Nereye gidiyorsun Türkiye? Kocamın sevgilisini eve ben çağırdım!

Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz, sınıf gözetici pandemi kısıtlamalarıyla dünyamız daha da tuhaflaştı. Çalışırken özgür bırakılan köleler gibiyiz. İşe giderken, çalışırken, eve dönerken özgürsün. İşin yoksa #evdekal ve seyret kümesinden kurgu dünyaları. TV'de ve dijital platformlarda... Doyduk, kurguya doyduk!

Ulusal televizyon yayıncılığı bir sürü dizinin kanallara bölüştürülmüş halde yayınlanmasından ibaret. Hepsini toplarsanız ortaya kocaman bir DİZİ TV çıkıyor. Gelirlerinin büyük bölümü vatandaşlardan toplanan bandrol ücretleri ve elektrik faturalarından tahsil edilen paylardan oluşan TRT bile bu yoldan çıkamıyor. İyi eğitim almamış, iyi beslenmemiş bir halkın önüne küspeyle hayvan besler gibi kürek kürek atılan kurgular.

Dizi evreninde herkes çok güzel, çok yakışıklı. Kocaman, iyi döşenmiş evlerde oturup şahane arabalara biniyorlar. İlk bölümlerde fakir sandığınız bile birkaç bölüm sonra gerçek hayatta asla olmayacak sınıflar arası bir rastlaşmayla zenginler ligine transfer oluyor. Yeşilçam zamanlarından bu yana hiç değişmeyen bir drama formülü bu, TV karşısında çakılıp kalmış fakire aşk ve zenginlik hayali satmak!

Gündüz Kuşağı Dizileri Aratmıyor!

Ne haldeyiz görmek istiyorsanız, cevabı yine televizyonda. Gündüz kuşağında yayınlanan bazı programlarda, saatler-sezonlar boyu süren ilişki dizileriyle aklı karışmış bir toplumun ne hale geldiğini izleyebilirsiniz. Dün Esra Erol’un sunduğu Esra Erol’da programında Salih adında biri vardı. Adamın genç bir eşi varken yetmemiş daha genç bir kadını kandırmış, sevgili yapmış. Utanmamış o kadını evine getirmiş, eşi ve 3 çocuğuyla yaşamaya mecbur etmiş. Resmi nikahlı eşi çaresizlikten, sevgilisi ise aşk sandığı bir kafa karışıklığı yüzünden, izlediğim kadarıyla biraz da anasından bıktığı için adamın peşinden gitmiş. Ne adam yakışıklı (ne de zengin), ne kadınlar güzel ama kurguyu aşan boyutlarda yaşanan vıcık vıcık ilişkiler.

Esra Erol adamı sıkıştırınca “ben artık hayatıma sevgilimle devam edeceğim” diyor ve karısı oracıkta ağlamaya başlıyor. Bacım, senin bu adamı şimdiye kadar 856 bin kez terk etmiş olman gerekmiyor muydu, neyin bağlılığı ya da mecburiyeti bu?

Bu kadınlar bu yanlış ilişkileri ve erkekleri bir sığınak gibi görüp kaçıyorlar. O mutsuzluğu baba evindeki mutsuzluğa tercih ediyorlar. Esra Erol adamın karısıyla konuşurken kadıncağız “iyi ki kızım yok, o da benim kaderimi yaşardı yoksa” diyor. Mesele orada anlaşılıyor.

Türkiye’de her şey değişiyor ama kadının kaderi bir türlü değişmiyor. Türkan Saylan, kız çocuklarının eğitimi için mücadele eden ömrünü insanlığa adamış bilim insanıydı. Saylan'ın evi, Ergenekon soruşturması kapsamında 13 Nisan 2009 tarihinde basıldı, pek çok kişisel evrakına baskında el konuldu. Saylan'ın başkanlığını yürüttüğü ÇYDD'nin büroları da baskında hedef oldu. Saylan, bir süredir kanser tedavisi görüyordu. Bu baskından bir ay sonra 18 Mayıs 2009'da hayata gözlerini yumdu.

Yeni Türkiye deyip duruyorlar ya, biz bunları, bu kuma hikayelerini 60’lar-70’ler Yeşilçam filmlerinde bırakmamış mıydık? Görünen o ki; bu ülke hala kadınları cahil kalsın istiyor. Türkan Saylan neden hedef oldu, yolundan döndürülmeye çalışıldı, şimdi anladınız mı?

Bu programlara çıkan rezil heriflere aşık-terkedilmiş-çocuğuyla ortada kalmış-kaçmış kızlar daha 20’li yaşlarda, milenyum çocukları bunlar ama cahil kalmışlar ve çok çaresizler. Onları yetiştirenlerden bir adım öteye gidememişler. Bu onların değil, sistemin suçu! Yeterince televizyon izlerseniz göreceğiniz şey bu.

ATV gibi iktidara akredite bir kanalda izlediğim bir programı yorumlayarak geldiğim nokta bu; Yeni Türkiye, eskisinden çok daha kötü ve tuzaklarla dolu. Okutun çocuklarınızı, bir iş-ev-hobi sahibi olmasını sağlayın ve gerisini ona bırakın. İnanın evladınızı en iyi böyle korursunuz. Hayata kendi ipiyle bağlanmış bir insandan daha güçlüsü yoktur çünkü. Devletin de yapması gereken bu, dar gelirli ailelerin kız çocuklarının çok iyi eğitim alması için çabalamalı sistem. Biz cehaleti başka türlü yenemeyiz ama başımızdakiler, bizi sanki özellikle cahil bırakmak ister gibiler.

O zaman, al eline kumandayı aç televizyonu ve izle rezilliklerini Türkiyem!

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com