Maraşlı hem adalet hem de yargı dağıtıyor!

Ocak ayının ilk iki haftası dizi takipçileri açısından sıkıntılı. Kanalların reklam anlaşmaları yüzünden tekrar bölümlerle idare ettiği tam da bu dönemde ATV yeni dizisi Maraşlı’yı başlattı. Diziyi dün akşam sizler için izledim, kalemim yettiğince yorumlamaya çalışacağım.

Maraşlı’nın, tıpkı “yeni” etiketiyle önümüze sürülen bir sürü dizide olduğu gibi, defalarca izlediğimiz bir hikayesi var. En yakın tarihli örneği vermek gerekirse, 9. bölümde final yapan Yeni Hayat’a çok benziyor. İki dizide de emekli bir özel kuvvetler askeri var. Yeni Hayat’ta, Adem (Serkan Çayoğlu) zengin bir adamın (Tayanç Ayaydın) kaçırılmak istenen eşine (Melisa Aslı Pamuk) yakın korumalık yapıyordu. Bu dizide de Maraşlı (Burak Deniz) yine zengin bir adamın (Kerem Atabeyoğlu) öldürülmek istenen kızına (Alina Boz) yakın korumalık yapıyor. Olaylar farklı gelişebilir ama bu artık çok bildik bir “Bodyguard” hikayesi…

İlk bölümden net bir şekilde anlıyoruz ki Maraşlı, başkarakterin üzerine kurulmuş bir dizi… Bu bölümde izlediğimiz her şey bizi ona hayran bırakmak için kurgulanmıştı. Kendi ağzından çıkanlar dahil ancak “övünmeyi pek sevmeyen” kahramanımızın evine kadar gelen kötü adama attığı tirat fazla hararetliydi. O kısım sucuk markası reklamı gibiydi. Maraşlı kendini övdü durdu, şöyle yaparım böyle bitiririm dedi ama sonra da adamın tetikçisini güç bela yendi, tek bir kavgada bıçaklanıp hastanelik oldu. O tetikçinin yanında biri daha olsaymış, Maraşlı tek bölümlük dizi olacakmış. Senaristlere tavsiyem; eğer kahramanı bu kadar cilalayıp parlatıyorsanız ona bu kadar zor zaferler vermeyin, Steven Seagal gibi çat-çut dövsün işte düşmanlarını…

Maraşlı’nın senaryosunu, kalemi çok övülen, Oğuz Atay tutkusu bilinen Ethem Özışık yazıyor. Dizide şöyle bir diyalog var mesela,

- Kaybolan yıllarıma bakmıştım?

- Az aşağıda bir meyhane var bir de oraya bakın isterseniz.

- Kitap bu, Aşkın Yakar.

- Kimi?

Bu replikler çok beğenilmiş ama kısa bir süre önce izlediğim Saygı dizisinde de aynen şöyle bir diyalog vardı.

- Merhaba, ben Hasret Yakar.

- Biliyorum.

Bölüm boyunca, Maraşlıyı fiyakalı konuşturmak için yazılmış pek çok diyalog var ama karakterin verilmek istenen imajıyla ters düşüyor. Hayattan elini eteğini çekmiş bir adam konuşmaya ya da trip atmaya bu kadar meraklı olmaz.

Maraşlı’nın oyuncu kadrosu, “dijitale iş çektim de geldim” diyenlerden oluşuyor gibi. Yarım Kalan Aşklar’dan Burak Deniz, Aşk101’den Alina Boz, Saygı’dan Rojda Demirer, Eşref Bey’den Serhat Kılıç… Benim en dikkatimi çeken oyunculuk ise sevgili Kerem Atabeyoğlu’ndan geldi. Eski usul ama çok klas bir yorumu vardı yine. Büyük iş adamı Aziz Türel rolüne çok yakışmış ve gayet inandırıcı.

Başrol Burak Deniz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Yarım Kalan Aşklar’dan sonra büyük değişim ancak bazen öyle kasıyor ki rolü karikatüre çeviriyor. Saygın Soysal’ın oynadığı kötü adam karakteri de karikatüre dönüşmeye müsait ama oyuncunun çabasıyla inandırıcı kalıyor. Bir tık ötede Yılan Hikayesi’nin Kürşat’ı gibi olurdu. Yine de dizinin en halledilmiş tarafının oyunculuk olduğunu söyleyebilirim.

Dizinin ilk bölümünde görüntü-ışık-ses açısından teknik bir sıkıntı yok ama kurgudaki tuhaf jump cut’ları (sıçramalı kesme) anlamlandıramadım. Sanki bir Güney Kore aksiyonu izler gibi hissettirdi.

Bir zamanlar Adanalı vardı, o daha bir komik, kendini bu kadar ciddiye almayan bir diziydi ama zamanın ruhu gereği artık nereli olduğuyla bu kadar övünen bir karakterin dizisini yapıyorsanız komiklik falan pek istenmeyebilir. Kahramanmaraş’taki bir AVM’nin sponsor olduğu Maraşlı dizisini Maraşlılar çok sevecektir ama onlar da benim gibi “bizim adam dövüşmeyi bilmiyor mu” sorusunu sorabilirler.

Dizinin ilk bölümü Totalde 7. AB'de 6. olarak fena olmayan bir açılış yaptı ama bu ilgi hızla tükenebilir. Yine de, tutmasa bile, Maraşlı ATV’nin inadı sayesinde sezon sonunu görebilir. ATV, Gençliğim Eyvah isimli diziyi düşük gelen reytinglerine rağmen 17 bölüm yayınladı. Aynı şansı Pazar akşamları yayınlanan Maria ile Mustafa dizisine de tanıdı. Yeni başlayan Akıncı ve Maraşlı da sezon sonuna kadar gider ama gerisi gelecek gibi değil. Benim diziye puanım: 5/10

“Nasıl oluyor da bu kadar kolay karar verebiliyorsun, daha bir bölüm yayınlandı” diyenlere de şunu açıklamak isterim; bu kadar bildik bir hikâye ve kolay tahmin edilebilir olay örgüsünün seyirciyi yakalayabileceğini sanmıyorum. O bolluk günleri bitti. Yeni şeyler denemek lazım, üstelik aynı oyuncularla dijital platformlarda deneniyorken. Ulusal kanalların da bu değişime ayak uydurması gerekiyor. Gölet kuruyor, sular çekiliyor.

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com