Politika
06 Kas 2020 14:30 Son Güncelleme: 06 Kas 2020 14:33

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 5 kuruşluk hakaret davası

Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine son bir haftada iki ayrı konuşmada hakaret ettiği gerekçesiyle toplam 10 kuruşluk tazminat davası açtı.

Google Haberlere Abone ol

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine son bir haftada iki ayrı konuşmada hakaret ettiği gerekçesiyle toplam 10 kuruşluk tazminat davası açtı.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, her konuşma için 5 kuruşluk dava açılmasının gerekçesini, “Neden 5 Kuruş! Genel Başkan talimatı; ‘Adamına, kişiliğine, ederine göre tazminat olmalı, benim için Erdoğan’ın değeri 5 paradır, o nedenle 5 paralık dava açılması lazım, ancak madem ‘Para’ birimi tedavülde yok, o halde 5 Kuruşluk dava aç ve bunu da belirt’ diyerek açıkladı.

Avukat Celal Çelik, Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 10 sayfalık dilekçeyle başvurarak Erdoğan aleyhine 10 kuruşluk davayı açtı. Avukat Çelik, Erdoğan’ın konuşmaların dökümünü ve video kayıtlarını da kanıt olarak mahkemeye sundu.

ANKA’nın edindiği bilgiye göre dava dilekçesinde dile getirilen görüşler şöyle:

KILIÇDAROĞLU’NA HAKARETİ ALIŞKANLIK HALİNE GETİRDİ

"Cumhurbaşkanı sıfatını taşımakla birlikte tarafsızlığını tartışmasız bir şekilde yitiren ve sürekli olarak vekil eden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret etmeyi alışkanlık haline getiren davalı; bu kez 28.10.2020 tarihinde AKP Grup toplantısında ve 03.11.2020 tarihinde Kabine Toplantısı sonrasında yapmış olduğu konuşmalar ile vekil edene yönelik açıkça hakaret ve iftira kapsamlı sözler söylemiştir!

HAKARET VE İFTİRA KAPSAMLI SÖZLER SARF ETTİ 

Davalı Recep Tayyip Erdoğan, yukarıda aktarılan açıklamaları ile Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik; ‘Yüreksiz olduğu/ Siyasetle alakası olmadığı/ Paçavraya dönüştürülecek yoksunlukta olduğunu/ Zeka yoksunu olduğu/ Yalanların ve iftiraların yayılmasına hizmet ettiği, bizzat bunun kaynağı olduğu/ Cahil, izansız, vicdansız olduğu/ Terbiyesiz olduğu/ Beceriksiz, çaresiz, ilgisiz olduğu/ Tescilli yalancı olduğu/ İftiracı olduğu/ Kalbi kin ve nefretle kararmış mahluk olduğu/ İnsanlıktan nasibini almadığı’ şeklinde tamamen yalan, hakaret ve iftira kapsamlı sözler sarf etmiştir. Davalı bu sözleri ile açıkça Kılıçdaroğlu’nun kişilik değerlerine zarar vermeyi hedeflemiştir. Bu söz ve değerlendirmelerin tamamı tartışmasız bir biçimde hakaret kapsamında kalmaktadır.

YARGI ‘ELEŞTİRİ’ DERSE, DİĞER SİYASETÇİLER DE BU SÖZLERİ KULLANIR!

Kaldı ki tamamıyla hakaret ve iftira kapsamlı bu söz ve değerlendirmelerin Türk yargı makamları tarafından eleştiri kapsamlı görülmesi, diğer bir söyleyişle hakaret ve iftira kapsamlı görülmemesi olasılığında bu söz ve yakıştırmaların başkaca siyasiler tarafından iktidar temsilcilerine yöneltilmesi sonucunu doğuracağı gözden uzak tutulmamalıdır!

ERDOĞAN, HAKLI ELEŞTİRİLERİ ÇARPITIYOR

Davalı her zaman olduğu gibi kendi siyasi başarısızlığını örtmek amacıyla, Sayın Genel Başkanın yapmış olduğu açıklamaları çarpıtmaya, başkalaştırmaya ve bunun sonucunda Vekil Edeni kamuoyu önünde küçük düşürmeye çalışmıştır. Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarının ilgili bölümleri irdelendiğinde çok net görülecektir ki davalı Recep Tayyip Erdoğan, vekil edenin haklı eleştirilerini çarpıttıktan sonra tamamen hakaret ve iftira kastıyla hareket ederek Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret söz ve yakıştırmaları yöneltmiştir!

ERDOĞAN, DEPREMİ SİYASETE ALET ETMETKTEN ÇEKİNMEDİ

Davalı Recep Tayyip Erdoğan art niyetli bir şekilde deprem ve sonucunda oluşan can kayıplarını siyasete alet etmeye çekinmeden, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ‘enkazların hala kaldırılamadığından şikayetçi olacak kadar cahil, izansız, vicdansız bir kişi’ şeklinde hakaret ve iftira kapsamlı tanımlamalarda bulunduğu gibi; daha da ileri giderek, Tescilli Yalancı, Terbiyesiz, İftiracı (Müfteri), Beceriksiz, Çaresiz, Kalbi Kin ve Nefretle Kararmış Mahluk, İnsanlıktan Nasibini almayan” şeklindeki tamamen hakaret kapsamlı söz ve yakıştırmalarını kullanabilmiştir!

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ SINIRLARI FAZLASIYLA AŞILMIŞTIR

Belirtmemiz gerekir ki davalının açıklamalarının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında görülebilmesi hukuken mümkün değildir. Hukuk düzeni ifade hürriyetini sağlarken bireylerin kişilik değerlerini ve şahsi haklarını da koruma yoluna gitmiştir. AİHS 10/2 ve Anayasa’nın 26. Maddesi bu kapsamda değerlendirildiğinde de davalı tarafından söylenen dava konusu söz ve yakıştırmaların, İfade Özgürlüğü kapsamında görülemeyeceğini ortaya çıkarmaktadır. Zira eleştiri ve ifade özgürlüğünün sınırları fazlasıyla aşılmıştır!

DAVALININ KİŞİLİĞİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURULSUN

Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tarz seviyesiz ve hadsiz söylemlerine aşina olmakla birlikte, böylesine seviyesizce yapılan açıklamaların elbette hukuk düzleminde yaptırımı olmalıdır. Davalının kullandığı ‘Zeka Yoksunu, Yalancı, Müfteri, Cahil, İzansız, Vicdansız, Terbiyesiz, Beceriksiz, Zavallı, İnsanlıktan Nasibini Almamış, Kalbi Kin ve Nefretle Kararmış Mahluk v.b.’ şeklindeki sözler tek başına davanın haklılığını ve kabulünü gerektirmektedir. Davalı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçmişte kullanılmış (ahlak sınırlarını zorlayan) söz ve açıklamalarından yola çıkarak davalının kişiliği de göz önünde bulundurulup davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.

BÖYLESİ İĞRENÇ YOLLARA BAŞVURMASI

Sonuç olarak davalının; hakaret ve iftira kapsamlı sözleri kullanmayı alışkanlık haline getirdiği, bilinçli bir şekilde Genel Başkanın kişilik değerlerine zarar vermeye çalıştığı, kendi suç ve hatalarını gizleyebilmek ve onları başkalarına yansıtmak amacıyla böylesi iğrenç yollara başvurduğu gerçekliği gözetilerek değerlendirme yapılmasını diliyoruz.

DAVANIN 5 KURUŞ OLMASINI KILIÇDAROĞLU İSTEDİ

Her ne kadar dava konusu hakaret kapsamlı sözlerin ağırlığı, davalının kişiliği ve ekonomik ve sosyal durumu çok yüksek miktarlı tazminata hükmedilmesini gerektirmekte ise de bizzat müvekkilin; ‘Adamına göre, kişiliğine göre, ederine göre tazminat olmalı, benim için Recep Tayyip Erdoğan’ın değeri 5 paradır, o nedenle 5 paralık dava açılması lazım, ancak madem "Para" birimi tedavülde yok, o halde 5 Kuruşluk dava aç ve bunu da belirt’ talimatı çerçevesinde davalının her bir konuşmasına yönelik 5’er Kuruşluk dava açma yoluna gidilmiştir.”