Medya yeni oyuncağını buldu: Bu çocuğu okutmayıp da sanayiye mi versek!

Peşinen söyleyeyim; mimikleri ve jestleriyle, turist kızları etkilemenin peşine düşmüş bir sahil kasabası filozofunu andıran Atakan dahi falan değil üstelik kafası fena halde karışık!

Çok değil daha birkaç gün önce Atakan’ın varlığından bihaber, yaşayıp gidiyorduk. Sosyal medyada yayınlanan küçük bir röportaj videosu ile 5 ayda 250 kitap okuduğunu iddia eden bu küçük kardeşimizle tanıştık. Boyundan büyük laflar eden Atakan, oynatacak maymun arayan medyanın ilgisini çekti ve gündem oldu.

Peşinen söyleyeyim; mimikleri ve jestleriyle, turist kızları etkilemenin peşine düşmüş bir sahil kasabası filozofunu andıran Atakan dahi falan değil üstelik kafası fena halde karışık! 80’ler Çiçek Bar entelektüellerinin yaptığı gibi havalı kelimeleri, cümleleri ard arda dizerek filozof olunmuyor.

Normalde biz yetişkinler çocukla çocuk oluruz ama bizimle yetişkin olan bir çocuk görürsek şaşırıyoruz. Atakan da bunlardan biri, tekinsiz ruh hali ve üsttenci beden dili yüzünden de medyanın önce sevdirip sonra taşlattıracağı bir figür olarak yükseliyor. Ben ortada bir inanılmazlık göremeyenlerdenim. Karşımdaki, okuduğu şeyleri özümseyemediği gayet ortada olan, saçma sapan şeyler öne süren ve bazı videolarından da yola çıkarak söyleyebilirim ki adab-ı muaşeretten de bihaber bir çocuk var. Adam (pardon çocuk) annesine “sizi şöyle alalım” falan diyor. Akıllara zarar!

Atakan ilk değil, zaman zaman böyle mucize çocuklarla karşılaşıyoruz.  Bir zamanlar "Süper Çocuk Selimcan" vardı. Reha Muhtar'ın ve Siyaset Meydanı'nın en derin tartışma konularında bile boyundan beklenmeyen fikirlerini akıcı bir şekilde dile getiriyordu. Başta Reha Muhtar olmak üzere o zamanki medya insanları Selimcan’ı limon gibi suyunu iyice sıkıncaya kadar kullandılar sonra da unuttuk gitti. İyi ki de öyle yapmışız da çocuk düzgün bir şekilde eğitimini tamamlayıp hayatına kendi bildiği gibi yön verebilmiş.

Ama yine de Atakan’ın durumu biraz farklı. Selimcan tüm bilmişliğine rağmen çocukluğundan da vazgeçmiyordu. Atakan ise Omen filmlerinde karşımıza çıkan çocuk gibi ülkeyi ele geçirip hepimizi de mahvedecekmiş gibi bir hava çiziyor.

Ben, bu çocuğu okutmayıp oto sanayiye mi versek diye düşünüyorum mesela... Bir nükleer füzenin ateşleme düğmesinin başında Atakan otursa insanlığın sonunun gelmesi an meselesi... Neredeyse herkes elindeki telefon sayesinde bir kameragöze dönüştüğü için her gün yeni görüntüleri ortaya çıkıyor. Bir kitap fuarında açık bir şekilde, “tek yol anarşi, dünya üzerindeki tüm ülkeler yok edilmeli” falan diyor. Sana layık olamadık Atakan!

Uzun lafın kısası; dünya klasiklerini okuması gereken yaşta ağır felsefe kitapları ile aklı karışmış, kendisinden çıkmayan rastgele fikirler fışkırtan düz bir çocuk Atakan. Bunun büyümüş halini yıllar önce Biri Bizi Gözetliyor’daki Eray olarak izledik! Yeni bir şey bile değil

Atakan’ın anasına babasına tavsiyem bu çocuğu televizyoncuların elinden kurtarsınlar yoksa  üç günlük panayır kurulmuş hayatları normal düzenine erdiğinde Atakan’ın travmasıyla baş edemeyebilirler. Zaten şimdiden kontrolü yitirmiş gibi görünüyorlar. Hayırlısı...

Murat Tolga Şen - murattolga@gmail.com / sosyal medya: @murattolga