Maria ile Mustafa’nın aşkını izleyene bedava Kapadokya gezisi!

Maria ile Mustafa “güzel atlar diyarı” Kapadokya’da yaşanan bir kartpostal dizisi… İlk bölümün en iyi yaptığı şey seyirciye güzel manzaralar göstermek ve bölgenin kendine özgü mimarisinin sonucu olan etkileyici taş binaları gezdirmek.

Atv'nin NTC Yapım imzalı yeni dizisi Maria ile Mustafa’nın ilk bölümünü dün akşam izledik. Dizi çok güçlü bir açılış yapamadı ama dizi izlemek için ekran karşısına geçen seyircinin dikkatini çekmeyi başarmış. Maria ile Mustafa’nın ilk bölümü Total'de 3.76 ile 4. AB'de 3.35 ile 5. oldu.

Maria ile Mustafa “güzel atlar diyarı” Kapadokya’da yaşanan bir kartpostal dizisi… İlk bölümün en iyi yaptığı şey seyirciye güzel manzaralar göstermek ve bölgenin kendine özgü mimarisinin sonucu olan etkileyici taş binaları gezdirmek.

Maria ile Mustafa’nın alfa erkeği Mustafa’sını Survivor yarışmacısı olarak hayatımıza giren Hilmi Cem İntepe canlandırıyor. Mustafa, ölen abisinin hamile sevgilisiyle evlenmek zorunda kalmış ağa oğlu bir genç adam. Yani yine “zenginin aşkını” izleyeceğiz çünkü dizi izleyicisi fakir sevse bile fakirin aşkını izlemeyi sevmiyor.

Ölen abinin eşiyle-sevgilisiyle evlenme teması dizilerde karşımıza sıklıkla çıkıyor. Yemin ve Urfalıyam Ezelden dizileri ilk aklıma gelenler. Urfalıyam Ezelde’nin başkarakteri Cemal de tıpkı Mustafa gibi abisi öldürüldükten sonra onun hamile eşiyle evlenmek zorunda kalan, eski yengesi yeni eşi olan kadını sevmeyen ama sorumluluklarını yerine getiren biriydi.

Hep söylüyorum, senaristlerimiz artık toplumu okuyamıyor, değerlerin nasıl değiştiğini takip edip buna uygun hikayeler yazamıyor. 2020 yılında abisi öldü diye yengesiyle evlenen adamın hikayesine inanmıyorum hele de bu trajedi sinemada ve dizilerde hunharca sömürülmüşken.

Maria ise “biz bu diziyi dışarıya da satarız” diye hikayeye sokulmuş Kolombiyalı bir güzel, hikayenin süjesi… Jessica May’in oyunculuğunu doğal buluyor ve beğeniyorum. Mesela Mustafa’nın Maria’ya olan aşkını seyirci göremiyor, birkaç beylik cümle dışında bir şey yok ama Maria aşık olduğunu tüm jestleri ve mimikleriyle hissettiriyor.

Dizide daha ilk bölümden role girmeyi başarmış başka iyi oyuncular da var. Benim en çok gözüme çarpanlar, yılların oyuncusu Tamer Levent ve kardeşinin intikamını almaya adanmış ablayı oynayan Ezgi Çelik. Tamer Levent’i iki gün önce 31. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde onur ödülü alırken izlemiştim. Ezgi Çelik ise aynı sahneyi paylaştığım yakın bir arkadaşım. İşine verdiği önemi en iyi ben bilirim ancak onu fazladan över de yazının samimiyetini zedelerim diye çok korkuyorum. Oynadığı karakter saplantılı ama Ezgi oyunuyla onu dengelemeyi sakin sakin dururken bir patlayan birine dönüştürmeyi başarmış. Tekinsiz ve çekici duruyor.

Benim adına “rastgele dizi makinesi” dediğim hayali bir makine var. Daha önce tutmuş tüm dizilerin hikayesini bu makinenin içine atıyor ve kolu çekiyorsunuz. Makine size o dizilerin en iyi kısımlarından yeniden oluşturulmuş ama yeni olmayan bir senaryo veriyor. İşte Maria ile Mustafa da o… İstanbul’da çekilse asla izlemezdim ama her şeyi boşverip Kapadokya’nın güzelliklerine dalmak bile bir izleme bahanesi. Kartpostal dizisi demem de o yüzden.

Dizinin çekimleri sırasında rahatsızlanarak hayatını kaybeden Haldun Boysan’ın sahnelerini buruk bir şekilde izledim. Bu vesileyle yeniden rahmet diliyorum.

Maria ile Mustafa’nın ilk bölümü idare eder bir reyting aldı ama haftaya Arıza başladığında durum değişir. Show TV için hazırlanan Arıza dizisinde Tolga Sarıtaş başrolü Ayça Ayşin Turan’la paylaşacak. Show TV bu diziyi rekabetin az olduğu Pazar akşamında tutturup hafta içine taşıyacak diye düşünüyorum.

Son cümle; Maria ile Mustafa’da daha önce izlemediğiniz bir şey yok. Aynı zenginlikler, aynı tesadüfler, aynı aşklar, aynı fedakarlıklar ve aynı kötü insanlar… Sıkılmadıysanız ya da sanal bir Kapadokya gezisi yapmak isterseniz izleyebilirsiniz. Görüntü yönetmeni bunu sağlayabilmek için bol bol geniş açı kullanmış. Gerisi bildiğiniz şeyler…