya çıkıveriyor. Berkun Oya’nın Bir Başkadır’ı gelene kadar Netflix’in elinde BluTV’nin Bozkır’ına, Masum’una, Çıplak’ına, Pavyon’una, Bartu Ben’ine cevap verecek hiçbir şey yoktu.

Amazon Prime çok ucuz abonelik fiyatlarıyla abone arttırdı ama kütüphanesini aynı hızla genişletemediği ve henüz düzgün bir yerli orijinal iş üretemediği için daha fazla genişleyebilir gibi durmuyor. Bein ise çok hantal. Burada işleri değiştirebilecek yeni yerli aktör Exxen olabilir ancak daha önce de yazmıştım, bu kadar genç seyirci odaklı olmak iyi bir şey değil. Bizde gençler anne-baba şifresi kullanır, kendileri gidip bir yere abone olmazlar. Youtube’da zaten bedava olan içeriği Exxen’e taşımak ne kadar iyi bir fikir bilemiyorum. Hasan Can Kaya ya da Feyyaz Yiğit transferlerinin altının iyi doldurulması gerekiyor ama dijital platform izleyicisinin bu kadar gülme-eğlenme kafasında olduğunu sanmıyorum. Dedim ya, Youtube zaten bu tür içerikle kaynıyor. Hasan Can Kaya çok başarılı bir genç adam ama hızlı ve harika çıkışı Exxen yüzünden sıkıntı yaşayabilir. Keşke bir süre daha böyle devam etseydi.

Exxen’in iyi bir çıkış yapabilmesinin ve diğerlerinden abone kapabilmesinin yolu çok iyi bir fiyatlandırma ile olabilir. Amazon Prime Video gibi agresif bir abonelik ücreti ile gelirse insanlar “hadi, bu da olsun” diyebilirler yoksa zor. Çünkü hedeflediği kitle dijital dünyanın bedavacıları. Evet, Survivor’a gelen SMS’ler iştah açıyor ama burası başka bir arena.

Netflix gibi bir balinaya yem olmak yerine onu yutan küçük balık BluTV’yi kutlarım, gerçekten de orijinal işleri heyecan verici. Saygı’yı da merakla izliyorum ve yeni projelerini merak ediyorum. Dijital platformlar giderek daha da çok yer işgal edecekler, dışarıda da böyle bir eğilim var. Merakla beklenen gişe bombası, Godzilla Vs. Kong Filmi salonlara girmek yerine dijital Platformlarda karşımıza çıkabilir. İddialara göre Netflix, filmin hakları için yaklaşık 200 milyon dolar ödemeyi göze almış durumda. Fakat Warner Bros.'un araya girdiği ve Godzilla vs. Kong filmini kendi yayın platformu olan HBO Max'te yayınlamak istediği de söyleniyor. Bizde de sinema salonunda vazgeçip dijitalde seyirci arayan işler var. Ezel Akay’ın, 9 Kere Leyla’sı gibi…

Bu rekabet ortamında, sinemalar yine kapandı, açıkken de kimse gitmiyordu çünkü mısır parasına gözünü diken büyük yapımcılar bu zor zamanlarda “çalışmaz” deyip film çekmedi. Ankara’da, Antalya’da festival seyircisi salonları dolduruyordu halbuki, seyirci vardı, içerik yoktu. Saloncular da kira ödememek için iktidara tavsiye verip sinemaları kapattırdı. Hepsi başını taşlara vuracak ama geç olacak. Kitleye yönelik filmler hızla dijital platformlara kayıyor. Zincir salonlarının işi zor, müstakil sinema salonları ise niş işler göstererek ayakta durabilecek gibi. Önümüzdeki birkaç ay içinde geleneksel film göstericiliğinin kaderi belli olacak ama tünelin ucu iyi bir yere çıkacak gibi görünmüyor.

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com