Röportaj
11 Mar 2018 09:42 Son Güncelleme: 24 Kas 2018 02:04

Mehmet Aslantuğ'dan, Hülya Koçyiğit'e tepki: Baskı yok diyemezsin!

Hürriyet'ten Hakan Gence, Mehmet Aslantuğ ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Mehmet Aslantuğ'dan, Hülya Koçyiğit'e tepki: Baskı yok diyemezsin!
Mehmet Aslantuğ, geçen hafta Hülya Avşar’ın karşısında söylediği cümlelerden, Hülya Koçyiğit’in “Baskı yok” açıklamalarına kadar birçok konuda soruları yanıtladı.
 
Avşar için, "Buna rağmen neyin özlemini duyar, neden yorgun düşmüştür de, böyle şeylerden dem vurur" diyen Aslantuğ, Koçyiğit'in sözlerine ise katılmadığını ifade etti.
 
İşte Hürriyet'ten Hakan Gence'nin Mehmet Aslantuğ ile yaptığı röportajın ilgili kısmı: 

"- Bu hafta Hülya Avşar karşısında ‘kadın hakkı ve kadın üstünlüğü’nü savunmak durumunda kaldınız...
 
- Hülya; üreten, çalışan, muhtemelen ailesi ya da etrafındaki erkeklere de iş imkânı sağlayan bir kadın. Buna rağmen neyin özlemini duyar, neden yorgun düşmüştür de, böyle şeylerden dem vurur? Ayrıca kendisini açıklamaya her zaman gücü vardır!

- 'Hiçbir kadın geleceğini bir adamın vicdanına, aşkına, günün sonunda aklının karışmasına bırakmamalıdır' cümleniz sosyal medyayı ayağa kaldırdı. Biraz açar mısınız?
 
- O çok matah bir ifade değil. Daha iyisini kurmaya çalışayım! Hayat ihtiyaç duydukça başını güçlü bir erkeğin omzuna yaslayan bir kadın olmakla; güçlü bir kadının omzuna yaslayan erkek olmak arasındaki farka göre kurulamaz. Buna göre dizayn edilen toplumların varacağı bir yer yok. Kumdan kaleler gibi, yıkılırlar!

- Hülya Avşar arada böyle çıkışlar yapıp kendinden konuşturur. Eskiden alıcısı da vardı. Ama sanki artık tahammül sınırlarımız değişti. Türkiye ve kadınlar bambaşka gibi, katılır mısınız?
 
- Söylemek istediği şey, ekonomik değil, psikolojik muhakkak. Ama bu psikolojinin cinsiyeti olmaz. En azından olmamalı! ‘Sosyal medya’ söylediğin o değişimin dinamiğine tipik örneklerden. Yönetim erkinin de şu ya da bu biçimde kâbusu olmuş durumda, baksana! Ben henüz dahil olmadım, ama etkilenmemek mümkün değil.
 
HÜLYA KOÇYİĞİT'E KATILMIYORUM
- Son dönemde sanatçılar siyasi figürlerin daha sık yanında. Sanat ve siyasetin iç içe olmasına ne diyorsunuz?
 
- Kendi tasarrufları. Kişisel fikrim şu; sanatçının söylemlerinde politik duruş olabilir. Bunun kriterleri bellidir. Kamu yararı üzerinden konuşur. Siyasi partilerle, liderleriyle ya da üretilen siyasete dolaylı da olsa kefil olmak bana göre değil.

- Hülya Koçyiğit bir röportajında 'Baskı yok. Aksine herkes çok özgür' dedi. Katılıyor musunuz?
 
- Katılmıyorum! Mesela sistemi eleştirdiğin bir oyun yasaklanıyorsa, baskı yok diyemezsin. Elbet birilerinin de sistemi, düzeni eleştirme özgürlüğü olacak. Olağanüstü Hal’in bir yönetim biçimine dönüşmesine sesi çıkacak. Dün eleştirirken doğru da, şimdi mi yanlış.

- Peki sanatta özgürlük var mı?
 
- Sanat doğası gereği muhaliftir. Muhalif partili değildir, muhaliftir! Tüm iktidarların olası sapmalarına, yanlışlarına bir taraftar gibi kayıtsız, sessiz kalamaz! Bu nedenle bu türden çabaları yönetim erki tarafından bastırılmaya, sindirilmeye çalışılır. Dolaylı ya da dolaysız. Ancak sanatın, incelikli tavrını terk edip hareket etmesi de doğru değil. 

- Kısa süre önce dijital yayınlara sansür imkânı tanıyan yasa Meclis’e sunuldu...
 
- Bu tür yasakların hangi ülkelerde olup olmadığına, sonra o ülkelerin; dünya klasmanındaki sıralamasına bakalım. Eğitim standartlarından sosyal devlet olarak meziyetlerine, endüstri, sanat ve kültür alanlarında yaptıklarına. Sonra da kamusal alanı ilgilendiren işlerde yolsuzluk ve rüşvet karnesine! Aklı ve vicdanı olan ne hissedecekse ben de onu hissediyorum!

- Son dönemde ‘Atatürk’ vurgusu daha çok yapılıyor. Bu duruma nasıl bakıyorsunuz?
 
- Biraz okuyan, araştıran, mukayese ve muhakeme eden herkes, Atatürk’ün değerinin farkındadır."